Kültürel Körlük
Cultural Blindness
Tanım
Bireyin kendi kültürünün değer, tutum ve varsayımlarına katı bir şekilde bağlı kalması nedeniyle, farklı kültürel arka plana sahip bireylerin olayları ve olguları algılayış biçimlerini kavrayamaması durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik psikoloji alanında çalışan bir terapistin, bireysel başarıyı ve özerkliği her danışanın mutlak hedefi olarak görmesi; kolektivist bir kültürden gelen ve ailevi aidiyetleri önceliklendiren bir danışanın bu tutumunu 'bağımlılık' veya 'kişilik bozukluğu' olarak etiketlemesi kültürel körlüğün klasik bir tezahürüdür.
Derin Analiz
Kültürel körlük, antropoloji, sosyoloji ve kültürlerarası psikolojinin kesişim kümesinde yer alan kritik bir bilişsel ve tutumsal önyargı biçimidir. Bireyin kendi kültürel paradigmalarını evrensel normlar olarak kabul etmesi (etnosentrizm) temel mekanizmasını oluşturur. Bu durum, alternatif perspektiflerin varlığını zihinsel olarak reddetmeye veya fark edememeye yol açar. Klinik pratikte ve sosyal bilim araştırmalarında, kültürel körlük hem tanısal hatalara hem de terapötik ittifakın zedelenmesine zemin hazırlar. Klinisyen veya araştırmacı, danışanın semptomlarını ve başa çıkma mekanizmalarını değerlendirirken kendi kültürel süzgecinin yarattığı sınırlılıkları fark edemezse, yanlış yönlendirilmiş müdahalelerde bulunma riski katlanarak artar.
Etimoloji
İngilizce 'culture' (Latince 'cultura': tarım, işleme, bakım) ve 'blindness' (Cermen kökenli 'blindan': karanlıkta kalmak, görmezden gelmek) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir bileşik terimdir.
Karıştırmayın
Kültürel duyarsızlık (cultural insensitivity) ile sıklıkla karıştırılır. Kültürel duyarsızlık genellikle bilinçli veya kabaca sergilenen bir saygısızlığı içerirken, kültürel körlük daha çok kişinin kendi perspektifinin sınırlılıklarının farkında olmamasından kaynaklanan yapısal bir kör noktasını temsil eder.