Halüsinojen Kaynaklı Psikotik Bozukluk
Hallucinogen-induced Psychotic Disorder
Tanım
Halüsinojen kullanımı veya zehirlenmesi sonrasında ortaya çıkan, bireyin maddeden kaynaklandığını idrak edemediği, klinik müdahale gerektirecek şiddette belirgin hallüsinasyonlar ve sanrılarla karakterize tablodur.
Örnek Vaka / Uygulama
Yirmi dört yaşında bir erkek hasta, bir müzik festivalinde yüksek doz sentetik halüsinojen aldıktan üç gün sonra acil servise getirilir. Hasta, odadaki duvarların kendisiyle konuştuğunu ve dış güçler tarafından takip edildiğini iddia etmektedir. Yaşadığı bu olağanüstü algısal bozulmaların aldığı maddeden kaynaklandığını kesinlikle reddetmekte, durumun mutlak bir gerçeklik olduğuna inanmaktadır. Semptomların standart bir intoksikasyon süresinin çok ötesine geçmesi ve hastada ciddi işlevsellik kaybı yaratması üzerine klinik takip ve antipsikotik tedavi protokolü başlatılır.
Derin Analiz
DSM-5 tanı kriterleri bağlamında bu bozukluk, maddelerin nörotransmiter sistemler (özellikle serotonerjik 5-HT2A reseptör agonistleri) üzerindeki akut ve kalıntı etkilerinin normal intoksikasyon sınırlarını aşmasıyla patolojik bir boyuta ulaşır. Bireyin gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu ve semptomların yalnızca olağan bir madde deneyimiyle açıklanamayacak düzeyde şiddetli seyrettiği durumlarda teşhis edilir. Nörobiyolojik düzeyde, ön beyin ve talamik devrelerdeki duyusal gating (duyu filtreleme) mekanizmalarının çökmesi, dış uyaranlar ile içsel zihinsel temsillerin birbirine karışmasına zemin hazırlar. Semptomların madde etkisi geçtikten sonra dahi kalıcılık göstermesi, altta yatan birincil psikotik yatkınlıkların tetiklendiğini veya kalıcı nörokimyasal disregülasyon oluştuğunu gösterir.
Etimoloji
Karıştırmayın
Olağan halüsinojen intoksikasyonu ve birincil şizofreni. Ayırt edici temel fark; intoksikasyonda birey durumun maddeden kaynaklandığını genellikle bilir ve semptomlar madde atılımıyla hızla geriler, şizofrenide ise madde kullanımı olmaksızın kronik bir seyir izler.

