S Factor
Charles Spearman'ın iki faktörlü zeka kuramında, belirli bir zihinsel teste ya da dar kapsamlı beceriye özgü olan varyansı temsil eden faktör.
S-adenosylmethionine (SAM)
Proteinler, fosfolipidler, nörotransmiterler ve nükleik asitleri içeren sayısız metabolik reaksiyonda metil grubu aktarıcısı olarak görev yapan, protein dışı bir kimyasal bileşiktir.
S–O–R Psychology
Klasik uyarıcı-tepki (S-R) zincirine organizmanın içsel biyolojik ve psikolojik değişkenlerini dahil ederek bilişsel sürecin temellerini atan psikolojik yaklaşım.
S–
Edimsel koşullanmada, belirli bir davranışın ardından pekiştireç gelmeyeceğini veya ceza olasılığının yüksek olduğunu bildiren uyarıcı.
S–(R–O) Model
Edimsel koşullanmada, bir uyaranın doğrudan tepkiyi değil, tepki ile pekiştireç veya ceza arasındaki bağı (R–O) tetiklediğini öne süren bilişsel-davranışsal model.
S–S Learning Model
Uyarıcı ile tepki arasındaki bağları reddederek, iki uyarıcı veya uyarıcı ile sonuç arasındaki zihinsel ilişki kurma süreçlerini vurgulayan bilişsel öğrenme modelidir.
S/N
Anlamlı bilginin (sinyal), aradaki rastgele dalgalanmalardan ve bilgi kirliliğinden (gürültü) ayırt edilme derecesini gösteren oran.
SAB
Endüstri ve örgüt psikolojisinde adayların işe alım süreçlerinde demografik, mesleki ve kişisel geçmişlerini standart bir formatta toplamak için kullanılan yazılı form.
Morning Sickness
Gebeliğin ilk trimesterinde veya sürecin tamamında görülen, adının aksine günün herhangi bir saatinde ortaya çıkabilen bulantı ve kusma tablosudur.
Morning-glory Seeds
Psikoaktif bileşikler, özellikle ergot alkaloidleri içeren ve geleneksel olarak halüsinojenik amaçlarla kullanılan *Rivea corymbosa* bitkisinin tohumları.
Constant
Belirli bir işlem veya operasyon serisi boyunca değeri değişmeyen, sabit kalan sayısal veya kavramsal niceliktir.
FI
Edimsel koşullamada, belirli ve değişmez bir zaman süresi geçtikten sonra gelen ilk doğru tepkinin pekiştirildiği pekiştirme tarifesidir.
Fixed-interval Schedule (FI Schedule)
Edimsel koşullanmada, belirlenen belirli bir zaman aralığının ardından gerçekleşen ilk doğru yanıtın ödüllendirildiği pekiştirme tarifesidir.
Fixed Variable
Değerleri araştırmacı tarafından önceden belirlenen, rastsal olmayan ve manipüle edilen ya da sabit tutulan değişken.
Fixed Effect
Araştırmacının evrenden rastgele seçmek yerine, incelenmek istenen tüm spesifik düzeylerini doğrudan kontrol ettiği ve modele dahil ettiği bağımsız değişken.
Fixed-effects Model
Araştırmacının bağımsız değişkenin seviyelerini rastgele seçmek yerine doğrudan ve bilinçli olarak belirlediği, çıkarımların yalnızca bu spesifik seviyelerle sınırlı tutulduğu istatistiksel yaklaşımdır.
Fixed-effects Analysis Of Variance
Araştırmacı tarafından özel olarak seçilmiş belirli koşul veya grup ortalamaları arasındaki farkların incelenmesini sağlayan istatistiksel prosedür.
Fixed Action Pattern (FAP)
Klasik etolojide, bir tetikleyici uyarıcı tarafından uyarılan ve duyusal geri bildirime ihtiyaç duyulmaksızın eksiksiz bir şekilde icra edilen, genetik olarak kodlanmış, türe özgü kalıplaşmış davranış dizisi.
İdée Fixe
Aksine dair açık kanıtlara rağmen sürdürülen, kişinin zihnini meşgul eden ve rasyonel eleştirilere kapalı olan katı inanç veya düşünce kalıbı.
Constant Error
Ölçülen değerler ile gerçek değerler arasındaki farkın belirli bir yönde (aşırı veya eksik tahmin etme) sistematik olarak ortaya çıkması durumu.
Hard-wired
Bileşenler arasındaki bağlantıların kalıcı olarak kurulduğu ve değiştirilemediği elektronik devreleri veya nörofizyolojide değişmez, esnek olmayan sinir ağlarını ifade eden sıfat.
Fixed-ratio Schedule (FR Schedule)
Edimsel koşullanmada, pekiştirecin belirli ve değişmeyen sayıda doğru tepkinin ardından verildiği pekiştirme tarifesidir.
Fixed Parameter
Bir araştırmacı tarafından istatistiksel bir modeli test ederken tahmin edilmek yerine önceden belirli ve sabit bir değere atanan spesifik parametredir.
Fixed-alternative Question
Katılımcılara belirli yanıt alternatiflerinin sunulduğu ve bunlardan en uygun olanını seçmelerinin istendiği test veya anket maddesi.
Fixed Class Society
Bireylerin doğuştan kazandıkları sosyal statünün hayat boyu değişmediği, dikey sosyal hareketliliğin sıfıra yakın veya tamamen imkansız olduğu toplumsal tabakalaşma sistemi.
Constant Stimulus Method
Psikofizikte, duyusal eşikleri belirlemek üzere önceden saptanmış rastgele sırada sunulan sabit yoğunluktaki uyaranların katılımcı tarafından ne sıklıkla algılandığının ölçüldüğü klasik bir deneysel yöntemdir.
Method Of Constant Stimuli
Duyusal eşiği saptamak amacıyla, eşik değerine yakın önceden belirlenmiş birkaç uyarıcının seçkisiz ve ardışık olarak denneklere sunulduğu klasik bir psikofizik yöntemdir.
Fixed-time Schedule (FT Schedule)
Organizmanın gösterdiği davranıştan bağımsız olarak, pekiştireçlerin önceden belirlenmiş sabit zaman aralıklarında sunulduğu bir edimsel koşullanma tarifesidir.
Constancy Law
Organizmanın içsel veya dışsal uyaranlar karşısında fizyolojik ve psikolojik dengesini (homeostazi) koruma eğilimini ve sinir sisteminin uyarıcı girdileri en düşük düzeyde tutma prensibini tanımlayan teorik yasa.
Braid Cutting Fetish
Cinsel uyarılma ve doyumun, bir başkasının saçının kesilmesi eylemiyle ya da bu sürece tanık olunmasıyla tetiklendiği özel bir parafilik yönelim.