İdealize Edici Aktarım
İdealizing Transference
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik seanslarda, kronik bir boşluk hissi ve değersizlikle başvuran 32 yaşındaki bir danışanın, terapistini 'hiç hata yapmayan, her şeyi bilen ve en zorlu sorunları bile tek celsede çözebilecek kusursuz bir otorite' olarak görmesi ve seans dışındaki anlarda bile terapistin onayını içsel bir pusula olarak arayıp güvende hissetmesi bu duruma örnektir.
Derin Analiz
Heinz Kohut'un öz psikolojisi (self psychology) kuramının temel taşlarından biri olan idealize edici aktarım, erken çocukluk döneminde ebeveynlerin kendilik nesnesi (selfobject) işlevini yeterince yerine getireememiş olmasından kaynaklanan yapısal eksikliklerin telafi edilmesini amaçlar. Bu süreçte hasta, kendilik bütünlüğünü ve özsaygısını koruyabilmek için terapisti kusursuz, tümgüçlü ve kusursuz koruyucu bir figür olarak konumlandırır. Aktarımın çözümlenmesi (transference resolution) aşamasında ise, 'optimum hayal kırıklığı' (optimal frustration) kavramı devreye girer; terapist kontrollü ve empatik bir şekilde bu idealize edilen imajdan ödün vererek, hastanın bu içsel işlevleri kendi bünyesine katmasını (transmuting internalization) sağlar.
Etimoloji
Fransızca 'idéaliser' [mükemmelleştirmek] ve Latince 'transferre' [öteye taşımak / aktarmak] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Ayna aktarımı (mirror transference) ile sıklıkla karıştırılır; ayna aktarımında hasta kendi büyüklüğünün ve değerinin onaylanmasını ararken, idealize edici aktarımda güç ve yetkinlik dışsal bir figüre atfedilir ve hasta o figürün ihtişamından pay alarak sakinleşir.

