-gamy
Evlilik, çiftleşme veya sosyal eşleşme biçimlerini belirten morfolojik bir sonektir.
Ableism
Engelli bireylere yönelik gerçekleştirilen sistemli ayrımcılık, önyargı ve onları eksik veya bağımlı olarak etiketleyen toplumsal tutumlar bütünü.
Pity
Mutsuz, acı çeken veya dezavantajlı durumdaki bireylere yönelik deneyimlenen üzüntü ve merhamet temelli karmaşık bir duygusal tepkidir.
Explicit Prejudice
Bireyin belirli bir sosyal gruba karşı bilinçli olarak sahip olduğu, farkında olduğu ve doğrudan raporlayabildiği olumsuz tutum.
Open-classroom Design
Geleneksel paralel sıra düzenini reddeden; duvarların bulunmadığı veya esnetildiği, davranışsal haritalama verilerine göre esnek öğrenme stillerine olanak tanıyan fiziksel sınıf mimarisi.
Open Class Society
Bireylerin doğuştan geldikleri sosyal statülerin ötesine geçerek bireysel çaba ve başarıları doğrultusunda dikey hareketlilik sağlamalarına izin veren veya bunu teşvik eden toplumsal yapı.
Open Society
İnsan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve eleştirel düşünceye dayalı esnek sosyal organizasyon biçimi.
Explicit Attitude
Bireyin bilinçli farkındalığına sahip olduğu, üzerine düşündüğü ve dışsal olarak rahatlıkla ifade edebildiği nispeten kalıcı genel değerlendirici tepki.
Explicit Attitude Measure
Bir bireyin herhangi bir nesne, olay ya da kişiye yönelik tutumunun, bu durumun bilincinde olarak doğrudan değerlendirildiği öz-bildirim temelli ölçüm prosedürü.
Fairness / Justice
🔹 1. (fairness): Test alan bireylerin ırksal, kültürel veya arka plan farklılıklarından kaynaklanan sistematik varyansları ortadan kaldırarak eşit ve tarafsız muamele görmesini sağlayan psikometrik ve sosyokültürel ilke. 🔹 2. (justice): Çatışmaların ve anlaşmazlıkların yasal süreçler ve orantılı yaptırımlar aracılığıyla tarafsız ve hakkaniyetli bir biçimde çözüme kavuşturulması.
Belief İn A Just World / Just-world Hypothesis
🔹 1. (belief in a just world): Bireylerin dünyayı adil, düzenli ve öngörülebilir bir yer olarak algılama eğilimi; herkesin hak ettiğini yaşadığına ve yaşayacağına dair bilişsel bir önyargı. 🔹 2. (just-world hypothesis): Dünyanın temelde adil, düzenli ve öngörülebilir bir yer olduğu, herkesin hak ettiğini yaşadığı yönündeki bilişsel eğilim.
African American
Afrika'nın siyah ırksal gruplarından köken alan ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan vatandaş veya sakinleri tanımlayan demografik ve sosyolojik terim.
Agape
Şefkat, korumacılık, öz-inkâr ve estetik yönelimi içeren; herhangi bir menfaat ya da cinsel dürtü barındırmayan karmaşık ve özgeci bir sevgi biçimi.
Covenant Marriage
Çiftlerin evlilik öncesi zorunlu danışmanlığı kabul ettiği ve boşanma gerekçelerini yasal olarak önemli ölçüde kısıtlayan alternatif bir hukuki evlilik statüsüdür.
Moral Code
Bir toplum, grup veya birey tarafından doğru ve yanlış davranışları belirleyen, tüm üyeler ya da bireyin kendisi için bağlayıcı kabul edilen kurallar bütünü.
Moral Commitment
Bireyin bir ilişkiye veya taahhüde, dini, toplumsal veya kişisel değerlerden kaynaklanan ahlaki bir yükümlülük ve görev bilinciyle bağlı hissetmesi durumu.
Moral Exclusion
Çatışma halindeki tarafların birbirlerini evrensel ahlaki hak ve korumalardan mahrum, 'değer dışı' olarak algıladığı psikolojik süreç.
Need For Affiliation (n-aff)
Bireylerin diğer insanlarla kişisel ilişkiler kurma, gruplara katılma ve sosyal bağlar oluşturarak onay ve kabul görme arzusu.
Family Values
Geleneksel çekirdek ailenin yapısına, işlevine ve rollerine atfedilen; çoğunlukla muhafazakar politik ve dini ideolojilerle şekillenen ahlaki ve sosyal normlar bütünü.
Belonging
Bir grup veya toplumun tamamı tarafından kabul edildiğini ve onaylandığını hissetme durumu.
Need To Belong
Bireylerin kalıcı, pozitif ve anlamlı interpersonal ilişkiler kurma, gruplara dahil olma ve diğerleri tarafından kabul edilme yönündeki evrimsel ve kökleşmiş motivasyonu.
Ajzen–fishbein Model
Gerekçeli Eylem Teorisi'nin (Theory of Reasoned Action) temelini oluşturan, bireylerin tutumları ve sosyal normları aracılığıyla davranışsal niyetlerini ve nihai eylemlerini öngören orijinal teorik çerçeve.
Academic Freedom
Öğretim elemanlarının araştırma yapma ve eğitim verme, öğrencilerin ise öğrenim görme ve fikirlerini ifade etme hakkını dış müdahalelerden bağımsız olarak koruyan kurumsal ve hukuki ilke.
Kinship
Bireyleri kan bağı, ortak atasal köken, evlilik veya evlat edinme yoluyla birbirine bağlayan sosyal ve kültürel ilişkiler ağı.
Kinship Network
Bir kültür veya toplumda kan bağı, evlat edinme ya da evlilik yoluyla oluşan geniş ailenin resmi ve gayri resmi ilişkiler sistemidir.
Kinship Migration
Bireylerin veya ailelerin, özellikle ileri yaştakilerin ya da dul kalanların, sosyal ve pratik destek almak amacıyla aile üyelerine coğrafi olarak yakınlaşmak için gerçekleştirdiği ikametgah değişimi.
Peer Pressure
Bireyin içinde bulunduğu akran grubunun normlarına, değerlerine ve beklentilerine uyum sağlaması amacıyla maruz kaldığı sosyal etki süreci.
Peer Facilitation
Eğitsel veya problem çözme odaklı hedeflere ulaşmak amacıyla, genellikle bir grup ortamında akran danışmanlığı modelinin kullanılması.
Activism
Toplumsal veya politik bir hedef doğrultusunda kasıtlı ve kararlı eylemlerde bulunma pratiklerinin bütünü.
Actor–observer Effect
Bireylerin kendi davranışlarını dışsal (durumsal) etkenlere bağlarken, başkalarının aynı davranışlarını içsel (kişisel) özelliklere atfetme eğilimidir.
Field Theory
Bireyin davranışını, içsel dürtülerin izole bir ürünü olarak değil; kendisinin ve içinde bulunduğu psikolojik, sosyal ve fiziksel 'yaşam alanı'nın (life space) karşılıklı dinamik etkileşimleri bütünü olarak ele alan sistematik yaklaşım.
Deception Research
Katılımcıların araştırmanın gerçek amacından bilinçli olarak saptırıldığı veya yanıltıldığı, böylece sosyal istenirlik ve talep özelliklerinin kontrol altına alınmaya çalışıldığı deneysel yöntem.
Perceptual Maintenance
Çevresel tasarımda, duyusal işlevleri kolaylaştırmak ve gerçekleştirilen faaliyet için uygun düzeyde algısal uyarım sağlamak amacıyla bir mekanın inşası veya düzenlenmesidir.
Recipient Factors
İkna edici bir mesajı alan bireyin, ikna olma derecesini etkileyen zeka, benlik saygısı ve bilişsel ihtiyaç gibi kişisel özellikleri.
Underclass
Toplumsal hiyerarşinin en alt kademesinde yer alan; yoksulluk, kronik işsizlik, yetersiz eğitim ve sosyal imkanlardan mahrumiyet gibi katmanlı dezavantajlarla karakterize edilen sosyal tabaka.
Comparison Level For Alternatives (clalt)
Bağımlılık kuramında, bireylerin mevcut ilişkilerini sürdürme veya sonlandırma kararı alırken mevcut ilişkinin ödül-maliyet oranını olası alternatiflerle kıyasladıkları eşik değer.
Golden Rule
Bireyin başkalarına, kendisine yapılmasını istediği şekilde davranması gerektiğini savunan evrensel etik ve karşılıklılık ilkesidir.
Subculture
Daha geniş toplumun hâkim kültüründen kendine özgü gelenekleri, davranış kalıpları, ilgi alanları ve inanç sistemiyle ayrışan insan grubu.
Emblem
Kültür içindeki bireyler tarafından kolaylıkla anlaşılan, konuşulan bir kelime veya ifadenin yerini alan bilinçli beden hareketi.
American Indian
Kuzey Amerika'nın kıta içi orijinal halklarını tanımlamakta kullanılan, tarihsel ve sosyopolitik bağlamları barındıran bir demografik ve kültürel terim.
Empirical-rational Strategy
Toplumsal ve kurumsal değişimin, kamunun yeterli ve ikna edici olgusal kanıtlar almasıyla gerçekleşebileceğini savunan sosyal psikolojik yaklaşım.
Matrifocal
Annenin evin, aile yapısının veya toplumsal örüntünün merkezinde yer aldığı sosyal ve yapısal düzen.
Matriarchy
Soy ve mirasın yalnızca kadın soyu üzerinden takip edildiği ve kadınların sosyal, politik yapıda baskın konuma sahip olduğu toplumsal örgütlenme biçimi.
A-S Scale
Bireylerin Yahudi karşıtı önyargı, tutum ve inançlarını nicel olarak ölçmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik bir değerlendirme aracıdır.
Anticonformity / Counterconformity
🔹 1. (anticonformity): Kabul görmüş sosyal standartlara ve normlara karşı, kişinin samimi bir ifade ihtiyacından ziyade isyankarlık veya dikbaşlılıkla geliştirdiği bilinçli ve kasıtlı uyumsuzluk hali. 🔹 2. (counterconformity): Bireyin, grup baskısına veya sosyal normlara uyum sağlamak yerine, bilinçli ve kasıtlı bir şekilde bunların tam tersi yönde davranma eğilimidir.
Antinodal Behavior
Bir ağ topolojisinde veya sistemik etkileşim modelinde ana merkezlerin (nodların) dışındaki veya ara geçiş alanlarındaki hareketlilik biçimlerini ifade eden davranışsal tanım.
Anti-semitism Scale (A-S Scale)
Yahudilere yönelik kişisel rahatsızlık, sosyal tehdit algısı, düşmanca tutumlar ve dışlayıcılık varsayımları dahil olmak üzere antisemitizmin beş farklı boyutunu ölçen bir kişilik testidir.
Argument Quality
Bir argümanın, hedef tutum nesnesine yönelik olarak olumsuzlardan ziyade baskın bir şekilde olumlu değerlendirici tepkiler uyandırma derecesi.
Companionate Love
Güçlü bir duygusal uyarılmadan ziyade; derin bir yakınlık, şefkat ve karşılıklı bağlılık temeline dayanan sevgi biçimi.
Friendship
İki veya daha fazla bireyin karşılıklı şefkat, ortak çıkarlar ve gereksinimlerin tatmini temelinde kurduğu, görece uzun süreli gönüllü kişilerarası ilişki.
