L Data
Bireyin yaşam kayıtları, geçmiş öyküsü ve biyografik belgelerinden elde edilen objektif yaşam verileridir.
L-alpha-acetyl-methadol
Opiyat bağımlılığının tedavisinde kullanılan, metadone kıyasla çok daha uzun yarı ömre sahip sentetik bir opioid agonisti.
L-dopa
Dopaminin öncül molekülü olan, kan-beyin bariyerini aşarak merkezi sinir sistemine geçebilen ve özellikle Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan farmakolojik ajandır.
L-methylfolate
B9 vitamininin (folat) hücresel düzeyde doğrudan kullanılabilen aktif formu olup, özellikle tedaviye dirençli depresyon ve şizofreni vakalarında antidepresan ve antipsikotiklerin etkinliğini artıran tıbbi bir ajandır.
Belle İndifférence / La Belle İndifférence
🔹 1. (belle indifférence): Bireyin ciddi nörolojik veya bedensel belirtilere (örneğin felç, körlük, istem dışı hareketler) rağmen alışılmadık ve şaşırtıcı bir dinginlik, kayıtsızlık ya da duygu durum flörtsüzlüğü sergilemesi durumudur. 🔹 2. (la belle indifférence): Kişinin ciddi fiziksel semptomlarına (örneğin ani görme kaybı veya paralizi) rağmen olağan dışı bir sakinlik, huzur ve duygusal tepkisizlik sergilemesi durumu.
LAAM
Metadondan daha uzun yarı ömre sahip, uzun etkili sentetik bir opioid agonisti.
Labia
Kadın dış genital organının (vulva) yapısını oluşturan, klitorisi, üretrayı ve vajinal açıklığı çevreleyen dört adet dudak şeklindeki doku kıvrımı.
Labial
Dudaklarla ilgili olan veya dudakların katılımıyla üretilen konuşma seslerini ifade eden anatomik ve fonetik terim.
Labile
Duygulanım, bellek veya fizyolojik süreçlerde gözlenen, dış veya iç uyaranlarla kolayca değişebilen ve kararsızlık gösteren durum.
Labile Affect
Duygusal dışavurumun son derece değişken olması ve ani, öngörülemez dalgalanmalarla hızla yön değiştirmesi durumu.
Labio-
Anatomi ve tıbbi terminolojide 'dudak' veya dudak benzeri yapıları ifade eden birleşik kelimelerin oluşturulmasında kullanılan ön ek kökü.
Labiodental
Alt dudağın üst dişlere temas etmesi veya yaklaşmasıyla üretilen ses birimlerini ifade eden fonetik terim.
Labyrinth / Maze
🔹 1. (labyrinth): Anatomide kafatasının temporal kemiğinde yer alan, işitme ve denge reseptörlerini barındıran karmaşık kemiksi ve zarsal kanallar sistemi. 🔹 2. (maze): Giriş ile çıkış arasında yer alan, birbirini kesen yollar ve çıkmaz sokaklardan oluşan, mekansal öğrenme ve bilişsel haritalamayı test etmek için kullanılan deneysel düzenek.
Maze Task
Katılımcıların çıkmaz sokaklara girmeden, gittikçe karmaşıklaşan bir rotayı takip ederek görsel planlama becerilerini ölçen nöropsikolojik test yöntemi.
Maze Learning
Bir organizmanın, başlangıç noktasından hedef nesneye ulaşmak için çeşitli yolları deneyerek, hataları eleyip en doğrudan rotayı bulma sürecidir.
Labyrinthitis
İç kulaktaki sıvı dolu labirent yapısının enfeksiyonu veya enflamasyonudur; baş dönmesi, denge kaybı ve işitme kaybına yol açar.
Maze-bright And Maze-dull Rats
Standart bir labirent testindeki performanslarına göre yapay olarak seçilip çiftleştirilen, nesiller geçtikçe bilişsel becerilerde genetik ayrışma gösteren ancak çevresel faktörlerden de doğrudan etkilenen iki farklı sıçan soyudur.
Laboratory Research
Araştırmacının bağımsız değişkenleri manipüle ettiği ve çevresel koşullar üzerinde doğrudan denetime sahip olduğu kontrollü bilimsel inceleme.
Laboratory-method Model
Sosyal etkileşimin rolünü vurgulayan, kişisel farkındalık ve kişilerarası becerilerin gelişimini merkeze alan bir eğitim ve öğrenme yaklaşımıdır.
Ladd-franklin Theory
Retinadaki fotosensitive moleküllerin kimyasal ayrışımı yoluyla renkli görmeyi açıklayan, günümüzde geçerliliğini yitirmiş evrimsel renk teorisi.
Lagophthalmos (lagophthalmus)
Göz kapaklarının tam olarak kapatılamamasıyla karakterize edilen tıbbi bir durum.
Laissez-faire Leader
Grup etkinliklerine çok az rehberlik eden, üyelerle asgari düzeyde etkileşim kuran ve yalnızca doğrudan talep edildiğinde girdi sağlayan liderlik tarzıdır.
Lacrimal Reflex
Gözyaşı bezlerinin, burun mukozasındaki reseptörlerin irritasyonu dahil çeşitli uyaranlara yanıt olarak gözyaşı salgılamasına neden olan otonom refleks arkıdır.
Lacrimation
Gözyaşı bezlerinden salgılanan sıvının artması durumu, özellikle aşırı ve istemsiz ağlama.
Laxative Addiction
Bağırsak hareketlerini tetiklemek amacıyla müshil ilaçlarının kullanımına karşı gelişen, fizyolojik tolerans ve psikolojik zorlantı döngüsüyle karakterize bağımlılık durumu.
Lactation
Dişi memelilerde meme bezleri tarafından süt üretimi ve salgılanması süreci.
Lactate Dehydrogenase (LDH)
Laktatın pirüvata dönüşümünü tersinir olarak katalize eden, özellikle karaciğer, böbrek, iskelet kasları ve miyokard dokularında yoğun olarak bulunan bir enzim grubu.
Lacto-
Süt veya süt ürünleri ile ilgili durumları, maddeleri veya süreçleri belirtmek için kullanılan birleştirici ön ek.
Lactogenesis
Memeli bezlerinin süt sentezleme ve salgılama yeteneğini kazandığı, gebelik ve doğum sonrasında gerçekleşen fizyolojik süreç.
Lactotroph
Adenohipofizde yer alan ve süt salgılanmasından sorumlu olan prolaktin hormonunu sentezleyip salgılayan özel endokrin hücre tipidir.