Meritor Savings Bank V. Vinson
Meritor Savings Bank V. Vinson
Tanım
İş yerinde düşmanca bir çalışma ortamının cinsel taciz teşkil ettiğini ve mağdurların bu tacizden zarar gördüklerini kanıtlama yükümlülüğü taşımadığını belirleyen 1986 tarihli dönüm noktası niteliğindeki ABD Yüksek Mahkemesi kararı.
Örnek Vaka / Uygulama
Bir çalışan, doğrudan işten çıkarılmamış veya maddi bir maaş kesintisine uğramamış olmasına rağmen, yöneticisinin sürekli cinsiyetçi şakalarına, istenmeyen fiziksel temaslarına ve ima dolu söylemlerine maruz kalmaktadır. Çalışan, psikolojik olarak tükenmiş hissederek işe gitmekte zorlanır. Meritor Savings Bank v. Vinson içtihadına göre, çalışanın iş yerinde bu 'düşmanca ortamı' deneyimlemiş olması, ayrıca bir ekonomik zarar kanıtlama zorunluluğu olmaksızın cinsel taciz iddiasında bulunması için yeterlidir.
Derin Analiz
Organizasyonel psikoloji, endüstriyel psikoloji ve iş hukuku kesişiminde yer alan bu karar, iş yerindeki psikolojik taciz ve cinsel taciz dinamiklerinin hukuki ve klinik tanımını kökten değiştirmiştir. Öncesinde cinsel tacizin kanıtlanabilmesi için ekonomik veya maddi bir kayba uğranılması şartı aranırken, bu dava ile birlikte psikolojik olarak yıpratıcı, tehditkar veya düşmanca ('hostile work environment') bir ortamın yaratılmasının tek başına hak ihlali olduğu kabul edilmiştir. Klinik psikoloji ve örgütsel davranış bağlamında; kronik iş yeri stresörlerinin, tükenmişlik sendromunun ve örgütsel travmaların iş gücü üzerindeki yıkıcı etkilerinin yasal sistem tarafından tanınmasında temel eşiktir.
Etimoloji
Hukuki bir içtihat davası olup, davacı Mechelle Vinson ile Meritor Savings Bank arasındaki uyuşmazlığa dayanır; 'Meritor' kurumsal soyadı, 'v.' (versus) Latimenin 'karşı' anlamındaki 'versus' sözcüğünü ve 'Vinson' ise mağdur davacının soyadını ifade eder.
Karıştırmayın
Quid pro quo (menfaat karşılığı) cinsel taciz ile karıştırılır. Quid pro quo, terfi veya işe alım gibi istihdam kararlarının cinsel taleplere bağlanmasını ifade ederken; bu dava kapsamındaki düşmanca çalışma ortamı, doğrudan bir iş teklifi veya tehdidi içermese bile, çalışanın onurunu zedeleyen genel bir atmosfer yaratılması durumunu kapsar.