Harmony
Bireyler arası sosyal etkileşimlerin çatışmasız ve tutarlı olması durumu ya da estetik bir bütünlük oluşturan öğelerin dengeli düzeni.
Asch Situation
Bireylerin grup baskısı altında kendi algısal yargılarından vazgeçip çoğunluğun hatalı görüşüne uyma eğilimini incelemek için kullanılan deneysel paradigma.
Minimal Group
Karşılıklı bağımlılık, grup uyumu veya yapısal özellikleri barındırmayan; sıfır geçmişe sahip bireylerin yapay olarak kategorize edildiği en temel sosyal birliktelik.
Minimal İntergroup Situation
Bireylerin ortak bir geçmişi, çıkar çatışması veya kişisel etkileşimi olmaksızın, tamamen rastgele ve önemsiz kriterlere göre geçici gruplara ayrıldığı deneysel paradigma.
Downward Social Comparison
Bireyin kendi durumunu, kendisinden daha dezavantajlı, yoksul veya yetersiz konumdaki kişilerle kıyaslayarak öz saygısını koruma veya yükseltme eğilimi.
İnoculation Theory
Bireylerin tutum ve inançlarına yönelik zayıf ikna edici argümanlara maruz bırakılarak, gelecekteki daha güçlü manipülasyonlara karşı direnç kazanmasını savunan sosyal psikolojik modeldir.
Overpopulation
Bir bölgedeki nüfus yoğunluğunun arzu edilen seviyenin üzerine çıkarak kalabalıklaşmaya, strese ve çevresel kaynakların sınırlarını zorlamasına yol açması.
Love
Güçlü şefkat, sevecenlik, bağlılık ve yakınlık hislerini barındıran, tutku, samimiyet ve sadakat bileşenleriyle şekillenen karmaşık bir duygusal durum.
Triangular Theory Of Love
Romantik ilişkilerin yakınlık, tutku ve bağlılık olmak üzere üç temel bileşenin farklı kombinasyonlarıyla tanımlanabileceğini öne süren bilişsel ve sosyal psikoloji kuramı.
Ancestor Worship
Ölmüş akrabalara duyulan derin saygı, hürmet ve onların ruhlarıyla ritüeller ile dualar aracılığıyla iletişim kurma pratiklerini içeren kültürel ve dini yönelim.
Patrilineal
Soyun, mirasın ve soyadının babadan çocuklara aktarıldığı sosyal ve soybilimsel sistemi tanımlayan sıfat.
Patriarchy
Toplumsal soyun, mirasın ve otoritenin erkek soy hattı üzerinden aktarıldığı ve erkeklerin sosyal, politik ve ekonomik yapılarda baskın konuma sahip olduğu toplumsal örgütlenme biçimi.
Attribution Error
Bireylerin başkalarının davranışlarına veya olayların sonuçlarına nedenler yüklerken sistematik bir biçimde gerçek dışı veya yanlı çıkarımlarda bulunması eğilimi.
Attribution
Bir bireyin kendi davranışlarının veya çevresel olayların nedenlerine yönelik gerçekleştirdiği zihinsel çıkarım ve nedensellik yükleme süreci.
Attribution Theory
Bireylerin gerek kendi gerekse başkalarının davranışlarının ardındaki nedenselliği açıklarken bu nedenleri içsel (kişisel) ya da dışsal (durumsal) etkenlere bağlama süreçlerini inceleyen sosyal psikoloji kuramıdır.
Atmospheric Conditions
Sıcaklık, nem, hava akımı ve barometrik basınç gibi çevresel unsurların, bireylerin yaşam ve çalışma alanlarındaki konforunu ve performansını etkileyen fiziksel bileşenleridir.
Riot
Büyük, düşmanca tutumlu ve genellikle örgütsüz bir kalabalığın yol açtığı şiddetli toplumsal kargaşa ve şiddet eylemi.
İllumination Conditions
Bir ortamdaki ışık şiddeti, parlama kontrolü ve dağılımı gibi niteliklerin, bireylerin görsel konforunu ve belirli görevleri yerine getirme uygunluğunu belirleyen fiziksel özellikleridir.
İllumination Standards
Kuzey Amerika Aydınlatma Mühendisliği Derneği tarafından belirlenen, belirli görevlerin verimli ve etkili bir şekilde yerine getirilebilmesi için önerilen ışık miktarı ve şiddeti ölçütleridir.
Segregation
Bireylerin, grupların veya zihinsel süreçlerin minimum düzeyde etkileşim kuracak şekilde birbirinden fiziksel veya işlevsel olarak yalıtılması.
Looking-glass Self
Bireyin benlik algısının, diğer insanların kendisi hakkında sahip oldukları izlenimleri, tepkileri ve yargıları içselleştirmesi yoluyla şekillenmesi süreci.
Determinant Of Elaboration
Bireyin tutumla ilgili bir bilgiyle karşılaştığında gösterdiği zihinsel işleme ve ayrıntılandırma düzeyini doğrudan etkileyen her türlü bilişsel veya çevresel faktör.
Elaboration-likelihood Model (ELM)
Tutum değişiminin, bireyin bir mesaja gösterdiği bilişsel çaba ve ayrıntılandırma düzeyine bağlı olarak merkezî ve çevresel olmak üzere iki farklı yoldan gerçekleştiğini savunan ikna teorisidir.
Disjunctive Task
Grubun başarısının, tek bir doğru çözümün veya en yetenekli grup üyesinin performansına bağlı olduğu işbirlikçi görev türü.
Minority İnfluence
Daha küçük bir grubun veya bireyin, tutarlı ve kararlı bir duruş sergileyerek çoğunluğun kökleşmiş inançlarını ve normlarını sorgulatması ve yenilikçi dönüşümler tetiklemesi sürecidir.
Minority Group
Toplumun genelinde egemen olan gruba kıyasla daha az iktidara sahip, etnik, ırksal, sosyal, dini veya kültürel özellikleriyle ayrışan popülasyon alt grubudur.
İndependent Self-construal
Bireyin kendini sosyal ağlardan ve ilişkisel bağlardan ayrı, özerk, benzersiz nitelikleri ve başarılarıyla tanımladığı bilişsel ve kültürel benlik kurgusudur.
Affiliation / Attachment / Bonding
🔹 1. (affiliation): Bir bireyin, maddi çıkar gütmeksizin; beğeni, sevgi veya kişisel yakınlık temelinde diğer bireylerle sosyal bir ilişki kurma ya da bu tür ilişkilere dahil olma yönündeki motivasyonel eğilimi. 🔹 2. (attachment): Bir bireyin, özellikle bir bebeğin birincil bakım verenine karşı geliştirdiği ve güven duygusunu pekiştiren derin duygusal bağ. 🔹 3. (bonding): Bireyler arasında, özellikle anne ile yenidoğan bebek arasında yakın ilişkilerin ve duygusal ilişiğin kurulma süreci.
N-aff
Bireylerin diğer insanlarla kabul edici, olumlu ve tatmin edici sosyal ilişkiler kurma, sürdürme ve bu ilişkiler içinde yer alma yönündeki içsel güdüsü.
Latitude Of Noncommitment
Sosyal yargı teorisinde, bireyin bir konu hakkında kabul edilebilir veya sakıncalı bulmadığı, dolayısıyla tarafsız kaldığı tutumsal konumlar aralığıdır.
Bartholin’s Glands
Kadın üreme sisteminde, vajinal açıklığın her iki yanında yer alan ve cinsel uyarılma sırasında mukus salgılayan çift halindeki küçük bezler.
Coercive Persuasion
Siyasi veya askeri tutsakların davranış ve tutumlarında köklü değişiklikler yaratmak amacıyla tehdit, tecrit ve sürekli sorgulama gibi yöntemlerin kullanıldığı sistematik endoktrinasyon süreci.
Need For Achievement (n-ach)
Bireylerin belirli hedeflere ulaşma, yüksek performans standartları tutturma ve kişisel tatmin sağlama yönündeki derin içsel motivasyonu.
Bride Price
Erkeğin veya ailesinin, evlilik akdi karşılığında kadının ailesine yaptığı maddesel veya mülkiyete dayalı transfer.
Babyfacedness
Yetişkin bir yüzde, büyük gözler, dolgun yanaklar, yuvarlak kafa yapısı, çıkık alın ile küçük burun ve çene gibi bebeksi konfigürasyonel özelliklerin bulunma durumu.
Free Rider
Ortak bir amaca veya gruba hiçbir katkı sağlamadığı veya çok az katkı sağladığı hâlde, diğer üyelerle eşit oranda fayda elde eden birey.
Liking Scale
Bir bireyin başka bir kişiye duyduğu çekim derecesini, olumlu kişilik değerlendirmesini ve o kişinin yanında olma isteğini nicel olarak ölçen psikometrik araç.
Expectancy Effect
Bir bireyin kendi davranışı veya başkasının davranışı hakkındaki önsel beklentilerinin, fiili davranışı istem dışı olarak şekillendirmesi ve kehanetin gerçekleşmesini sağlaması olgusu.
Anticipatory Attitude Change
Bireyin, ikna edici bir mesajla karşılaşacağını önceden bildiğinde, mesajın içeriği henüz bilinmese bile kendi tutumunda yaşadığı değişim.
Expectation-states Theory
Grupların, üyelerinin yetkinlik göstergesi olan özel özellikler ile cinsiyet veya yaş gibi yanıltıcı genel statü özelliklerini temel alarak aralarındaki güç ve prestij hiyerarşisini nasıl yapılandırdığını inceleyen teoridir.
Emergent-norm Theory
Kitlelerin ve kalabalıkların sergilediği homojen davranışların, dışsal ve önceden var olan kurallardan ziyade, grubun kendi içinde kendiliğinden ürettiği yeni sosyal normlara uyum sağlama sürecinden kaynaklandığını öne süren kolektif davranış teorisi.
Uncertainty Reduction Theory (URT)
Bireylerin sosyal etkileşimlerde karşı tarafın davranışlarını öngörebilmek ve açıklayabilmek amacıyla iletişim yoluyla belirsizliği minimuma indirme ihtiyacını savunan sosyal gelişim teorisidir.
Uncertainty Avoidance
Bir kültürün veya bireyin belirsiz, muğlak durumlarla başa çıkamaması neticesinde katı kurallara, bilinen rutinlere ve dogmatik inançlara yönelme eğilimidir.
Bem Sex Role Inventory (BSRI)
Bireylerin kendilerini toplumsal olarak kalıplaşmış eril, dişil veya androjen özelliklerle ne ölçüde tanımladığını ölçen 60 maddelik öz-bildirim ölçeği.
İllusion Of Unique İnvulnerability
Bireyin, başkalarının felaketlerine yol açan tehlikelerden ve talihsizliklerden kendisinin bir şekilde muaf olduğuna dair inandığı irrasyonel bilişsel önyargı.
Computer Slanguage
Bilişim teknolojileri ve internet ortamlarında kullanılan özel argo, terimler ve iletişim dili bütünü.
İnformational İnfluence
Bireyin kendi inançlarının doğruluğunu veya davranışlarının uygunluğunu sorgulamasına yol açan ve gerçeği arama güdüsüyle başkalarından gelen bilgiyi kabul etmesini sağlayan kişilerarası süreç.
