Canlı Maruz Bırakma Duyarsızlaştırması
İn Vivo Desensitization
Tanım
Örnek Vaka / Uygulama
Köpek fobisi olan bir danışanla yapılan çalışmada; ilk seanslarda uzaktan bir köpeğe bakmak, sonraki seanslarda kafeste bir köpeğe yaklaşmak, ilerleyen aşamalarda tasmalı bir köpeğe dokunmak ve nihayetinde köpeği sevmek şeklinde hiyerarşik ve gerçekçi adımlar izlenir.
Derin Analiz
Mary Cover Jones tarafından temelleri atılan ve Joseph Wolpe'un sistematik duyarsızlaştırma metodolojisiyle klinik standartlara kavuşan canlı maruz bırakma, klasik koşullama prensiplerine dayanır. Süreç, korku hiyerarşisinin (anksiyete basamakları) oluşturulmasıyla başlar. Danışan, en düşük düzeydeki kaygı uyandıran durumdan en yüksek olana doğru, fizyolojik uyarılmanın sönmesi (alışma/habitüasyon) beklenerek gerçek uyaranla karşılaştırılır. Nörobiyolojik düzeyde bu teknik, amigdalanın hiperaktif tepki döngüsünü kırarak prefrontal korteksin amigdala üzerindeki inhibe edici kontrolünü yeniden yapılandırır; böylece korku belleği ekstinksiyona (sönmeye) uğrar.
Etimoloji
Latince 'in' [içinde, -de/da] + 'vivus' [canlı, yaşam] ve Orta Fransızca 'desensibilisation' [duyarlılığı azaltma, hissizleştirme] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.
Karıştırmayın
Örtük duyarsızlaştırma (covert desensitization) ile karıştırılır; örtük yöntemde uyaranlar gerçekte değil sadece zihinsel imgelemle hayal ettirilir. Sistematik duyarsızlaştırma ile arasındaki fark ise, sistematik yöntemin hem hayali hem canlı maruziyeti kapsayabilmesi, in vivo teriminin ise doğrudan fiziksel gerçekliği zorunlu kılmasıdır.

