Halüsinojen Bağımlılığı
Hallucinogen Dependence
Tanım
Bireyin algı, düşünce ve duygu durumunu değiştiren maddeleri, yol açtığı ciddi psikososyal ve fizyolojik zararlara rağmen zorlantılı bir şekilde tüketmeye devam etmesi durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Yirmili yaşlarındaki bir üniversite öğrencisinin, her hafta sonu yüksek doz sentetik halüsinojen almasına rağmen akademik hayatının ve sosyal ilişkilerinin çökmesine rağmen bu davranışı durduramaması, maddeyi azalttığında ise şiddetli anksiyete ve algısal bozulmalar yaşaması durumu.
Derin Analiz
DSM-IV-TR döneminde bağımlılık ve kötüye kullanım olarak ayrı kategorilerde incelenen bu tanı, DSM-5 ile birlikte daha kapsamlı olan 'Madde Kullanım Bozuklukları' (Substance Use Disorders) çatısı altında birleştirilmiştir. Nörobiyolojik düzeyde, halüsinojenlerin (özellikle klasik psychedeliklerin) 5-HT2A reseptör agonisti olarak seratonerjik sistem üzerinde kurduğu modülasyon, habitual kullanım döngüsünde dopaminerjik ödül yolağını manipüle eder. Tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileri (özellikle HPPD - Halüsinojen Kalıcı Algı Bozukluğu riski dahil olmak üzere) klinik tabloda belirleyicidir.
Etimoloji
Latince 'alucinari' (zihnen saçmalamak, hayal görmek) fiilinden türetilen 'hallucinogen' ile Latince 'dependere' (asılı kalmak, dayanmak) kökünden gelen 'dependence' kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
Karıştırmayın
Halüsinojen kötüye kullanımı (suistimali) ile karıştırılabilir; ayırt edici nokta bağımlılıkta tolerans, yoksunluk ve zorlantılı (kompulsif) kullanım paterninin, işlevselliği kalıcı olarak tehdit eder boyutta var olmasıdır.