İnformational Power
Bireyin veya grubun, belirli bir durumla ilgili somut gerçeklere, verilere ve uzmanlık bilgisine sahip olması sayesinde başkalarının tutum veya davranışlarını etkileme kapasitesi.
Cognitive Dissonance
Bilişsel sistemdeki iki veya daha fazla inanç, tutum veya davranış arasında tutarsızlık olduğunda ortaya çıkan ve bireyde güçlü bir motivasyonel gerilim yaratan hoş olmayan psikolojik durum.
Cognitive Balance Theory
Bireylerin sosyal dünyalarındaki tutumlar, algılar ve kişiler arası ilişkiler arasında psikolojik bir uyum ve tutarlılık arama eğilimini inceleyen sosyal psikolojik kuram.
Cognitive İnterdependence
Yakın ilişkilerdeki bireylerin, kendilerini tekil birer bireyden ziyade ikili bir birimin parçası olarak algılama ve düşünme eğilimidir.
Cognitively Based Persuasion
Bir tutumu, öncelikli olarak tutum nesnesiyle ilişkili niteliklere yönelik inançları değiştirerek aktif bir şekilde dönüştürme süreci.
Cognitive Response Theory
Tutum değişiminin, bireylerin ikna edici mesajlara karşı ürettikleri öznel değerlendirmelerin, çıkarımların ve bilişsel tepkilerin niteliği ile niceliği tarafından belirlendiğini savunan sosyal psikoloji kuramı.
Dissonance
Bir bireyin iki veya daha fazla çelişkili inanca, tutuma ya da değere aynı anda sahip olmasından kaynaklanan psikolojik rahatsızlık ve gerginlik durumu.
Cognitive–evaluative Consistency
Bir tutumun bilişsel temeli ile genel tutumun değer biçme düzeyi arasındaki uyum derecesidir.
Need For Cognition
Bireyin kapsamlı bilişsel faaliyetlerden ve karmaşık zihinsel süreçlerden keyif alma, bunları arama ve sürdürme yönündeki sürekli kişilik eğilimidir.
Millenarianism
İnsanlık tarihinin ani ve köklü bir sonla kesintiye uğrayarak bin yıllık bir adalet, barış ve kurtuluş çağını müjdeleyeceği yönündeki teolojik ve sosyolojik inanç.
İndividualist Feminism
Kadınların bireysel özerkliğini, kişisel haklarını ve eylem özgürlüğünü merkeze alan, kolektivist politikalar yerine liberteryen bir çerçeveyi savunan feminist perspektif.
İndividualism
Bireyin özerkliğini, haklarını, bağımsızlığını ve kişisel tatminini kolektif yapıların önünde tutan ideolojik ve psikolojik yönelim.
Deindividuation
Bireyin kalabalık içinde benlik bilincini yitirmesi, anonimleşmesi ve içsel denetim mekanizmalarının zayıflaması sonucu normalde sergilemeyeceği davranışlarda bulunması.
Accumulated Advantage
Bireylerin veya sistemlerin erken dönemde elde ettikleri küçük avantajların zamanla katlanarak büyümesi ve orantısız bir üstünlük ya da eşitsizlik üretmesi durumu.
Primary Territory
Bireyin ya da grubun münhasıran kullandığı, kimliğiyle bütünleşmiş ve temel yaşam ihtiyaçları için vazgeçilmez olan özel mekansal alan.
Primary Group
Yüz yüze etkileşim, yüksek düzeyde grup uyumu, dayanışma ve güçlü kimliklenmeyle karakterize edilen küçük, uzun süreli sosyal gruplar.
Primary Deviance
Sosyal açıdan uyumlu bir bireyin, kalıcı bir sapkın kimlik edinmeksizin gerçekleştirdiği ilk kural dışı eylem.
Conjunctive Task
Tüm grup üyelerinin kendilerine düşen alt görevleri eksiksiz tamamlamasıyla başarıya ulaşabilen ve grubun genel performansının en zayıf halkanın kapasitesiyle sınırlı kaldığı ortak çalışma türüdür.
Coacting Group
İki veya daha fazla bireyin, birbirlerinin fiziksel varlığı altında ancak minimum düzeyde etkileşim veya iletişim kurarak bağımsız görevler yürüttüğü sosyal yapı.
Coaction Task
Bireylerin, aynı türden bir görevi yerine getiren diğer kişilerin fiziksel varlığı bağlamında gerçekleştirdiği her türlü amaca yönelik performans veya aktivitedir.
Cohabitation
Evli olmaksızın, romantik ve cinsel partnerler olarak aynı evi ve yaşam alanını paylaşma durumu.
Biophilia
İnsanın doğal dünyaya ve diğer canlı formlarına karşı taşıdığı doğuştan gelen, evrimsel temelli çekim ve bağ kurma eğilimidir.
Biophobia
Doğaya ve belirli canlı türlerine karşı duyulan irrasyonel korku ve kaçınma eğilimi ile insanın kendini yapay ortamlara ve teknolojiye kapatma dürtüsü.
Biosphere
Dünya üzerinde canlı organizmaların bulunduğu, atmosferin
Biotope
Belirli ve homojen çevresel koşullara sahip, belirli bir canlı topluluğuna yaşam alanı sunan coğrafi ve fiziki bölge.
Us-versus-them Effect
Bireylerin sosyal dünyayı kendi iç grupları ("biz") ve dış gruplar ("onlar") olarak keskin biçimde kategorize etme ve iç gruplakileri kayırma eğilimi.
Bogardus Social Distance Scale
Bireylerin farklı etnik veya toplumsal gruplara karşı tutumlarını ve kabul düzeylerini kademeli senaryolar aracılığıyla ölçen standart bir psikometrik ve sosyolojik araçtır.
Cross-dimension Attitude Consistency
Bir tutuma temel oluşturan farklı bilgi kategorilerinin (boyutların) değerlendirmesel olarak birbirleriyle uyumlu olma derecesi.
Territoriality
Bireylerin veya grupların belirli bir coğrafi alanı sahiplenme, sınırlarını belirleme ve bu alana dışarıdan gelebilecek müdahalelere karşı savunma eğilimi.
Territorial Dominance
Bireylerin kendi yaşam alanlarında (ev veya ofis gibi), daha büyük ve güçlü rakiplere karşı bile kişilerarası etkileşimlerde üstünlük kurma ve alanı koruma eğilimi.
Boomerang Effect
Bir ikna çabasının, hedeflenen tutum değişiminin tam tersi yönde bir etki yaratması ve bireyin mevcut görüşünü eskisinden daha radikal şekilde savunması durumu.
Bourgeoisie
Üretim araçlarına sahip olan, ekonomik gücünü sermaye ve mülkiyet üzerinden elde eden kapitalist sosyal sınıf.
İncantation
Ritüelistik bir nitelik taşıyan, belirli bir düzen ve ezgiyle tekrarlanan söz, ilahi veya büyü formülü.
Witch Doctor
Geleneksel toplumlarda, hastalıkların doğaüstü veya büyüsel nedenlerini teşhis edip tedavi ettiğine ve topluluğu kötü niyetli büyücülükten koruduğuna inanılan şifacı.
Capitalization
Bireylerin hayatlarındaki olumlu olaylardan yararlanma ve bunları pekiştirme süreci; genellikle bu iyi haberleri başkalarıyla paylaşarak deneyimin öznel değerini artırma dinamiklerini kapsar.
Card-stacking
Yalnızca destekleyici kanıtları öne çıkarıp karşıt bilgileri gizleyerek veya manipüle ederek algıyı kasıtlı olarak yönlendiren bir ikna ve propaganda tekniğidir.
Charm
Bireyin tutum, davranış ve kişisel nitelikleriyle başkalarında hayranlık, ilgi veya çekim uyandırma gücü.
CCTV System
Yayınların genel bir ağ yerine belirli ve sınırlı sayıda monitöre iletildiği kapalı devre görüntü izleme ve güvenlik sistemi.
CDQ
Bireylerin riskli ve güvenli seçenekler içeren varsayımsal durumlarda karar alma eğilimlerini ölçmek için geliştirilmiş standartlaştırılmış psikometrik ölçek.
Christian Science
Zihnin madde üzerinde mutlak bir güce sahip olduğu ve fiziksel hastalıkların dua ile iyileştirilebileceği inancına dayanan Protestan kökenli dini ve teolojik bir harekettir.
Gender Script
Bireylerin doğumda atanan cinsiyetlerine göre izlemeleri beklenen, zamansal olarak organize edilmiş toplumsal olay ve davranış dizileri.
Gender Stereotype
Belirli bir kültürde belirli cinsiyet kimliklerine atfedilen normal ve uygun tutum ile davranışlara ilişkin görece sabit ve aşırı basitleştirilmiş kavramlar bütünü.
Gender Coding
Belirli niteliklerin, davranışların veya özelliklerin münhasıran ya da ağırlıklı olarak belirli cinsiyetlere atfedilmesi süreci.
Gender Psychology
Cinsiyet kavramının kültürlerarası boyutlarını, bireysel davranış, sağlık ve psikolojik süreçler üzerindeki etkilerini inceleyen disiplin.
Sex Role
Belirli bir toplumda, kadın veya erkek olmakla bağdaştırılan ve bireylerden sergilenmesi beklenen davranış, tutum ve ifade kalıplarının toplamıdır.
Sex-role Stereotype
Bireylerin doğumda atanan cinsiyetlerine dayalı olarak uygun görülen sosyal rollere ilişkin sabit, aşırı basitleştirilmiş ve genellikle indirgemeci zihinsel şemalardır.
Sexism
Bireylerin biyolojik cinsiyetlerine dayalı olarak maruz kaldıkları önyargılı inançlar, tutumlar ve ayrımcı pratikler bütünü.
Clalt
Bir bireyin mevcut ilişkisinden elde edebileceği çıktılardan tatmin olmasa bile, ilişkiden ayrıldığında ulaşabileceği en iyi alternatif senaryonun veya ilişkilerin eşik değeridir.
Geographical Mobility
Bireylerin veya toplulukların bir coğrafi bölgeden diğerine yerleşme veya taşınma kapasitesi ya da kolaylığı.
Corfing
Bireylerin başarısızlık veya olumsuzlukla ilişkilendirilen grup ya da durumlardan, kendi benlik saygılarını korumak amacıyla aralarına mesafe koyma eğilimi.
Effort Justification
Bireylerin, zor, zahmetli veya nahoş süreçler sonucunda elde ettikleri ya da gerçekleştirdikleri amaçları, katlandıkları zorluklarla doğru orantılı olarak daha değerli ve cazip bulma eğilimi.
Conflict Spiral
İki veya daha fazla taraf arasındaki gerilim ve anlaşmazlığın, tarafların birbirlerinin tepkilerine her defasında daha olumsuz ve uç noktalardaki karşılıklar vermesiyle kartopu etkisiyle büyümesi örüntüsüdür.
Conflict Theory
Toplumsal ve kurumsal yapılarda kaynakların eşitsiz dağılımının kaçınılmaz olarak kişilerarası ve gruplararası çatışmalara yol açtığını savunan analitik yaklaşım.
Attraction
Bir bireyin başka bir bireye ilgi duyması, hoşlanması ve aralarındaki karşılıklı yakınlaşma eğilimi.
Attraction Relations
Bir grup üyesi arasındaki beğenme-beğenmeme, kabul-red ve dahil etme-dışlama örüntülerinin tamamını ifade eden sosyal dinamik.
