Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Hipersensitivite

Hypersensitivity

Tanım

Bağışıklık sisteminin yabancı maddelere aşırı yanıt vermesi veya bireyin duyusal uyaranlar ile sosyal eleştirilere karşı aşırı reaktif olma durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Klinik bir bağlamda, atipik antipsikotik tedavisi (örneğin clozapine) alan bir hastada, ilacın immünolojik bir mekanizmayı tetiklemesi sonucu gelişen şiddetli agranülositoz tablosu farmakolojik hipersensitiviteye örnektir. Sosyal psikolojide ise, erken dönem bağlanma travmaları yaşayan bir bireyin, sıradan bir geri bildirimi dahi kişisel bir reddedilme olarak algılayıp aşırı duygusal tepki vermesi psikolojik hipersensitiviteyi gösterir.

Derin Analiz

Hipersensitivite, çok disiplinli bir perspektifte hem immünolojik hem de nöropsikolojik düzeyde incelenir. İmmünolojide, antijenlerle karşılaşma sonrası doku hasarına yol açan abartılı bağışıklık yanıtlarını (Tip I'den Tip IV'e kadar olan aşırı duyarlılık reaksiyonları) kapsarken; klinik psikoloji ve nöropsikiyatri bağlamında, duyusal girdilere (ışık, ses, dokunma) karşı düşmüş nöral eşikleri veya reddedilme ve eleştiriye karşı gösterilen yoğun duygusal, reaktif örüntüleri tanımlar. Özellikle bazı psikofarmakolojik ajanların (örneğin antipsikotikler veya antikonvülzanlar) kullanımında ortaya çıkan yaşamı tehdit edici hematolojik ve dermatolojik reaksiyonlar (agranülositoz, Stevens-Johnson sendromu), farmakolojik hipersensitivitenin klinik önemini vurgular.

Etimoloji

Latince 'hyper-' [aşırı, üst düzey] ve 'sensibilitas' [hissiyat, duyarlılık] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir; köken olarak duyusal veya immünolojik eşiklerin normal fizyolojik sınırların ötesine geçmesini ifade eder.

Karıştırmayın

Allerji (genellikle spesifik immünolojik yanıtları ifade ederken, hipersensitivite daha geniş bir patofizyolojik ve nöropsikolojik yelpazeyi kapsar) ve Duyusal İşlemleme Bozukluğu (duyusal girdilerin merkezi sinir sistemindeki işlenme anomalilerine odaklanır).