Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Hiperarousal

Hyperarousal

Tanım

Travma sonrası stres bozukluğu ve akut stres bozukluğunun tanı kriterlerinden biri olan, abartılı irkilme, uyku bozuklukları ve aşırı tetikte olma haliyle karakterize kronik fizyolojik uyarılmışlık.

Örnek Vaka / Uygulama

Geçmişte ağır bir trafik kazası geçirmiş olan bir danışan, trafikte başka bir aracın ani fren sesini duyduğunda kalbi saatte 140 atacak şekilde çarpmaya başlar, elleri titrer, gece boyunca uykusuz kalır ve ertesi gün evden çıkarken kapıyı kilitleyip kilitlemediğini defalarca kontrol etme ihtiyacı duyar.

Derin Analiz

Hiperarousal, sempatik sinir sisteminin kronik olarak aşırı aktivasyonu ve hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksının disfonksiyonu ile karakterizedir. Walter B. Cannon tarafından ilk kez tanımlanan savaş-kaç tepkisinin kalıcılaşmış bir versiyonu olarak ortaya çıkar. Bireyin tehlike geçtikten çok sonra bile çevresindeki uyaranları sürekli bir tehdit olarak algılamasına yol açar. Norepinefrin ve kortizol seviyelerindeki kronik yükseklik, amigdalanın hiperaktivitesi ve prefrontal korteksin bu durumu inhibe etme kapasitesinin düşmesiyle nörobiyolojik temeli pekişir. Klinik pratikte odaklanma güçlükleri, irritabilite ve somatik kaygı belirtileriyle kendini gösterir.

Etimoloji

Yunanca 'hyper-' [aşırı, üst düzey] ve İngilizce 'arousal' [uyanıklık, uyarılma] kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir; kökeni Eski İngilizceye ve Hint-Avrupa dillerindeki 'er-' [kımıldatmak, uyandırmak] köküne dayanır.

Karıştırmayın

Genel anksiyete bozukluğundaki yaygın endişe haliyle karıştırılabilir; temel fark hiperarousalın somatik ve refleksif bir uyarılmışlık (ürkme, uykusuzluk, aşırı tetikte olma) içermesi ve doğrudan travmatik yaşantılarla tetiklenmesidir.