Ambivalent Sexism
Bir cinsiyete yönelik aynı anda hem olumsuz ve düşmanca hem de olumlu görünen korumacı veya idealize edici tutumların bir arada bulunmasıyla karakterize edilen sosyal psikolojik bir yapıdır.
Diversity
Bir ekosistemdeki organizmaların ya da insan toplulukları ile sosyal kimlik gruplarının yapısal ve demografik genişliği, varyasyonlar bütünü.
Gang
Üyeleri arasında yüksek düzeyde kişisel temas bulunan, ortak ilgi alanları ve davranış standartlarını paylaşan, bazı durumlarda ise yasa dışı veya antisosyal eylemlere yönelen sosyal grup.
Environmental Education
Çevresel sorunlara ilişkin farkındalığı artırmak ve ekolojik davranış değişiklikleri tetiklemek amacıyla ilke ve materyallerin geliştirilmesi sürecidir.
Environmental Design
Yaşam ve çalışma alanlarının yaşanabilirliğini, estetiğini ve işlevselliğini artırmak amacıyla yaratıcı bir şekilde planlanması süreci.
Environmental Justice
Genel nüfus içinde çevresel tehlikelerin dağılımında adil ve tarafsız muamele görülmesi; hiçbir grubun evde, işte veya okulda optimalin altındaki çevresel koşullara orantısız şekilde maruz bırakılmaması ilkesi.
Environmental Aesthetics
Doğal nesnelerin ve çevresel özelliklerin güzellik, manzara kalitesi veya görsel tercih yargılarındaki rolünü inceleyen disiplin.
Peripheral Route To Persuasion
Bireylerin bir tutum nesnesinin temel niteliklerini derinlemesine incelemek yerine, dışsal ve yüzeysel ipuçlarına dayanarak tutum oluşturması veya değiştirmesi süreci.
Peripheral Cue
Bir argümanın özüne dayanmayan, bireyin çaba sarf etmeden bir tutum nesnesini olumlu ya da olumsuz değerlendirmesini sağlayan dışsal etken.
Ambient Conditions
Belirli bir ortamın sıcaklık, nem, hava kalitesi, gürültü düzeyi ve ışık şiddeti gibi fiziksel değişkenlerinin bütünüdür.
Environmental Psychology
Fiziksel çevrenin insan davranışı, bilişi ve refahı üzerindeki etkilerini inceleyen çok disiplinli psikoloji alt dalıdır.
Environmental Stress
Bireyin fiziksel ve sosyal çevresindeki etkenlerin, adaptasyon kapasitesini zorlayarak psikolojik ve fizyolojik baskı oluşturması hali.
Environmental Stress Theory
Otonom ve bilişsel faktörlerin birleşerek bireyin çevresel uyaranları tehdit edici ya da güvenli olarak değerlendirmesini (appraisal) ve buna bağlı fizyolojik, duygusal, davranışsal tepkiler geliştirmesini açıklayan teorik model.
Environmental Hazards
Bir organizma veya topluluk için fiziksel, psikolojik ya da fizyolojik risk oluşturan evsel, iş yeri veya coğrafi kökenli dış etkenler.
Environmental Attitudes
Bireylerin veya toplumların doğaya, ekolojiye ve çevresel meselelere yönelik sahip oldukları inanç, değer ve yönelimlerin tamamıdır.
Online Group
Üyelerinin yüz yüze etkileşimler yerine, bilgisayar tabanlı bilgi teknolojileri aracılığıyla iletişim kurduğu topluluk.
Online Social Network
Bireylerin yüz yüze iletişim kurmak yerine bilgisayar tabanlı teknolojiler aracılığıyla etkileşimde bulunduğu birbirine bağlı yapılar bütünü.
Dowry
Evlilik akdi sırasında gelinin ailesi tarafından damada veya yeni kurulan hane halkına devredilen mal, mülk veya finansal varlık.
Double Predestination
Tanrı'nın bazı insanları kurtuluşa, bazılarını ise ebedi lanetlenmeye başlangıçtan itibaren mutlak surette tayin ettiğini savunan teolojik ve dogmatik determinizm ilkesidir.
Double Standard
Benzer durumlar veya eylemler karşısında, kişilerin ya da grupların kimliğine bağlı olarak farklı ahlaki veya davranışsal ölçütlerin uygulanmasını savunan ikiyüzlü inanç sistemi.
Pluralistic İgnorance
Bireylerin bir grubun hâkim tutum veya inançlarına bireysel düzeyde içtenlikle karşı çıkarken, diğer herkesin bu normu desteklediğini hatalı bir şekilde varsaymaları ve bu yanılsama yüzünden kendi gerçek tutumlarını gizleyerek çoğunluğun yanlış normuna uymaları durumu.
Majority İnfluence
Bir grubun ezici çoğunluğunun bireyler veya küçük alt gruplar üzerinde uyguladığı, uyumu ve istikrarı tetikleyen sosyal baskı mekanizması.
Multicultural Education
Sosyal adaleti, eğitimde fırsat eşitliğini ve farklı kültürel kimliklerin tanınmasını merkeze alan ilerlemeci bir pedagojik yaklaşımdır.
Multiculturalism
Farklı etnik ve kültürel grupların eşit statüye ve güç erişimine sahip olduğu, aynı zamanda kendi kimliklerini ve normlarını koruduğu toplumsal yapı veya durum.
Circular Behavior
Bireyin, başkalarında da esneme veya gülme gibi tıpatıp aynı eylemi tetikleyen hareketler sergilemesi durumu.
Stigma
Bir bireyin zihinsel, fiziksel veya sosyal bir yetersizlik olarak algılanan özelliği nedeniyle maruz kaldığı olumsuz sosyal tutum, onaylamama ve dışlanma durumu.
Behavior Setting
İlişkileri ve davranış kalıplarını doğrudan şekillendiren coğrafi, fiziksel ve sosyal durumların bütünü.
Behavior Mapping
Bireylerin belirli bir mekân içerisindeki eylemlerinin ve hareketlerinin, nerede ne yaptıklarının sistematik olarak gözlemlenip kaydedildiği bir araştırma tekniğidir.
Behavior-constraint Theory
Bireyin, aşırı veya istenmeyen çevresel uyaranlar üzerinde kontrol sağlama yönündeki tekrarlayan çabaları başarısızlıkla sonuçlandığında öğrenilmiş çaresizlik geliştireceğini öne süren kavram.
Thin Slices Of Behavior
Bireylerin davranışlarındaki aşırı kısa gözlem örneklerine (1 saniye ile 5 dakika arası) dayanarak, başkaları hakkında şans ötesi bir doğrulukla hızlı ve isabetli yargılara varabilme kapasitesi.
Behavioral Contagion
Çevredeki bir veya birkaç kişinin sergilediği eylemlerin, durumun mantıksal analizi yapılmaksızın diğer bireyler tarafından hızla taklit edilmesi.
Behavioral Confirmation
Bir kişinin zihinsel beklentilerinin veya kalıpyargılarının, sosyal etkileşim sırasında karşı tarafın (hedefin) bu beklentilere uygun davranmasını tetikleyerek nihayetinde ilk inancı doğrulaması süreci.
Behavioral Mimicry
Bir bireyin, etkileşimde bulunduğu kişinin duruşunu, jestlerini, mimiklerini ve konuşma tarzını bilinçsiz veya otomatik olarak kopyalaması.
Gossip
Genellikle doğrulanmamış, skandal nitelikli veya kişisel bilgilerin, ilgili bireylerin rızası olmaksızın başkalarıyla paylaşılması süreci.
Defensive Attribution
Bireylerin, kendilerine yönelik algılanan bir tehdidi, kaygıyı veya sorumluluğu en aza indirmek amacıyla olayların nedenlerini taraflı bir şekilde yorumlama eğilimi.
Appraisal Motive
Bireyin, kendi yetenekleri, özellikleri ve performansı hakkında doğru, geçerli ve nesnel bilgi edinme arayışını yönlendiren içsel motivasyon.
Evaluation Apprehension
Bireylerin başkaları tarafından yargılanma, eleştirilme veya olumsuz değerlendirilme ihtimaline karşı duydukları huzursuzluk ve bilişsel kaygı durumu.
Dehumanization
Bireylerin veya grupların tam insanlık vasıflarının, özerkliklerinin ve bireyselliklerinin reddedilerek makine veya hayvan düzeyine indirgenmesi süreci.
Deism
Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra doğa kanunlarına terk ettiğini, vahiy, peygamber ve dini dogmaları reddederek sadece insan aklı ve gözlemle kavranabileceğini savunan felsefi ve teolojik görüş.
Demo- (dem-)
İnsanları veya bir popülasyonu ifade etmek için kullanılan birleşik biçim ve kök öneki.
Democratic Atmosphere
Grup üyelerinin eşit söz hakkına sahip olduğu, karar alma süreçlerinin çoğunluğun iradesini yansıtacak prosedürlerle işletildiği sosyal iklim.
Democratic Leader
Grup iklimini eşitlikçi bir temelde kuran; üyelerin planlama, karar alma ve problem çözme süreçlerine doğrudan katılımını teşvik eden liderlik türü.
Trial Marriage
Bir çiftin, resmi ve yasal bir evliliğe uyumlarını ve uygunluklarını test etmek amacıyla belirli bir süre birlikte yaşama düzenlemesidir.
Society Of Experimental Social Psychology
Sosyal psikoloji alanındaki teorik ve metodolojik ilerlemeleri destekleyen, seçkin bilim insanlarından oluşan uluslararası akademik kuruluş.
Balance Theory
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurların kendi içinde tutarlı ve dengeli olmasını tercih ettiğini öne süren bir bilişsel tutarlılık kuramıdır.
Desegregation
Okullar, mahalleler, iş yerleri ve kamusal alanlarda yasal zorunluluklar ve sosyal programlar aracılığıyla gruplar arasındaki fiziksel ve sosyal ayrımın sonlandırılması.
Revolutionary Coalition
Daha büyük bir grup veya organizasyonun mevcut işleyişini ve yapısal otoritesini kökten değiştirmek amacıyla alt gruplar tarafından oluşturulan radikal ittifak.
They-group
Bireyin kendisini ait hissetmediği, genellikle 'biz' (ingroup) kategorisinin dışına konumlandırdığı sosyal grupları ifade eden kavram.
Outgroup Extremity Effect
Bireylerin dış grup üyelerini, eylemlerini ve çıktılarını aşırı olumlu ya da aşırı olumsuz şekillerde değerlendirme eğilimidir.
Outer-directed
Bireyin davranışlarını, kararlarını ve değer yargılarını kendi içsel pusulasına göre değil, dış çevrenin beklentilerine, normlarına ve onayına dayandırması durumu.
Outgroup
Bireyin kendisini ait hissetmediği, üyesi olmadığı veya kimliğini bu aidiyet üzerinden tanımlamadığı sosyal küme.
Extrinsic Religion
Dindarlığın kişisel bir amaçtan çok, sosyal uyum, statü, güvenlik veya bireysel iyi oluş gibi dışsal hedeflere ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığı yönelim biçimi.
Dyad (diad)
Kişilerarası bir bağlamda etkileşim kuran, özellikle duygusal düzeyde birbirine sıkı sıkıya bağımlı iki bireyden oluşan çift.
Differential Accuracy
Bir bireyin özelliklerinin, ait olduğu yaş, etnik veya mesleki grubun kalıpyargılarından hangi yönlerde ve ne ölçüde farklılaştığını doğru bir şekilde saptama becerisidir.
