Sahte Anı
False Memory
Tanım
Gerçekleşmemiş bir olayın yaşandığına dair zihinsel olarak canlı, ancak nesnel gerçeklikle bağdaşmayan inanç veya anımsama biçimi.
Örnek Vaka / Uygulama
Yetişkin bir bireyin, çocukluk yıllarında bir alışveriş merkezinde kaybolduğu ve ailesi tarafından saatler sonra bulunduği yönünde tamamen kurgulanmış bir hikaye, aile bireyleri tarafından gerçmiş gibi aktarıldığında; bireyin zamanla bu olayı zihninde canlı detaylarla (örneğin o gün giydiği kıyafetler veya yardım eden görevlinin yüzü) donatarak gerçek bir anıymış gibi savunması.
Derin Analiz
Bilişsel psikoloji ve bellek araştırmaları bağlamında sahte anılar, insan belleğinin bir video kaydedici gibi çalışmadığını, aksine yeniden yapılandırıcı (reconstructive) bir nitelik taşıdığını gösterir. Olayların kodlanması, depolanması ve geri çağrılması süreçlerinde dışsal yönlendirmeler, bilişsel şemalar ve sosyal baskılar hafıza izlerini manipüle edebilir. Bellek hataları genellikle 'komisyon hataları' (errors of commission) olarak sınıflandırılır; çünkü zihin, gerçekte var olmayan detayları, olguları veya bağlamları varmış gibi üretir ve birey bu anılara mutlak bir özgüvenle inanır. Elizabeth Loftus öncülüğündeki çalışmalar, yanlış yönlendirme etkisi (misinformation effect) sayesinde insanlara hiç yaşamadıkları çocukluk deneyimlerinin kolayca 'hatırlatılabileceğini' deneysel olarak kanıtlamıştır. Bu durum, özellikle adli psikoloji ve tanık ifadelerinin güvenilirliği açısından kritik bir epistemolojik ve hukuki problem teşkil eder.
Etimoloji
Latince 'falsus' (yanlış, aldatıcı) ve 'memoria' (bellek, anımsama) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Konfabülasyon ile karıştırılır; ancak konfabülasyon genellikle nörolojik bir hasar (örn. Korsakoff sendromu) sonucu bilinçli bir aldatma olmaksızın boşlukların uydurma bilgilerle doldurulmasıdır. Sahte anı ise nörolojik hasardan bağımsız olarak normal bellek mekanizmalarının dış etkenlerle manipülasyonu sonucu ortaya çıkar.

