Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Koma

Coma

Tanım

Yükselen retiküler aktive edici sistemin, serebral korteksin ve uyanıklık ile biliş için kritik diğer beyin bölgelerinin işlev bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan derin bilinçsizlik durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Trafik kazası sonrası acil servise getirilen 34 yaşındaki erkek olgu, sesli ve ağrılı uyaranlara hiçbir motor ya da sözel yanıt vermemektedir. Gözleri kapalıdır, pupiller ışık refleksi zayıf veya alınamamaktadır ve kendi kendine solunum çabası yetersiz olduğundan mekanik ventilatöre bağlanmıştır. Nöroloji ve yoğun bakım ekibi tarafından yapılan entegre değerlendirmede hastanın koma halinde olduğu saptanmıştır.

Derin Analiz

Koma, bireyin dış çevreyle ve kendi benliğiyle olan iletişiminin tamamen kesildiği, uyarıcılara karşı motor veya sözel yanıtın alınamadığı nörolojik bir acil durumdur. Patofizyolojik temelinde, serebral hemisferlerin yaygın hasarı ya da beyin sapındaki retiküler formasyonun ve buna bağlı talamokortikal yolların bozulması yer alır. Anoksik beyin hasarı, travmatik beyin yaralanmaları, intrakraniyal kanamalar, metabolik ensefalopatiler ve status epileptikus en yaygın etiyolojik faktörler arasındadır. Klinik değerlendirmede sıklıkla Glasgow Koma Ölçeği (GKÖ) kullanılır; göz açma, motor ve sözel yanıtlar üzerinden hastanın bilinç derinliği kantitatif olarak ölçülür.

Etimoloji

Antik Yunanca 'κῶμα' (koma) kelimesinden türetilmiş olup 'derin uyku' anlamına gelir.

Karıştırmayın

Bitkisel hayat (vegetatif durum) ve kilitli kalma sendromu (locked-in syndrome) ile sıklıkla karıştırılır. Bitkisel hayatta hastanın gözleri açık olabilir ve uyku-uyanıklık döngüleri geri dönmüştür ancak bilinç yoktur. Kilitli kalma sendromunda ise retiküler sistem sağlam olduğu için hasta tamamen bilinçlidir ve çevresini fark eder, ancak motor liflerin hasarı nedeniyle göz kırpma dışında hiçbir hareket edemez veya konuşamaz.