Differential Fertility
Farklı sosyoekonomik, etnik veya coğrafi gruplar arasındaki üreme ve doğum oranlarının karşılaştırmalı analizi.
Other-directed
Bireyin değer, amaç ve davranışlarının, içsel standartlardan ziyade kolektif grup normları ve dışsal beklentiler tarafından şekillendirildiği yönelim biçimi.
Digital Divide
Bireyler, gruplar veya toplumlar arasında bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim ve bu teknolojileri yetkin bir şekilde kullanma düzeyindeki belirgin eşitsizliktir.
Vertical Group
Farklı sosyoekonomik sınıflardan ve hiyerarşik tabakalardan gelen bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan sosyal yapı.
Vertical Mobility
Bireylerin veya grupların bir sosyal sınıftan diğerine geçişi; yukarı veya aşağı yönlü yer değiştirme süreci.
Language Shift
Göçmen veya azınlık topluluklarının dil tercihinin etnik dillerinden çoğunluk diline doğru evrilmesi ve nihayetinde çoğunluk dilinde tekdilliliğe yol açması süreci.
Language Loyalty
Bir konuşma topluluğunun veya bireylerin, baskın kültürel ortama rağmen azınlık dilini kullanma ve yaşatma konusunda gösterdiği güçlü yönelim.
Linguistic Minority
Bir siyasi veya coğrafi yapıda, çoğunluk tarafından konuşulan dilden farklı bir azınlık dili konuşan bireylerin oluşturduğu topluluk.
Linguistic İntergroup Bias
Bireylerin, iç grup üyelerinin olumlu ve dış grup üyelerinin olumsuz davranışlarını somut detaylar yerine soyut terimlerle açıklama; buna karşın iç grubun olumsuz ve dış grubun olumlu davranışlarını ise aşırı somutlaştırma eğilimidir.
Dynamic Social İmpact Theory
Sosyal etkinin zaman içinde coğrafi ve mekansal olarak dağılmış gruplarda konsolidasyon, kümeleşme, korelasyon ve çeşitliliğin sürmesi gibi toplumsal örüntüleri nasıl yarattığını açıklayan matematiksel ve sosyal psikolojik model.
Deconversion
Bir bireyin daha önce mensup olduğu dini inanç sistemini, doktrinlerini ve aidiyetini tamamen terk ederek agnostisizm, ateizm veya farklı bir dünya görüşüne yönelmesi sürecidir.
Religious Faith
Bir tanrıya veya ruhsal güce duyulan, ahlaki standartları belirleyen, duaya yanıt veren ve iyiliğin zaferini güvence altına alan derin güven ve itaat yönelimi.
Dystopia
Otoriter, totaliter veya baskıcı sistemlerin egemen olduğu, bireysel özgürlüklerin kısıtlandığı ve genellikle felaket senaryolarına dayanan kurgusal veya toplumsal yapı.
Dionysian
İrrasyonel, duyusal, düzensiz, taşkın ve esrik bir zihin durumunu veya insan doğasındaki taşkın yönü tanımlayan kavram.
Bona Fide Group / Natural Group
🔹 1. (bona fide group): Laboratuvar ortamında yapay olarak bir araya getirilmemiş, dış çevreyle sürekli etkileşim içinde olan ve kendine özgü bir geçmişe/geleceğe sahip gerçek dünya grupları. 🔹 2. (natural group): Araştırmacılar tarafından laboratuvar ortamında yapay olarak oluşturulmayan, üyelerin ortak sosyal süreçler, gelenekler veya bağlar aracılığıyla kendiliğinden kurduğu topluluk.
Direct Aggression
Hayal kırıklığı veya öfkenin kaynağına, aracı kullanmaksızın yöneltilen açık ve hedef odaklı saldırgan davranış.
Direct Attitude Measure
Bireylerin tutum veya inançlarını doğrudan öz-bildirim (self-report) yoluyla beyan etmelerini gerektiren değerlendirme prosedürleri.
Accuracy Motive
Bireylerin sosyal dünyayı ve kendilerini nesnel, doğru ve gerçeğe en uygun şekilde anlamaya yönelik temel psikolojik yönelimidir.
Kernel-of-truth Hypothesis
Stereotiplerin, heterojen bireylerden oluşan bir gruba yönelik abartılı genellemeler olmalarına karşın, hedef alınan grubun gerçek özelliklerini doğru şekilde yansıtan bazı unsurlar barındırabileceğini öne süren sosyal psikoloji hipotezi.
Truth Bias
Bireylerin, herhangi bir kanıt veya veri olmaksızın, etkileşimde bulundukları kişilerin doğruyu söylediğini varsayma eğilimidir.
Birth Rate / Birth Ratio
🔹 1. (birth rate): Belirli bir toplulukta veya coğrafi alanda, belirli bir süre içinde (genellikle bir yılda) bin kişi başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden demografik oran. 🔹 2. (birth ratio): Belirli bir popülasyonda bir doğum türünün diğerine veya toplam doğumlara olan sayısal oranıdır.
Birth Rite
Prenatal dönemi, doğum sürecini veya bebeklik evresini çevreleyen kültürel törenler, dini ritüeller ve geleneksel uygulamaların bütünü.
Dominant İdeology Thesis
Marksist teoride, egemen sınıfın kendi çıkarlarını ve dünya görüşünü tüm topluma dayatarak alt sınıfların bunu eleştirisiz bir şekilde içselleştirmesini sağladığını öne süren sosyolojik ve politik psikolojik model.
Situational Attribution
Bir bireyin kendi veya bir başkasının davranışını, şans, çevresel baskılar veya talihsizlik gibi kişisel kontrol dışı dış etkenlere bağlama eğilimi.
Situational Differences
Bireysel özelliklerden bağımsız olarak, doğrudan çevresel ve bağlamsal özelliklerden kaynaklanan davranışsal ya da duygusal ayrışmalar.
Situated İdentity Theory
Bireylerin sosyal ve kültürel bağlamlara göre farklı roller üstlendiğini ve davranış kalıplarının etkileşimde bulunulan kişilere bağlı olarak kökten değişebileceğini savunan sosyopsikolojik kuram.
Situational Conditions
Bireyin davranışını, öğrenmesini veya performansını etkileyen bir ortamdaki tüm ilgili dışsal değişkenler bütünü.
Situationalism / Situationism
🔹 1. (situationalism): İnsan davranışının ve kişilik özelliklerinin tutarlı bir içsel özden ziyade, içinde bulunulan anlık durumun ve çevresel baskıların bir fonksiyonu olarak şekillendiğini savunan sosyal psikolojik yaklaşım. 🔹 2. (situationism): Bir organizmanın davranışının, içsel kişilik özelliklerinden ziyade anlık çevresel ve durumsal faktörler tarafından belirlendiğini savunan sosyal psikolojik görüş.
Power Of The Situation
Bireylerin düşünce, duygu ve davranışlarının kalıtımsal veya kişilik özelliklerinden ziyade, içinde bulundukları sosyal çevrenin ve anlık koşulların baskısıyla şekillendiğini savunan sosyal psikoloji önermesi.
Sensitivity Training
Bireylerin öz-farkındalığını, kişilerarası ilişkilerdeki üretkenliğini ve başkalarının duygu, tutum ve ihtiyaçlarına karşı duyarlılığını artırmayı amaçlayan yapılandırılmamış grup süreci.
Emotional Contagion
Bir duygunun veya duygusal durumun, bireyler arası etkileşim yoluyla bir kişiden veya küçük bir gruptan diğerlerine hızla ve bilinç dışı bir şekilde yayılması süreci.
Emotional Dissemblance
Bireyin içsel duyuşsal durumu ile dışsal yüz, beden veya sözel ifadesi arasındaki uyumsuzluk durumu.
Affectively Based Persuasion
Bir tutum nesnesine eşlik eden duyguları, hisleri veya ruh hali durumlarını değiştirerek tutumu dönüştürmeye yönelik aktif çaba.
Affective–cognitive Consistency
Bir tutumun duygusal ve bilişsel temellerinin birbirleriyle ne derece evaluatif uyum içinde olduğunun derecesidir.
Affective–evaluative Consistency
Bir tutumun duygusal temeli ile genel değerlendirmesi arasındaki değersel uyum derecesi.
Low-ball Technique
Bireyin başlangıçta cazip ve düşük maliyetli bir teklifi kabul etmesini sağlayıp, ardından gizli maliyetleri veya gerçek koşulları açıklayarak orijinal taahhüdünü sürdürmesini amaçlayan uyum sağlama taktiği.
Regulatory Focus Theory
Bireylerin hedeflerine ulaşırken ve karar verirken terfi odaklı (kazanç odaklı) ya da önlem odaklı (güvenlik odaklı) olmak üzere iki farklı öz-düzenleme stratejisinden birini benimsediğini öne süren motivasyon çerçevesidir.
Dyadic Effect
İki etkileşen bireyin davranışlarının, yalnızca kendilerine has ilişki dinamiklerinden doğan ve genel karakteristik özelliklerinden bağımsız olan yönü.
Dyadic Accuracy
İki birey arasındaki etkileşimde, bir kişinin diğerinin benzersiz özelliklerini veya belirli bir ilişki bağlamındaki durumunu doğru bir şekilde algılama yeteneğidir.
Achieved Status
Bireyin kişisel çabaları, yetenekleri ve liyakati doğrultusunda sonradan kazandığı sosyal konum ve prestij.
Legend
Geçmişten aktarılan, tarihsel doğruluk payı barındırabilen veya barındırmayan, zincirleme çoğalma süreciyle yayılan geleneksel anlatı türü.
Ego İnvolvement
Bir görevin, tutum nesnesinin veya yargı hedefinin bireyin özsaygısı ve benlik algısı için ne kadar psikolojik öneme sahip olduğunun derecesidir.
Ego-centered Network
Sosyal ağ analizinde, odak olunan tek bir bireyin (egonun) doğrudan etkileşimde bulunduğu diğer aktörlerle kurduğu bağlantı kümesidir.
Egoistic Helping
Yardım edenin temel amacının kendi olumlu duygularını artırmak, suçluluk duygusundan kaçınmak veya dışsal bir çıkar elde etmek olduğu prososyal davranış biçimi.
Egoistic Relative Deprivation
Bireyin, kendi kişisel durumunu benzer bir başka bireyin durumuyla karşılaştırarak dezavantajlı olduğunu ve haksız yere mahrum bırakıldığını algıladığı öznel yoksunluk durumu.
Dispositional Attribution
Bireyin kendi ya da başkalarının davranışlarının nedenini çevresel etkenler yerine kişilik özellikleri, tutumlar ve yetenekler gibi içsel faktörlere bağlaması.
Ecofeminism
Feminizm ile çevrecilik hareketlerini sentezleyen, doğanın sömürülmesi ile kadınların ezilmesi arasında tarihsel, kültürel ve politik paralellikler kuran sosyopolitik ve felsefi bir yaklaşımdır.
Ecological Niche
Bir organizmanın veya popülasyonun fiziksel ve biyolojik çevre içerisindeki işlevsel konumu, ekosistemdeki rolü ve yaşam gereksinimlerinin bütünüdür.
Ecological Perspective
Topluluk psikolojisinde, bireyleri ve sosyal yapıları aralarındaki karmaşık karşılıklı etkileşimler ve çevresel bağlam içinde ele alan analitik yaklaşımdır.
