Tabula Rasa
Tabula Rasa
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Yeni doğan bir bebeğin konuşma diline dair hiçbir kelime bilmemesine rağmen, içinde büyüdüğü çevrenin işitsel uyarıcılarını zamanla duyusal deneyim yoluyla zihnine kaydetmesi ve anadilini bu taban üzerine kurması.
Derin Analiz
Epistemoloji ve gelişim psikolojisinin temel taşlarından biri olan bu kavram, nativizmin (doğuştancılık) tam karşısında yer alır. John Locke’un ampirist geleneğiyle (her ne kadar orijinal metinlerinde 'white paper' yani beyaz kâğıt tabirini kullansa da) özdeşleşen yaklaşım, zihnin pasif bir alıcı olarak dış dünyadan gelen duyusal verilerle şekillendiğini öne sürer. Bilişsel bilimler ve nörobiyoloji bağlamında modern nöroplastisite çalışmaları, beynin doğuştan gelen bazı genetik şemalara ve evrimsel altyapılara sahip olduğunu gösterse de, bireysel bilgi dağarcığının ve üst düzey bilişsel haritaların çevre, öğrenme ve duyusal girdi ile inşa edildiği gerçeği bu modelin nöral temelini oluşturur.
Etimoloji
Latince 'tabula' (yazı tahtası, levha) ve 'rasa' (kazınmış, silinmiş, boşaltılmış) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir; kelime anlamı 'kazınmış/temizlenmiş levha' demektir.
Karıştırmayın
Nativizm (Doğuştancılık); nativizm zihnin doğuştan gelen yapılara ve bilgilere sahip olduğunu savunurken, tabula rasa bu görüşü tamamen reddedip zihnin başlangıçta boş olduğunu iddia eder.
Keşfetmeye Devam Edin
Nöroplastisite
Nöroplastisite
Neuroplasticity
Merkezi sinir sisteminin, deneyim, öğrenme, çevresel uyarıcılar ve nöronal hasarlar sonrasında sinaptik bağlantılarını ve yapısal organizasyonunu yeniden biçimlendirme kapasitesi.
İncele