Phrase
Bir cümlede sözcükten büyük, yancümleden (yan cümlecikten) küçük olan ve bütüncül bir işlev üstlenen dilbilgisel yapı birimi.
Phrase-structure Grammar (PSG)
Cümleleri gramatik biçimlerini oluşturan ve geçerli kılan hiyerarşik öbek kuralları (yeniden yazma kuralları) aracılığıyla betimleyen bir üretken dilbilgisi türüdür.
Edema
Vücut dokularında, hücreler arası boşluklarda veya organlarda aşırı sıvı birikimi sonucunda ortaya çıkan patolojik şişlik durumu.
Oedipus Complex
Klasik psikoanalitik kuramda, fallik dönemde çocuğun karşı cinsteki ebeveyne yönelik erotik yönelimi ve aynı cinsten ebeveyne beslediği rekabetçi, hostil duygular bütünü.
Eudaimonic Well-being
Bireyin kendini gerçekleştirmesi, yaşamına anlam katması ve potansiyelini tam olarak hayata geçirmesiyle elde ettiği derin ve kalıcı doyum hali.
Eudemonism (eudaemonism)
Mutluluğun, erdemli yaşamanın ve insan potansiyelinin en üst düzeyde gerçekleştirilmesinin ahlakın ve insan davranışlarının nihai temeli olduğunu savunan felsefi ve psikolojik yaklaşım.
Eudemonia (eudaemonia)
Bireyin potansiyelini tam olarak gerçekleştirerek anlamlı, erdemli ve gelişen bir yaşam sürmesiyle elde ettiği derin refah ve mutluluk durumu.
Reward
Bireyin belirli bir davranışını izleyen, o davranışın ortaya çıkma olasılığını veya sıklığını artırma potansiyeline sahip her türlü uyarıcı ya da nesnel durum.
Reward Expectancy
Bir organizmanın, daha önce pekiştirgeçle karşılaşmış olduğu bir duruma maruz kaldığında geliştirdiği varsayımsal hazırlık ve öngörü durumu.
Delay-of-reward Gradient
Pekiştirmenin gecikmesi ile bu pekiştirmenin davranış üzerindeki etkinliğinin azalması arasındaki ters orantılı ilişkiyi tanımlayan öğrenme psikolojisi ilkesidir.
Reward Power
Bir bireyin veya grubun, hedef kişiye arzu edilen ödülleri verme veya bu ödülleri sağlama vaadinde bulunma kapasitesi yoluyla başkalarının davranışlarını etkileme gücüdür.
Reward System
Belirli bir uyaranı doyum veya haz duygusuyla ilişkilendiren birbiriyle bağlantılı faktörler ve nöral yapılar bütünüdür.
Reward Theory
Tatmin edici veya zevk verici uyarıcıların öğrenme, yaklaşma davranışı ve karar alma süreçlerindeki işlevini inceleyen hipotezler bütünü.
Euphenics
Genetik bir hastalığın dışavurumunu, çevresel koşulları değiştirerek en aza indirmeyi veya ortadan kaldırmayı amaçlayan müdahaleler bütünü.
Anger
Hayal kırıklığı, gerçek ya da hayali bir haksızlık veya algılanan bir tehdit karşısında beliren gerginlik ve düşmanlık odaklı bir temel duygu.
Rage Disorder
Bireyin öfke ve saldırganlık dürtülerini kontrol etmesini engelleyen, bir veya daha fazla aşırı patlama epizoduyla karakterize klinik durum.
Temper
Bireyin irritasyon veya öfke dışavurumu ya da hızlıca öfkelenme eğilimi gösteren mizaç özelliği ve ruh hali.
Anger Stage
Elisabeth Kübler-Ross'un yas sürecinin beş aşamasından ikincisi olup; bireyin yaklaşan ya da gerçekleşen kayıp, ölüm veya travma karşısında duyduğu derin öfke, kırgınlık ve isyan tepkileriyle karakterize edilen bir adaptasyon evresidir.
Anger Control Therapy
Öfke tetikleyicilerine kademeli maruz bırakma, terapist modellemesi, rol yapma ve başa çıkma becerileri eğitimini içeren yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Anger Management
Bireylerin öfkeyi tetikleyen uyarıcılara karşı uygunsuz tepkilerini kontrol etmek ve duygularını başkalarına saygılı biçimde ifade etmek amacıyla kullandıkları teknikler bütünü.
Euphoria
Gerçeklikle bağdaşmayan, kişinin içinde bulunduğu durumun nesnel koşullarını aşan aşırı mutluluk ve taşkın bir iyilik hali.
Euphoriant
Güçlü bir öznel iyilik hali, neşe ve coşku hissi uyandırma kapasitesine sahip kimyasal madde veya farmakolojik ajan.
Euphorogenic
Öfori durumunu, yani aşırı neşe, zindelik ve ruhsal coşku halini tetikleyen veya üreten maddeleri, durumları veya uyaranları tanımlayan sıfat.
Students’ Evaluation Of Teaching (SET)
Öğrencilerin bir öğretim elemanının performansını, yeterliliğini ve dersin işleyişini standart formlar veya anketler aracılığıyla değerlendirdiği pedagojik uygulamadır.
Student’s Disease
Bireylerin, okudukları veya hakkında bilgi edindikleri bir fiziksel ya da psikolojik rahatsızlığın semptomlarını kendi üzerlerinde taşıdıklarına dair gelişen güçlü ve yanıltıcı inanç durumu.
Learned Helplessness
Bireyin kontrol edemediği olumsuz uyarıcılara tekrar tekrar maruz kalması sonucunda, gelecekteki olası kaçınma veya kurtulma fırsatlarını değerlendirme motivasyonunu tamamen kaybetmesi durumu.
Learned Optimism
Olumsuz olayların dışsal, geçici ve duruma özel etkenlerden kaynaklandığına dair açıklama biçimini sonradan edinme süreci.
Learning
Pratik, gözlem veya deneyimler sonucunda yeni bilgilerin, davranışların ya da yeteneklerin edinilmesi ve bu durumun davranış, bilgi veya beyin fonksiyonlarında kalıcı değişikliklerle kanıtlanması sürecidir.
Learning Skills
Bireyin bilgi toplama, anlama düzeyini artırma ve bu süreçleri eğitim ortamlarında veya yapılandırılmış çalışmalar yoluyla uygulama kapasitesi.
Learning Types / Modes Of Learning
🔹 1. (learning types): Bireylerin bilgiyi organize ederken ve işlerken tercih ettikleri, işitsel, görsel veya sözel kodlama gibi kendine özgü bilişsel eğilimleridir. 🔹 2. (modes of learning): Bilginin öğrenme amacıyla sunulduğu ve belleğe kodlandığı farklı duyusal modalitelerdir.