İşlev Kaybı
İmpairment
Tanım
Vücudun tipik fizyolojik veya psikolojik işleyişinde meydana gelen gerileme veya bozulma durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Majör Depresif Bozukluk tanısı alan bir yazılımcının, daha önceden kolaylıkla yürüttüğü kod yazma süreçlerinde odaklanamaması, günlük iş görevlerini tamamlayamaması ve iş arkadaşlarıyla olan iletişiminin belirgin şekilde bozulması psikolojik düzeyde bir işlev kaybına örnektir.
Derin Analiz
İşlev kaybı (impairment), klinik psikoloji, nöroloji ve rehabilitasyon bilimlerinde bireyin biyopsikososyal kapasitesindeki normatif seviyenin altındaki sapmaları ifade eder. DSM-5 ve ICD tanı sistemlerinde, semptomların sadece birer yaşantı olmaktan çıkıp klinik bir tanı (disorder) kriterini karşılaması için bireyin sosyal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında belirgin bir işlev kaybına (impairment) yol açması şartı aranır. Nörobiyolojik düzeyde; kortikal hasarlar, nörotransmitter dengesizlikleri, kronik stresin hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksı üzerindeki yıkıcı etkileri veya genetik yatkınlıklar bu gerilemenin altında yatan mekanizmalar arasında incelenir. Yapısal veya işlevsel düzeydeki bu yetersizlik, bireyin çevresel taleplerle başa çıkma kapasitesini doğrudan sınırlar.
Etimoloji
Latince 'im-' (karşı, olumsuzluk) + 'pejorare' (kötüleştirmek, bozmak) kökünden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Yetersizlik (Disability) ve Engellilik (Handicap) kavramlarıyla sıkça karıştırılır. İşlev kaybı (impairment) organ veya sistem düzeyindeki organik ya da psikolojik bozulmayı ifade ederken; yetersizlik bu kaybın bireyin eylemlerini kısıtlamasını, engellilik ise toplumsal rollerin yerine getirilmesindeki çevresel kısıtları tanımlar.

