Yalınlayan Dil
İsolating Language
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Klasik Çince veya Vietnamca gibi yalınlayan bir dilde, 'gittim' demek için 'git' fiiline geçmiş zaman eki getirilmez; bunun yerine 'ben - geçmiş zaman belirteci - git' şeklinde ayrı sözcükler ard arda dizilir. Bu durum, konuşanın her bir kavramsal birimi zihinsel sözlükte (mental lexicon) tamamen bağımsız birer varlık olarak kodlamasını gerektirir.
Derin Analiz
Dilbilim ve bilişsel antropoloji bağlamında yalınlayan diller (isolating languages), morfolojik tipolojinin temel kategorilerinden birini oluşturur. Bu tür dillerde sözcüklerin iç yapısı son derece basittir; kelime başına düşen biçimbirim (morfem) oranı bire çok yakındır. Çekimli dillerin (fusional veya agglutinative) aksine, gramer işlevleri (zaman, kip, sayı, hâl) çekim ekleriyle değil, sözcük sırası (syntax) ve yardımcı kelimeler (analitik yapılar) aracılığıyla aktarılır. Bilişsel bilimler perspektifinden bakıldığında, bu dilleri işleyen insan beyninin morfolojik çözümlemeden ziyade sözdizimsel ve bağlamsal belleğe daha fazla ağırlık verdiği nörolinguistik çalışmalarla gösterilmiştir. Klasik Çince ve Vietnamca bu tipolojinin en net ampirik örnekleridir.
Etimoloji
İngilizce 'isolate' (ayırmak, tecrit etmek) sözcüğünden türetilmiştir; kökeni Latince 'insula' (ada) kelimesine dayanır. Dilbilimde biçimbirimlerin birbirine yapışmadan, ayrı sözcükler halinde 'izole' bir şekilde kullanılmasını ifade eder.
Karıştırmayın
Eklemlemeli diller (agglutinative languages) ve bükünlü diller (fusional languages). Temel fark, bu diğer tiplerde tek bir sözcük içinde çok sayıda ekin köke yapışarak karmaşık yapılar oluşturması, yalınlayan dillerde ise her kavramın kendi başına ayrı bir sözcük olarak kalmasıdır.

