Anlamsızlık
Meaninglessness
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Kırklı yaşlarının ortasında başarılı bir kariyeri olan bir danışanın, her gün rutin işlerini yerine getirmesine rağmen 'Tüm bunların nihai olarak ne faydası var?' sorusuna hiçbir yanıt bulamaması, sabah yataktan kalkmak için en ufak bir içsel motivasyon hissetmemesi ve derin bir boşluk duygusuyla terapiye başvurması.
Derin Analiz
Varoluşçu psikoterapinin ve logoterapinin merkezinde yer alan anlamsızlık, bireyin dünyayla olan ontolojik bağının zayıflaması veya kopması sonucu ortaya çıkan bir kriz halidir. Viktor Frankl'ın 'anlam istenci' kavramının karşıtı olarak konumlanır ve kronikleştiğinde 'varoluşsal vakum' adı verilen motivasyonel ve duygusal bir çökkünlüğe zemin hazırlar. Psikodinamik ve bilişsel süreçlerde, kişinin hayatta kalma motivasyonunu ve teleolojik yönelimini tehdit eden derin bir uyumsuzluk olarak incelenir. DSM-5'te bağımsız bir tanı kategorisi olmamakla birlikte, majör depresif bozukluk, intihar düşünceleri ve anksiyete tablosunun altında yatan en temel bilişsel ve felsefi temellerden biridir.
Etimoloji
İngilizce 'mean' (ifade etmek, kastetmek, amaçlamak) fiilinden türetilen '-ing' sıfat-fiil eki ve yokluk bildiren '-lessness' son eki ile türetilmiştir; köken olarak Eski İngilizce 'mǣnan' kelimesine dayanır.
Karıştırmayın
Anhedoni (haz alamama) ile sıkça karıştırılır; anhedoni hedonik kapasitenin düşüşünü, yani nörobiyolojik bir haz kaybını ifade ederken, anlamsızlık bilişsel ve varoluşsal bir amaç, yön ve değer krizidir.

