İçkin Adalet
İmmanent Justice
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Yedi yaşındaki bir çocuk, annesinin izinsiz kurabiyelerinden birini yedikten sonra parkta bisikletten düşer ve kolunu incitir. Çocuk, bu fiziksel kazayı kurabiye çalmasının cezası olarak görür ve evrene yayılan otomatik bir adalet mekanizmasının çalıştığına inanır.
Derin Analiz
Jean Piaget’nin ahlaki gelişim kuramının temel taşlarından biri olan içkin adalet, özellikle erken çocukluk döneminde (yaklaşık 8 yaşına kadar) görülen bilişsel egomerkezciliğin ve ahlaki gerçekçiliğin bir tezahürüdür. Bu evredeki çocuklar, fiziksel olaylar ile ahlaki sonuçlar arasında kozmik ve kaçınılmaz bir nedensellik bağı kurarlar; örneğin, yalan söyleyen bir çocuğun daha sonra düşüp dizini kanatmasını, yaptığı eylemin doğrudan bir cezası olarak yorumlarlar. Nörobilişsel açıdan, prefrontal korteksin henüz niyet (motive) ve bağlamı (subjective considerations) mantıksal olarak ayırt edemeyecek olgunlaşma düzeyinde olması, bireyin sadece 'eylemin somut sonucuna' odaklanmasına yol açar. İlerleyen yaşlarda sosyal bilişin gelişmesiyle bu saf nedensellik yerini niyet odaklı ahlaki değerlendirmelere bırakır.
Etimoloji
Latince 'immanere' (içinde kalmak, yerleşik olmak) fiilinden türetilen 'immanens' sıfatı ile Latincede 'hukuk, hakkaniyet' anlamına gelen 'iustitia' kelimesinin birleşimiyle oluşmuştur.
Karıştırmayın
Ahlaki mutlakiyetçilik (moral absolutism) ve dağıtıcı adalet (distributive justice). Ahlaki mutlakiyetçilik kuralların evrensel ve değişmez doğasına odaklanırken, içkin adalet yanlış bir eylemin doğa kanunları eliyle mutlaka cezalandırılacağı inancına odaklanır.

