Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Languishing

Languishing

Tanım

Ruh sağlığının yokluğu veya düşük seviyesi olarak tanımlanan; can sıkıntısı, ilgisizlik, atalet ve hayata karşı zevk alma kapasitesinin azalmasıyla karakterize durağan durum.

Örnek Vaka / Uygulama

32 yaşındaki bir yazılım mühendisi olan Kerem, işini kaybetmemiş ya da klinik bir depresyon teşhisi almamıştır; ancak son birkaç aydır günlerini sadece 'atlatmakta', hiçbir şeye karşı heyecan duymamakta, projelerine odaklanamamakta ve sabahları yataktan kalkmak için içsel bir motivasyon bulamamaktadır. Ne mutsuzdur ne de mutlu; sadece boşlukta, bulanık bir durağanlık içindedir.

Derin Analiz

Languishing, klinik olarak tam teşekküllü bir majör depresyon veya anksiyete bozukluğu olmamakla birlikte, bireyin psikolojik esnekliğinin ve iyilik halinin (well-being) 'flourishing' (çiçeklenme/gelişme) ucundan uzaklaşarak nötr veya tükenmiş bir ara bölgeye sıkışmasını ifade eder. Keyes'in ikili süreklilik modelinde, mental hastalık olmaması ile mental sağlığın yüksek olması aynı şey değildir; languishing tam da bu noktada, akıl hastalığı tanısı almasa bile kişinin işlevselliğinin, üretkenliğinin ve yaşam doyumunun ciddi biçimde eridiği atalet halini temsil eder. Nörobiyolojik olarak, uzun süreli düşük dereceli kronik stresin dopaminerjik yollarda ve ödül mekanizmalarında yarattığı desensitivizasyon ile ilişkilendirilir.

Etimoloji

Latince 'languere' (solmak, sarkmak, zayıflamak, güçten düşmek) fiilinden türetilmiştir. Modern psikoloji literatürüne hareketsizlik, durgunluk ve canlılık kaybını betimlemek için dahil edilmiştir.

Karıştırmayın

Majör Depresif Bozukluk ile karıştırılır; ancak depresyonda klinik düzeyde çökkünlük, suçluluk ve işlevsellik kaybı varken, languishing daha çok donukluk, amaçsızlık ve hayata karşı kayıtsızlık halidir.