Supozituvar
Suppository
Tanım
Vücut sıcaklığında eriyerek veya çözünerek etken maddesini mukozaya salgılayan, rektal, vajinal veya üretral yolla uygulanan katı dozaj formu.
Örnek Vaka / Uygulama
Şiddetli migren atağı sırasında sürekli kusma yaşayan ve oral yolla hiçbir analjezik alamayan bir hastaya, antiemetik ve analjezik kombine rektal supozituvar uygulanarak ilacın rektal mukoza üzerinden hızlıca emilmesi ve sistemik analjezi sağlanması.
Derin Analiz
Supozituvarlar, farmakolojik ajanların oral yolla alınamadığı (örneğin şiddetli bulantı, kusma, yutma güçlüğü) veya mide-bağırsak kanalındaki enzimler/asidik ortam nedeniyle ilk geçiş etkisine (first-pass metabolism) maruz kalarak yıkıma uğrayan aktif bileşenlerin sistemik veya lokal dolaşıma kazandırılmasında kritik bir rol oynar. Rektal mukozanın zengin vaskülarizasyonu sayesinde, uygulanan ilaçlar alt rektal venler aracılığıyla doğrudan vena cava inferior'a karışarak karaciğerin ilk geçiş etkisinden kısmen kaçınır. Sıvağ adı verilen taşıyıcı baz maddeler (kakao yağı, gliserinli jelatin veya polietilen glikoller) vücut sıcaklığında (37°C) erime veya erimeksizin çözünme özellikleriyle etken maddenin salım kinetiğini doğrudan belirler.
Etimoloji
Latince 'supponere' (altına koymak, yerleştirmek) fiilinden türetilmiş olup, 'sub-' (alt, altında) ve 'ponere' (koymak) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir.
Karıştırmayın
Enema (lavman) ile karıştırılır; lavman sıvı formda bir rektal uygulama iken supozituvar katı bir dozaj formudur. Ayrıca oral yolla alınan enterik kaplı tabletlerden, uygulama yolu ve salınım mekanizması bakımından ayrılır.
Keşfetmeye Devam Edin
Farmakokinetik
Farmakokinetik
Pharmacokinetics
Farmakolojik ajanların canlı bir sistem içerisinde emilim, dağılım, metabolizma ve eliminasyon süreçlerini inceleyen farmakoloji dalıdır.
İncele
Biyoyararlanım
Biyoyararlanım
Bioavailability
Uygulanan bir maddenin veya ilacın, emilim sonrasında sistemik dolaşıma ve hedef organa değişmemiş formda ulaşabilen miktarının oranı.
İncele