Ecological Psychology
Bireylerin kişilik özelliklerinden bağımsız olarak, fiziksel ve sosyal çevre ayarlarının (behavior settings) insan davranışı üzerindeki belirleyici gücünü inceleyen alt disiplindir.
Ecopathology
Bir bireyin davranışlarının, kendi topluluğunun normlarına uyduğu halde, dışarıdaki başka bir topluluk veya hâkim kültür tarafından anormal, eksantrik veya psikotik olarak etiketlenme süreci.
Ecopsychology
İnsan zihni ile doğal çevre arasındaki dinamik etkileşimi inceleyen ve benmerkezci düşünce biçiminden ekosantrik bir perspektife geçişi savunan disiplinlerarası alan.
Ecosystem / Exosystem
🔹 1. (ecosystem): Farklı türlerden bireylerin oluşturduğu biyolojik topluluk ile onların fiziksel çevrelerinin etkileşiminden doğan, kendi kendine yeterli ve karşılıklı bağımlılığa dayalı işlevsel birim. 🔹 2. (exosystem): Urie Bronfenbrenner'ın ekolojik sistemler kuramında, bireyin doğrudan içinde yer almadığı ancak gelişim bağlamını dolaylı olarak etkileyen toplumsal yapılar ve çevre.
Exogamy
Bir bireyin kendi akrabalık bağı, kabilesi, dini veya sosyal grubu dışındaki bir kişiyle evlenmesini zorunlu kılan evlilik kuralı veya kültürel uygulamadır.
Empathy-altruism Hypothesis
Diğer bireylere yönelik duyulan empati ve şefkatin, başka bir kişinin refahını artırmayı nihai hedef edinen saf bir özgecilik motivasyonu doğurduğunu savunan sosyal psikoloji teorisi.
Sucker Effect
Bireylerin, diğer üyelerin aşırı çalışmaktan veya fazla katkı sağlamaktan ötürü kendilerini eleştireceğini ya da 'enayi' yerine koyacağını düşünerek ortak çabadaki kişisel yatırımlarını azaltması olgusu.
Endogamy
Bireyin kendi akrabalık ağı, kast, din veya sosyal grubu içinden eş seçme ve evlenme uygulaması.
İndoctrination
Bireylere veya gruplara, özellikle otorite konumundaki aktörler tarafından, eleştirel süzgeçe izin vermeksizin belirli inanç, ideoloji veya değerlerin sistematik olarak aşılanması süreci.
Frustration–aggression Hypothesis
John Dollard ve arkadaşları tarafından 1939 yılında ortaya atılan; temel olarak hedefe ulaşmanın engellenmesinin her zaman bir saldırganlık dürtüsü doğurduğunu ve her saldırganlığın kökeninde önceden yaşanmış bir engellenme bulunduğunu savunan teorik model.
Barrier-free Environment
Fiziksel ve bilişsel yetersizliği olan bireylerin güvenli ve engelsiz hareket etmesini sağlayan, engellerden arındırılmış tasarlanmış mekânsal alan.
Entitativity
Bir insan kolektifinin, bağımsız bireylerden oluşan rastgele bir yığın yerine, gerçek, birleşik ve organize bir varlık olarak algılanma derecesidir.
Puberty Rite
Bir bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçişini simgeleyen; kültürel öğretiler, törenler ve sıklıkla fiziksel ya da psikolojik sınavlar içeren kurumsal ritüeller bütünü.
Men’s Liberation Movement
Erkekleri ve erkekliği odak noktası alan, feminist eleştirileri benimsemekten geleneksel maskülenliği yeniden keşfetmeye ve antifeminist argümanlar üretmeye kadar uzanan çeşitli sosyal hareketler ve pozisyonlar bütünü.
Androcentric
Erkek bakış açısını norm veya evrensel standart olarak kabul eden, bu süreçte kadın deneyimini dışlayan ya da marjinalleştiren perspektif.
Virilocal
Evlenen bir çiftin, erkeğin ailesinin evinde veya topluluğunda ikamet etmesini ifade eden antropolojik ve sosyolojik yerleşim kuralı.
Erotic Love
Güçlü cinsel uyarılma ve tensel çekimle karakterize edilen, belirli sınıflandırma sistemlerinde tanımlanmış özel bir aşk türüdür.
Erotic Feminism
Kadın cinsel ifadesini ve arzusunu, erkek egemenliğine ve kadın sömürüsüne karşı bir direniş aracı olarak gören feminist teori alt kolu.
Erosion
İklimsel etkiler ve organizmaların kullanımı sonucunda fiziksel bir çevrenin bozulması veya aşınması süreci.
Flexible Correction Model
Bireylerin, bağlamsal faktörlerin yargılarını nasıl etkilediğine dair saf teorilerini (naive theories) kullanarak, motivasyon ve yetenekleri doğrultusunda yanlılıkları ayarlama sürecini açıklayan teori.
Loose Culture
Üyelerinin özgünlüğe, risk almaya ve kolektif normlara esnek bir şekilde uyum sağlamaya değer verdiği, heterojen ve hoşgörülü sosyal grup yapısı.
Esprit De Corps
Bir grubun üyeleri arasında paylaşılan derin birlik, aidiyet, ortak amaç ve kolektif yetkinlik hissi.
Threshold Theory
Grup dinamiklerinde, çatışmanın üyelerin tolerans eşiğini aşmadığı sürece yapıcı ve faydalı olduğunu savunan varsayım.
Equal Rights Amendment (ERA)
Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'na cinsiyet temelinde yasa önünde eşit hakları garanti altına almayı amaçlayan ancak onay sürecini tamamlayamamış önerilen bir anayasa değişikliğidir.
Matching Hypothesis
Bireylerin romantik ilişkiler kurarken, genellikle kendileriyle benzer düzeyde sosyal değere ve fiziksel çekiciliğe sahip kişileri partner olarak seçme eğiliminde olduklarını öne süren sosyopsikolojik varsayım.
Ethos
Bir bireyin, grubun, kültürün veya dönemin tutum ve değerlerinde açığa çıkan ayırt edici karakteri, ruhu veya ahlaki yönelimi.
Ethical Consumerism
Bireylerin mal ve hizmetleri, kişisel sosyal veya ahlaki inançları doğrultusunda satın alması ve tüketmesidir.
Need For Affect
Bireylerin duygu uyandıran durumlardan kaçınma veya bu durumlara yönelme motivasyonundaki bireysel farklılıkları yansıtan kişilik boyutudur.
İnteraction Process Analysis (IPA)
Küme üyelerinin duygusal, zihinsel ve davranışsal etkileşimlerini önceden belirlenmiş 12 karşılıklı dışlayıcı kategoride sınıflandırmayı amaçlayan sistematik gözlem tekniğidir.
Ethnic
Ortak bir sosyal, kültürel, dilsel ve bazen dinsel geçmişi paylaşan insan gruplarını ifade eden sıfat.
Ethnic Research
Farklı ırklardan, kültürlerden ve etnik kökenlerden gelen bireylerin kültürel ve demografik geçmişlerini inceleyen bilimsel çalışmalar bütünü.
Ethnic Group
Ortak tarih, kültür, dil, din ve kolektif kimlik unsurlarını paylaşan, üyelerinin kendilerini diğer gruplardan farklılaştırdığı sosyal topluluk.
Ethnic Drift
Etnik azınlık mensuplarının zamanla dominant kültürle asimilasyon, evlilik veya köken kültürüyle bağların zayıflaması sonucu etnik kimliklerini yitirmesi, değiştirmesi veya yeniden tanımlaması süreci.
Ethnic İdentity
Bireyin, belirli bir etnik grubun üyeliği yoluyla tanımlanan bir kişi olma bilinci ve bu gruba yönelik psikolojik aidiyet hissi.
Ethnic Psychology
Bir ulus veya bölge içerisindeki farklı etnik grupların kültürü, dili ve sosyokültürel dinamiklerinin bireylerin tutum, deneyim ve davranışları üzerindeki etkilerini inceleyen psikoloji dalı.
Ethnicity
Ortak soy, tarih ve kültürel miras (dil, değerler, gelenekler) temelinde gruplanan insan topluluklarının karakterizasyonudur.
Ethnography
Kültürlerin veya toplulukların, doğrudan gözlem ve katılımcı araştırma yöntemleriyle sistematik olarak incelenip betimlenmesidir.
Ethnographic Approach
Antropologların bir topluluğun yaşam biçimini, kültürünü ve sosyal dinamiklerini, o grubun içine uzun süreli katılım sağlayarak incelemesinde kullandığı nitel araştırma stratejisidir.
Ethnology
İnsan kültürlerini ve toplumlarını karşılaştırmalı, analitik ve tarihsel yöntemlerle inceleyen antropoloji alt dalı.
Ethnomethodology
Bireylerin sıradan sosyal etkileşimleri ve deneyimleri anlamlandırmak için kullandıkları arka plandaki ortak uzlaşıları ve anlam sistemlerini inceleyen sosyolojik ve davranışsal yaklaşım.
Ethnopsychology
Farklı kültürlerin ve toplulukların zihinsel süreçlerini, kişilik yapılarını ve davranış kalıplarını inceleyen disiplinler arası bir alt alandır.
Ethnocentrism
Bir bireyin kendi etnik grubunu veya kültürünü tüm diğer grupların merkezine koyması ve dış grupları kendi kültürel normları üzerinden yargılama eğilimi.
Universal
Tüm insanlarda, kültürlerde veya bağlamlarda istisnasız olarak ortak bulunan bilişsel, davranışsal ya da dilsel örüntü.
Universal Design
Bir ürünün, yapının veya çevrenin, her yaştan ve her türlü fiziksel ya da bilişsel yetenekten insanın en üst düzeyde ve konforla kullanabileceği şekilde tasarlanması.
Action Research
Sosyal bir sorunu çözmek veya belirli bir süreci iyileştirmek amacıyla, müdahale ile araştırmanın eş zamanlı olarak yürütüldüğü ampirik bir metodolojidir.
Action Group
Belirli bir çevresel veya sistemik değişikliği gerçekleştirmek amacıyla organize olmuş, görev odaklı kolektif yapı.
F Scale (fascism Scale)
Autoriter kişilik yapısını; gelenekçilik, otoriter boyun eğme ve önyargı gibi alt boyutlar aracılığıyla ölçen öz-bildirim ölçeği.
Agentic State
Bireylerin organize bir hiyerarşide üst makamın yetkisine boyun eğmeyi ahlaki veya vicdani sorumluluktan bağımsız bir biçimde zorunlu hissettikleri psikolojik konum.
Familism
Geniş aile içi bağların, karşılıklı bağımlılığın ve kolektif çıkarların bireysel arzuların önüne konulmasını vurgulayan kültürel değer yönelimi.
Fanaticism
Herhangi bir dava, ideoloji veya inanç sistemine karşı sergilenen, eleştirel düşünceden yoksun, aşırı ve irrasyonel bağlılık hali.
FIRO Theory
Bireylerin gruplar içinde ve ikili ilişkilerde sergiledikleri davranışları belirleyen temel sosyal gereksinimleri inceleyen yapısal bir kişilik ve etkileşim modelidir.
Folklore
Belirli bir kültürde nesilden nesile sözlü, işitsel ve davranışsal yollarla aktarılan inançlar, efsaneler, masallar, şarkılar ve gelenekler bütünü.
