Yenidoğan Madde Bağımlılığı Sendromu
Neonatal Drug Dependency Syndrome
Tanım
Gebelik sürecinde annenin bağımlılık yapıcı maddelere maruz kalmasına bağlı olarak, yenidoğanın fizyolojik, nörolojik ve davranışsal yoksunluk belirtileriyle dünyaya gelmesi durumu.
Örnek Vaka / Uygulama
Gebeliğinin son üç ayında reçetesiz opioid analjezik kullanımı olan bir anneden 36 haftalık preterm olarak dünyaya gelen bebek, doğumdan 12 saat sonra yüksek tizli ve durmaksızın ağlama, emme refleksinde aşırılık, miyoklonik sıçramalar ve taşikardi belirtileri göstererek neonatal yoğun bakım ünitesinde gözlem altına alınmıştır.
Derin Analiz
Tıbbi literatürde daha yaygın olarak Yenidoğan Yoksunluk Sendromu (NAS) veya Yenidoğan İntihal Sendromu olarak adlandırılan bu klinik tablo, intrauterin dönemde plasenta yoluyla sürekli madde maruziyeti yaşayan fetusun, doğumla birlikte maddeden ani kesilmesiyle tetiklenir. Nörobiyolojik düzeyde, gelişmekte olan merkezi sinir sisteminin opioid veya diğer psikoaktif ajanlara adapte olmasından (homeostatik regülasyon) kaynaklanır. Doğumla birlikte bu dışsal ligandların kesilmesi, noradrenerjik sistemde aşırı aktivasyona ve santral sinir sisteminde disinhibisyona yol açarak hiperaktivite, otonomik instabilite ve nöbet benzeri titremelerle kendini gösterir. DSM-5 ve ICD-10 sınıflandırmalarında doğrudan birincil psikiyatrik bozukluk olarak değil, perinatal döneme özgü tıbbi ve nörogelişimsel bir komplikasyon olarak ele alınır.
Etimoloji
Latince 'neonatus' [yeni doğan] (neo- [yeni] + natus [doğum]) ve Grekçe 'syndromon' [bir araya gelme, belirtiler kümesi] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Yenidoğan sepsis tablosu ve konjenital hipoglisemi ile sıkça karıştırılır; ayırt edici tanı annenin madde kullanım öyküsü, toksikolojik tarama sonuçları ve yoksunluk skorlama skalaları (örn. Finnegan Skalası) kullanılarak yapılır.
Keşfetmeye Devam Edin
Mentalizasyon
Mentalizasyon
Mentalization
Kendi ve başkalarının zihinsel durumlarını anlama, bu yolla niyet ve duygu durumlarını kavrama yetisi.
İncele
Derin Cepler Etkisi
Derin Cepler Etkisi
Deep-pockets Effect
Jürilerin veya karar vericilerin, davalının finansal açıdan zengin ('derin cepli') olması durumunda, davacı lehine karar verme ve tazminat miktarını, kusur oranından bağımsız olarak artırma eğilimi.
İncele
Salıverme Terapisi
Salıverme Terapisi
Release Therapy
Derine kök salmış, unutulmuş veya baskılanmış psişik acıların; öfke, keder ya da düşmanlığın güvenli bir klinik ortamda doğrudan deneyimlenerek dışavurumuyla sağaltılmasını amaçlayan psikoterapi yaklaşımı.
İncele
Kişisel Gelişim Grubu
Kişisel Gelişim Grubu
Personal-growth Group
Bireylerin öz-keşif yapmasını ve potansiyellerini geliştirmesini hedefleyen, yüzleşme, oyunlar ve canlandırma gibi etkileşimsel yöntemler kullanan küçük psikolojik grup.
İncele