İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü
HIV
Tanım
Kan, semen ve vajinal sıvıda bulunan; bağışıklık sisteminde kritik rol oynayan lenfositleri hedef alarak zamanla tahrip eden parazitik karakterli retrovirüstür.
Örnek Vaka / Uygulama
Klinik değerlendirme sırasında, HIV pozitif tanısı aldığını henüz öğrenmiş 28 yaşında bir hastanın, ölüm korkusu ve sosyal çevre tarafından reddedilme kaygısıyla yoğun anksiyete ve akut stres belirtileri sergilemesi; bu süreçte multidisipliner bir yaklaşım olarak hem antiretroviral tedavi uyumunun takibi hem de psikoterapi desteğinin planlanması.
Derin Analiz
HIV, hedef hücrelerin yüzeyindeki CD4 reseptörlerine bağlanarak bağışıklık sisteminin humoral ve hücresel savunma mekanizmalarını zayıflatır. Retro virüs ailesine mensup olduğundan, kendi RNA'sını konak hücrenin DNA'sına entegre etmek için ters transkriptaz enzimi kullanır. Bu durum, virüsün lenfositler içerisinde latent (sessiz) kalabilmesine ve bağışıklık gözetiminden kaçabilmesine olanak tanır. Kronik enfeksiyon süreci, antiretroviral tedavi (ART) ile baskılanmadığı takdirde, fırsatçı enfeksiyonlar ve malignitelerle karakterize olan Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu'na (AIDS) evrilebilir. Klinik pratikte tanı süreci yalnızca somatik bir enfeksiyonun tespitiyle sınırlı kalmaz; aynı zamanda bireyin maruz kaldığı toplumsal damgalanma (stigma), sosyal dışlanma ve buna eşlik eden yoğun duygusal stres ile psikiyatrik morbidite (anksiyete, depresyon) boyutlarını da barındırır.
Etimoloji
İngilizce 'Human' [insan] + 'Immunodeficiency' [bağışıklık yetmezliği] + 'Virus' [zehir/virüs] sözcüklerinin kısaltmasından oluşan akronim.
Karıştırmayın
HIV ile AIDS sıkça eş anlamlı kabul edilir ancak HIV etken virüsün adıyken, AIDS bu virüsün bağışıklık sistemini belirli bir eşiğin altında bırakmasıyla ortaya çıkan son aşama klinik tablodur.