Phratry
Ortak soy bağlarını paylaşan, tipik olarak tek taraflı soy iddiasındaki birden fazla kandan oluşan sosyal ve akrabalık birimidir.
Pecking Order
Hayvan gruplarında ve insan topluluklarında gözlenen, bireyler arası otorite, statü ve baskınlık ilişkilerini belirleyen doğrusal egemenlik hiyerarşisi.
Gaia Hypothesis
Dünya'nın ve üzerindeki canlı organizmaların, gezegensel koşulları yaşamı sürdürebilir kılmak için birlikte evrilen tek ve kendi kendini düzenleyen devasa bir bütün olduğunu öne süren ekolojik model.
İllegitimacy
Ebeveynlerinin doğum anında yasal olarak evli olmaması durumunu ifade eden sosyolojik ve hukuki statü; ayrıca mantığa veya kurallara aykırılık durumu.
Craze
Toplumun geniş kesimlerini kısa süreliğine etkisi altına alan, rasyonel temellerden uzak, yoğun ve kolektif bir moda veya davranış dalgası.
Rite Of Passage
Bireyin yaşam döngüsündeki statü değişikliklerini, gelişimsel evreleri veya toplumsal rolleri dönüştüren kültürel ve yapılandırılmış ritüeller bütünü.
Geisteswissenschaftliche Psychologie
19. yüzyıl Alman akademisinde ortaya çıkan, zihinsel ve tinsel olguları doğa bilimleri yöntemleriyle değil, tarihsel, kültürel ve insani bağlamda ele alan iki ana psikoloji dalından biridir.
Tradition
Kuşaktan kuşağa aktarılan, toplumsal yaptırım gücüne sahip sosyal alışkanlıklar, kültürel pratikler ve inançlar bütünü.
Tradition-directed
Değerleri, hedefleri ve davranışları büyük ölçüde ebeveynleri tarafından aktarılan geleneksel kültürel miras ve toplumsal normlar tarafından belirlenen bireyleri tanımlayan sosyolojik ve psikolojik yönelim.
Traditionalism
Ekonomik ve teknolojik olarak gelişmemiş, yapısı ve örf ve adetleri nispeten durağan, kırsal ve dini temelli toplumsal pratikler bütünü ile bunlara bağlılık.
Traditional Marriage
Belirli bir toplumun tarihsel normlarına dayanan, genellikle aile kurma amacıyla gerçekleştirilen ve toplumsal rollerin cinsiyete göre katı bir şekilde bölüştürüldüğü evlilik biçimidir.
Emergent Leader
Başlangıçta resmi bir lideri bulunmayan gruplarda, üyelerin zımni onayı ve bireyin inisiyatif almasıyla yetkiyi zaman içinde yavaşça devraldığı süreç.
Gemeinschaft
Ortak yaşam deneyimleri, benzer inançlar ve değerlerden doğan bir aidiyet hissine dayanan, samimi ve bağlayıcı sosyal yapı.
Gender Normativity
Cinsiyetin ifade, kimlik ve davranış boyutlarında standart, doğal ve doğru kabul edilen tek bir biçimi olduğu yönündeki toplumsal, kültürel ve kurumsal kabuller bütünü.
Generalized Other
Sembolik etkileşimcilikte, bir bireyin içinde bulunduğu toplumun ortak beklentilerini, normlarını ve değerlerini içselleştirerek oluşturduğu kolektif bakış açısı.
Extended Family
Çekirdek ailenin ötesinde, büyükanne, büyükbaba, amca, teyze ve kuzenler gibi kan bağı bulunan diğer akrabaları da içeren hanehalkı veya akrabalık yapısı.
Gentrification
Daha dar gelirli sakinlerin yaşadığı kentsel bölgelerin, daha varlıklı bireylerin göçüyle fiziksel, ekonomik ve sosyal açıdan dönüşüm yaşaması süreci.
Realistic Group Conflict Theory
Sosyal grupların toprak, iş gücü, sermaye ve iktidar gibi kıt kaynaklar için rekabet etmesinin gruplar arası gerilimleri, önyargıyı ve düşmanlığı körüklediğini savunan sosyal psikoloji kuramı.
Theory Of Reasoned Action
Bireylerin belirli bir davranışı sergileme niyetinin, o davranışa yönelik tutumları ve öznel normları tarafından belirlendiğini savunan sosyal psikolojik model.
Graduated And Reciprocated İnitiatives İn Tension Reduction (GRIT)
Gruplar arası çatışmaları azaltmak amacıyla, taraflardan birinin tek taraflı ama karşılıklılık bekleyen küçük, kontrollü işbirliği adımları atarak güven ortamı inşa etme stratejisidir.
Gesellschaft
Bireylerin birbirlerinden görece soyutlanmış hissettiği, ilişkilerin temelde sözleşmelere dayandığı ve rasyonel çıkarlar ile piyasa mantığıyla şekillendiği modern toplum tipi.
Gay Liberation
LGBTQ+ bireylere yönelik yasal, sosyal ve ekonomik ayrımcılığı ortadan kaldırmayı ve eşit hakları savunan radikal bir toplumsal hareket.
Hidden Profile Task
Grup üyelerinin ellerindeki tüm bireysel bilgileri havuzda birleştirmeden doğru çözüme ulaşamadıkları, üstün alternatifin ise bilgiler paylaşılana kadar üyelerden gizli kaldığı problem çözme durumu.
Volunteer
Bir bireyin, herhangi bir maddi kazanç beklemeksizin ve tamamen kişisel iradesiyle kamu veya özel sosyal refah kurumlarında hizmet sunması durumu.
Volunteerism
Bireylerin maddi bir kazanç beklemeksizin, kendi zaman ve enerjilerini kamusal yarar sağlayan faaliyetlere adaması süreci.
Relative Deprivation
Bireyin sahip olduğu arzu edilen kaynakların, kendisinin belirlediği kıyas standardına veya diğer insanların sahip olduklarına kıyasla yetersiz olduğu algısı.
Custom
Nesiller boyu aktarılan, bir kültür tarafından belirli durumlar için uygun veya arzu edilir kabul edilen geleneksel davranış, ritüel veya eylem.
Task Cohesion
Bir grup üyesinin ortak bir hedefi başarmak ve verilen görevi başarıyla tamamlamak için becerilerini entegre ederek ortak bir amaç etrafında kenetlenme derecesi.
Task-oriented Group
Belirli bir problemi çözmek, ürün ortaya koymak veya somut hedeflere ulaşmak amacıyla bir araya gelmiş yapılandırılmış topluluk.
Task Role
Bir grubun ortak amaçlarına ulaşmasını ve verilen görevleri tamamlamasını sağlamak üzere lider tarafından atanan veya üyelerin kendiliğinden üstlendiği işlevsel davranış kalıpları.
Manners
Toplumsal etkileşimlerde saygılı, kibar ve sosyal açıdan kabul edilebilir davranış biçimlerinin bütünü.
Visual Comfort Probability (VCP)
Bir iç mekandaki aşırı aydınlatmanın yarattığı rahatsız edici parlamanın, kullanıcıların belirli bir yüzdesi tarafından kabul edilebilir bulunma olasılığını gösteren nicel bir ölçüttür.
Arranged Marriage
Eşlerin seçiminin ebeveynler, akrabalar veya toplumsal figürler tarafından gerçekleştirildiği ve evliliğin iki bireyin yanı sıra iki akrabalık grubunun birleşimi olarak görüldüğü evlilik türü.
İnvisible Support
Alıcının farkında olmadığı, doğrudan algılamadığı ancak stresörlerle başa çıkmasında aktif rol oynayan örtük sosyal destek biçimi.
Display Rule
Duyguların dışa vurumunu ve ifade biçimini kültürel normlara göre düzenleyen, sosyal olarak öğrenilmiş kurallar bütünü.
Conspicuous Consumption
Bireylerin ekonomik güçlerini, sosyal statülerini ve zenginliklerini kamusal alanda sergilemek amacıyla pratik faydadan bağımsız olarak lüks mal ve hizmetleri satın alıp tüketme eğilimidir.
Group
Sosyal etkileşim, karşılıklı bağımlılık, ortak normlar ve paylaşılan hedefler doğrultusunda bir araya gelen iki veya daha fazla bireyden oluşan topluluk.
Group Network
Bir grup, birim veya kolektifin üyelerini birbirine bağlayan; iletişim, kaynak transferi ve resmi roller gibi sosyal etkileşimlerin görece organize sistemidir.
Group Space
Etkileşim halindeki grupların etrafında geçici olarak oluşan ve grup dışı üyelerin istenmeyen müdahalelerine karşı bir bariyer işlevi gören geçici sınırla belirlenmiş bölge.
Group Attribution Error
Bireylerin, bir grubun aldığı kararlar veya sergilediği tutumlar temelinde, o grubun münferit üyelerinin de aynı özelliklere sahip olduğunu varsayma eğilimi.
Group Pressure
Bir grubun, üyelerinin tutum, davranış ve kararlarını kendi normlarına uyumlu hale getirmek amacıyla doğrudan veya dolaylı olarak uyguladığı sosyal etkidir.
Group Consciousness
Bireysel grup üyelerinin grubun kendisine, diğer üyelere ve paylaşılan ortaklıklara yönelik geliştirdiği kolektif farkındalık hâli.
Assembly Bonus Effect
Karar alma veya entelektüel görevler üzerinde çalışan gruplarda, grubun en yetenekli bireyinin tek başına elde edebileceğinden veya bireysel çabaların basit bir toplamından daha üstün bir sonuç ortaya koyması durumu.
Cohesion
Bir grubun üyelerini bir arada tutan, ortak hedeflere yönlendiren ve grup içi bağları güçlendiren dinamik süreçler bütünüdür.
Group Territorial Behavior
Etnik veya sosyal grupların belirli coğrafi ya da simgesel alanları kendilerine ait olarak kurma ve savunma eğilimi.
Group Behavior
Bir grubun bütün olarak ya da bireylerin bir grup içindeyken sergiledikleri, genellikle bireysel durumlarından farklılık gösteren eylemler bütünüdür.
Group Solidarity
Paylaşılan amaçlar, sorumluluklar ve ilgi alanlarıyla bir araya gelmiş bir kolektif üyelerinin sergilediği aidiyet, yoldaşlık ve topluluk hissi.
Outgroup Homogeneity Bias
Bireylerin, kendi ait oldukları grubun üyelerini çok çeşitli ve bireysel özelliklere sahip olarak görürken, dış gruplardaki kişilerin neredeyse tamamen birbirinin aynısı, tek tip ve benzeşik özellikler taşıdığını varsayma eğilimi.
Group Dynamics
Sosyal gruplar içinde ve gruplar arasında ortaya çıkan, bireylerin tutum, iletişim, uyum ve karar alma süreçlerini etkileyen akışkan psikolojik güçler ve süreçler sistemidir.
Group Marriage
Üç veya daha fazla yetişkinin ekonomik, duygusal, cinsel ve evetsel sorumlulukları ortaklaşa paylaştığı çok eşli evlilik biçimi.
Group Development
Bir grubun yaşam döngüsü boyunca sergilediği doğal büyüme, olgunlaşma ve yapısal değişim örüntüleridir.
