Ana içeriğe atla
Psikoloji Sözlüğüm LogoPsikoloji Sözlüğüm

Yüksek Risk

High Risk

Tanım

Bir bozukluğa, hastalığa veya olumsuz sonuca karşı genetik, fizyolojik ve davranışsal faktörler nedeniyle belirgin biçimde artmış duyarlılık ve yatkınlık durumu.

Örnek Vaka / Uygulama

Yirmi yaşında, birinci derece akrabalarında major depresif bozukluk öyküsü bulunan bir üniversite öğrencisi, kronik akademik stresle karşılaştığında anhedoni ve uyku bozuklukları geliştirmeye başlar. Klinik değerlendirmede, genetik yatkınlık ve mevcut çevresel stresörlerin birleşimi nedeniyle bu bireyin klinik depresyon geçirme açısından 'yüksek risk' altında olduğu saptanarak koruyucu psikoterapi seanslarına yönlendirilir.

Derin Analiz

Klinik psikoloji ve epidemiyoloji bağlamında yüksek risk, bireyin fenotipik dışavurumundan bağımsız olarak latent (gizli) bir patolojiye veya çevresel tetikleyiciler karşısında yetersiz başa çıkma kapasitesine işaret eder. Biyopsikososyal model çerçevesinde; genetik yük (diatez), epigenetik modifikasyonlar, erken dönem travmatik yaşantılar ve maladaptif davranış kalıpları bu risk havuzunu besler. Örneğin, bipolar bozukluk tanısı almış bir ebeveynin çocuğunda görülen yüksek risk, sadece kalıtımsal nörotransmitter düzensizliklerini değil, aynı zamanda homeostatik regülasyonu zorlayan çevresel stres faktörlerini de kapsar. İstatistiksel olarak bu durum, insidans oranlarının popülasyon ortalamasının anlamlı düzeyde üzerine çıktığı alt grupları tanımlamak için kullanılır.

Etimoloji

Fransızca 'risque' [zarar veya tehlike olasılığı] kelimesinden türetilmiş olup, Latince 'resecare' [uçurum kenarından dönmek, kesmek] kökenine dayanır.

Karıştırmayın

Kesin tanı (diagnosis) ile karıştırılır; yüksek risk bir hastalık varlığını değil, hastalığın ortaya çıkma olasılığının istatistiksel ve klinik olarak katbekat artmış olduğunu gösterir.