Duygusal Yoksunluk
Emotional Deprivation
Tanım
Gelişim yıllarında, özellikle birincil bakım veren tarafından onay, sevgi, şefkat ve ilgi sağlayan yeterli kişilerarası bağların eksikliği.
Örnek Vaka / Uygulama
Yedi yaşındaki bir çocuğun ağladığında veya korktuğunda ebeveynleri tarafından sürekli olarak görmezden gelinmesi veya duygularının geçersiz kılınması, ilerleyen yaşlarda yetişkin ilişkilerinde aşırı bağımlı ya da tamamen kaçıngan bir bağlanma örüntüsü geliştirmesine zemin hazırlar.
Derin Analiz
Duygusal yoksunluk, erken çocukluk döneminde bireyin temel psikolojik ve bağlanma ihtiyaçlarının kronik olarak karşılanmaması durumudur. Bağlanma teorisi çerçevesinde incelendiğinde, bu durum güvenli bağlanma figürlerinin yokluğunu veya tutarsızlığını işaret eder. Nörobiyolojik düzeyde, sürekli birincil bakım veren duyarlılığından mahrum kalmak, gelişmekte olan limbik sistemin, özellikle de amigdala ve hipokampusun stres yanıt mekanizmalarını (HPA aksı) olumsuz etkiler. İlerleyen yaşamda bireyler arası ilişkilerde güvensizlik, kronik boşluk hissiyatı ve duygusal düzenleme becerilerinde (emotion regulation) defisitler olarak kendini gösterir.
Etimoloji
İngilizce 'emotion' (Latince 'emovere': dışarı hareket ettirmek, sarsmak) ve 'deprivation' (Latince 'deprivare': yoksun bırakmak, mahrum etmek) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
İhmal (neglect) genellikle fiziksel ve temel ihtiyaçların karşılanmamasını kapsarken, duygusal yoksunluk spesifik olarak sevgi, onay ve ilgi gibi psikolojik besleyicilerin eksikliğine odaklanır.

