Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Büyük-amaç-düzeyi Kuramı

Level-of-aspiration Theory

Tanım

Bireylerin ya da grupların başlangıçtaki hedef ve ihtiras düzeylerinin, performanslarını, karar alma süreçlerini ve bu süreçlerin duygusal ile güdüsel sonuçlarını doğrudan şekillendirdiğini öne süren kavramsal çerçeve.

Örnek Vaka / Uygulama

Yıl sonu prim hedefi olarak yüzde 30'luk bir büyüme belirleyen bir satış müdürünün, bu hedefe ulaşma sürecinde gösterdiği çaba, karşılaştığı engeller karşısındaki stres yönetimi ve hedefi tutturamadığında yaşadığı motivasyon kaybının analiz edilmesi. Eğer müdür çıtayı gerçekçi olmayan bir şekilde yüzde 80 olarak koysaydı, erken tükenmişlik (burnout) yaşama olasılığı bu kuramla matematiksel ve psikolojik olarak modellenebilirdi.

Derin Analiz

Bilişsel ve motivasyonel psikoloji kesişiminde yer alan bu kuram, bireyin geçmişteki başarı veya başarısızlık deneyimlerinin gelecekteki hedef belirleme mekanizmalarını nasıl modüle ettiğini inceler. Kurt Lewin ve Julian Rotter gibi öncülerin beklenti-değer kuramlarıyla da akraba olan yaklaşım, insan davranışının reaktif değil, teleolojik (amaç yönelimli) bir yapıda olduğunu savunur. Tekil durumlarda aspirasyon düzeyi skaler bir değerken, karmaşık yaşam senaryolarında bir vektör olarak tezahür eder. Birey, ulaşmayı hedeflediği çıtayı belirlerken hem öz-yeterlilik algısını hem de sosyal kıyaslama mekanizmalarını devreye sokar. Çıkan sonuç (başarı veya hayal kırıklığı), bir sonraki denemedeki hedef çıtasının yukarı ya da aşağı yönlü revize edilmesinde ana belirleyicidir.

Etimoloji

Latince 'ad-' (yönelik, -e doğru) + 'spirare' (nefes almak, can atmak) fiilinden türetilen 'aspiration' (yüksek amaç, istek) kelimesi ile Eski İngilizce 'levell' (düz, hizalanmış) ve Yunanca 'theoria' (bakış, gözlem, tümevarımsal model) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.

Karıştırmayın

Öz-yeterlilik (self-efficacy) kavramı ile sıklıkla karıştırılır; öz-yeterlilik bireyin görevi yapabilme inancına odaklanırken, büyük-amaç-düzeyi kuramı doğrudan hedefin niteliğine ve bu hedefin yarattığı duygusal-davranışsal sonuçlara odaklanır.