Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Evsizlik

Homelessness

Tanım

Ekonomik yetersizlikler, yapısal krizler ya da bireysel kapasite kısıtlılıkları nedeniyle kalıcı ve güvenli bir barınma imkanından yoksun olma durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Klinik değerlendirme sırasında, uzun süredir sokaklarda yaşayan 42 yaşında bir erkek bireyin, donuk affekt (duygu küntlüğü), paranoid sanrılar ve tedavi edilmemiş travmatik beyin hasarı belirtileri gösterdiği, barınma hizmetlerine erişimde ise bilişsel disfonksiyon ve bürokratik engeller nedeniyle başarısız olduğu gözlemlenmiştir.

Derin Analiz

Evsizlik; yalnızca konut eksikliği olarak indirgenemeyen, nöropsikiyatrik, ekonomik ve sosyolojik dinamiklerin karmaşık birleşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. Klinik psikoloji ve psikiyatri perspektifinden incelendiğinde, kronik evsizlik olgularında ağır ruhsal bozuklukların (şizofreni, bipolar affektif bozukluk, madde kullanım bozuklukları) ve erken çocukluk dönemi travmalarının (ACEs) prevalansı genel popülasyona kıyasla çarpıcı biçimde yüksektir. Bilişsel ve nörobiyolojik düzeyde, kronik sokak yaşamının yarattığı sürekli 'hayatta kalma' stresi (allostatik yük), prefrontal kortekste işlev bozukluklarına ve yürütücü işlevlerde yıkıma yol açar. Yapısal etkenler (enflasyon, konut piyasasındaki adaletsizlikler, sosyal destek ağlarının çökmesi) ile bireysel zaaflar veya travmalar arasında çift yönlü, kısır bir döngü mevcuttur.

Etimoloji

Eski İngilizce 'hām' (ev, yurt) kökünden türetilen '-lēas' (eksiklik, yoksunluk) son ekiyle birleşerek 'yuva yoksunluğu' anlamını kazanmıştır.

Karıştırmayın

Geçici barınma veya sığınmaevinde kalma durumları ile karıştırılabilir; evsizlik sadece konutsuzluğu değil, aynı zamanda kalıcı bir meskene dönüştürülebilir güvenli alandan sürekli mahrumiyeti kapsar.