Equilibrium Model Of Group Development
Grup süreçlerinin, zıt güçlerin dengelendiği bir istirahat noktası etrafında dalgalandığını ve sürekli bu dengeye geri dönme eğiliminde olduğunu öne süren kavramsal çerçeve.
İngroup Extremity Effect
Bireylerin, kendi ait oldukları grubun üyelerini, bu üyelerin eylemlerini ve çıktılarını abartılı bir şekilde olumlu olarak değerlendirme eğilimi.
Group Risk Taking
Bir sosyal grubun, bireysel olarak hareket ettiklerinde göze alacaklarından çok daha tehlikeli, belirsiz veya zararlı hareket tarzlarına toplu halde yönelme eğilimi.
Group Relations Theory
Bireysel davranışların yalnızca benzersiz kişilik özellikleriyle değil, aynı zamanda sosyal taleplere ve beklentilere uyum sağlama ihtiyacıyla şekillendiğini savunan kuramsal yaklaşım.
Group Acceptance
Bir bireyin, yeni veya potansiyel bir üye olarak, grup üyeleri tarafından onay görmesi, kolektife kabul edilmesi ve bu süreçte göreceli bir statü ile rol kazanması derecesidir.
Group İdentity
Bir bireyin, ait olduğu grubun üyeliği yoluyla şekillenen benlik algısı ve grubun üyeleri ya da dışdakiler tarafından paylaşılan kolektif imajı.
Group Polarization
Bir grup insanın ortak bir konuyu tartıştıktan sonra, bireysel olarak sahip oldukları eğilimlerin çok daha uç ve radikal bir versiyonuna yönelme eğilimi.
Group İdentification
Bireyin kendini bir grubun üyeleriyle ilişkilendirerek o grubun eylem, inanç, standart ve amaçlarını içselleştirmesi ve taklit etmesi süreci.
Group Problem Solving
Şüphe, belirsizlik veya bilinmeyen zorluklar içeren meseleleri çözmek amacıyla bir sosyal grubun ortak bilişsel ve davranışsal süreçleri kullanmasıdır.
Group Role
Bir grup içerisindeki belirli bir pozisyonda bulunan bir kişiden beklenen tutarlı davranışlar bütünü.
Group Boundary
Bir grubun üyeliğini, beklenen rolleri ve izin verilen davranışları düzenleyen örtük ve açık kurallar bütünü.
Group Synergy
Bir grubun, üyelerinin bireysel çabalarının basit bir toplamından ya da en yetenekli üyesinin performansından daha üstün bir sonuç ortaya koyduğu sosyal süreç.
Group Socialization
Bir bireyin gruba katılma kararından ayrılmasına dek geçen süreçte grup normlarına uyum sağlaması, değerleri ve davranış kalıplarını edinmesidir.
Group Cohesion
Bir grubun üyelerini bir arada tutan, hem sosyal hem de işle ilgili amaçlar doğrultusunda bütünleşmelerini sağlayan birlik ve dayanışma gücü.
Group Fallacy
Bireylerin oluşturduğu bir grubun davranış ve deneyimlerinin yalnızca bireysel üyelerin özellikleriyle açıklanamayacağı yönündeki hatalı varsayım veya grubun tamamen homojen olduğunun varsayılması.
Group Structure
Bir gruptaki bireylerin ve aralarındaki örtük ya da biçimsel ilişkilerin; statü, roller, otorite, çekim ve iletişim ağları temelinde organize olma biçimidir.
Group-serving Bias
Bireylerin kendi gruplarının başarılarını içsel etkenlere (yetenek, karakter), başarısızlıklarını ise dışsal koşullara bağlama yönündeki bilişsel eğilimidir.
Group Mind
Büyük kalabalıkların ve kolektiflerin içinde bireylerin duygusal, bilişsel ve davranışsal tepkilerinde görülen homojenliği açıklamak için öne sürülen varsayımsal kavram.
Groupthink
Etkili karar vermeyi engelleyen, grup üyelerinin uyum ve fikir birliği sağlama yönündeki aşırı eğilimi.
İntergroup Conflict
İki veya daha fazla sosyal grup ile bu grupların üyeleri arasında ortaya çıkan anlaşmazlık, psikolojik gerilim veya açık çatışma durumu.
İntergroup Dynamics
Farklı sosyal gruplar arasındaki değişen ilişkileri, rekabeti, çatışmayı, kalıp yargıları ve iç grup kayırıcılığını şekillendiren psikolojik ve sosyal süreçlerin bütünü.
Guru
Hint dinleri ve geleneklerinde spiritual rehber veya öğretmen; modern genel kullanımda ise belirli bir alanda özel bilgi ve otoriteye sahip entelektüel lider.
Power
Bireylerin veya grupların, dirençle karşılaştıkları durumlarda bile başkalarının davranışlarını, tutumlarını ve kaynaklara erişimini etkileme kapasitesi ve istatistiksel testlerin sıfır hipotezini doğru bir şekilde reddetme olasılığı.
Power Play
Başkalarını baskı altına alarak veya zor kullanarak belirli bir amaca ulaşmayı hedefleyen agresif stratejik hamle.
Need For Power (n-pow)
Bireylerin başkaları üzerinde kontrol sağlama ve etki kurma yönündeki sürekli ve eğilimsel motivasyonu.
Power Distance
Bir kültürün veya topluluğun, kurumlar ve kuruluşlar ile toplum genelindeki eşitsiz güç dağılımını kabullenme derecesini ifade eden sosyopsikolojik yapı.
Power Elite
Kurumsal, siyasi, askeri ve ekonomik yapıların en tepe noktalarını işgal eden, ortak değerleri ve dünya görüşlerini paylaşarak toplumsal gündemi belirleyen küçük ve imtiyazlı iktidar grubu.
Power Base
Bir bireyin diğer bireylerin tutum, davranış veya kararlarını etkileme kapasitesinin kişilerarası kaynağı ve yapısal dayanağı.
Power-coercive Strategy
Toplumsal değişimi gerçekleştirmek amacıyla ekonomik, sosyal ve politik gücün (genellikle şiddet içermeyen eylemlerle) baskı unsuru olarak kullanıldığı sosyal psikoloji taktiğidir.
Augmentation Principle
Bireyin, belirli bir sonucun ortaya çıkmasını zorlaştıran engelleyici etkenlerin varlığında, o sonucu doğuran nedenin etkisini daha büyük olarak değerlendirme eğilimidir.
Scapegoat Theory
Bireylerin veya grupların yaşadığı olumsuz deneyimlerin, başarısızlıkların ya da ekonomik krizlerin sorumluluğunu masum bir üçüncü tarafa yükleyerek yönlendirilmiş saldırganlık sergilemesini inceleyen sosyal psikoloji kuramı.
Everyday Racism
Sıradan sosyal etkileşimler içinde, genellikle bilinçdışı önyargılarla temellenen ve belirli ırksal gruplara yönelik ayrımcı muamelelerin sergilenmesi.
Noise Abatement
Çevresel gürültü kirliliğini azaltmak amacıyla yasal düzenlemelerin veya mühendislik teknolojilerinin sistematik olarak uygulanması.
Noise Dose
Bir bireyin çalışma ortamında maruz kaldığı gürültü miktarının, yasal olarak izin verilen sınır değerlere oranla yüzdesel karşılığıdır.
Noise Effects
Özellikle uzun süreli olduğunda veya zorlayıcı görevler sırasında ortaya çıkan, fizyolojik stres tepkilerini tetikleyen çevresel işitsel uyarıcı sonuçları.
Noise Pollution
İnsan, hayvan ve makine kaynaklı, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığını, refahını olumsuz etkileyen istenmeyen çevresel seslerin bütünü.
Habitus
Bireyin çocukluk sosyalleşmesiyle şekillenen, dünya görüşünü, toplumsal konumunu ve beden duruşunu belirleyen kalıcı içsel eğilimler sistemi.
Halo Effect
Bir bireyin sahip olduğu tek bir olumlu veya olumsuz özelliğin, o kişinin tüm diğer kişilik özelliklerinin ve yetkinliklerinin algılanışını zihinsel olarak manipüle etmesi eğilimidir.
Folk Medicine
Kültürel geleneklere dayanan, resmi bir tıp eğitimi almamış ancak topluluk içinde bu alanda deneyim kazanmış bireyler tarafından uygulanan sağlık ve şifa stratejileridir.
Folk Soul
Wilhelm Wundt'un halk psikolojisinde, bir grubun bireysel üyelerinin özellikleriyle indirgenemeyen, nesilden nesile aktarılan temel ahlaki normları, değerleri ve kalıcı kolektif karakteridir.
Folkways
Belirli bir kültür, toplum veya grubun geleneksel davranış biçimleri ve alışılagelmiş yaşam tarzlarıdır.
Public Awareness Campaign
Yerel, bölgesel veya ulusal düzeyde bir sağlık sorununu ya da toplumsal meselenhoru hedef kitleye aktarmak amacıyla kanıta dayalı stratejilerle yürütülen organize ve çok yönlü çaba.
Error-choice Technique
Bireylerin gerçek bilgiye sahip olmadıkları konulardaki taraflı tahminlerine dayanarak, tutumlarını dolaylı yoldan ölçmeyi amaçlayan psikolojik bir ölçme tekniğidir.
Air-pollution Adaptation
Yerel hava kirliliği seviyelerine karşı, sağlık ve estetik yargılar üzerindeki etkilere duyarsızlaşma yoluyla gelişen alışma süreci.
Aggression–frustration Hypothesis
Saldırganlığın her zaman bir hayal kırıklığının (engellenmenin) sonucu olduğunu ve hayal kırıklığının her zaman bir tür saldırganlığa yol açtığını öne süren klasik psikolojik model.
Benevolence / Charity
🔹 1. (benevolence): Bireyin kişisel çıkarlarını gözetmeksizin başkalarının iyiliğini, refahını ve mutluluğunu gözetme eğilimi. 🔹 2. (charity): Temel kaynaklardan yoksun veya yardıma muhtaç bireylere yönelik, somut fayda sağlayan her türlü yardım eylemidir.
Hazing
Yeni üyelerin bir gruba kabulü sürecinde, zihinsel veya fiziksel rahatsızlık, taciz, utandırma, alay etme ya da aşağılama içeren ritüellere tabi tutulması.
Hedonic Contingency Hypothesis
Bireylerin duygu durumlarının, enformasyon işleme sürecindeki derinliği ve bilişsel detaylandırma miktarını doğrudan belirlediğini savunan sosyal psikolojik model.
Hegemony
Bir bireyin, grubun veya devletin diğerleri üzerindeki yapısal, kültürel ve siyasi baskınlık durumu.
That’s-not-all Technique
Bireye önce büyük bir talep sunup, karşı taraf yanıt veremeden ya talebi küçülterek ya da fazladan bir avantaj ekleyerek teklifi daha cazip hale getirme yoluyla uyum sağlama olasılığını artıran iki aşamalı ikna prosedürü.
Accountability
Bir bireyin, davranışları, kararları ve yargıları konusunda bir denetim merciine, gruba veya otoriteye karşı cevap verme ve sorumluluk üstlenme derecesidir.
Heterogamy
Farklı etnik, ırksal, dinsel, eğitimsel veya sosyoekonomik kökenlere sahip bireylerin evliliği veya eşleşmesi.
Heterosociality
Farklı cinsiyetten bireyler arasında cinsel veya romantik bağlar barındırmayan, tamamen sosyal düzeydeki ilişkilenme biçimidir.
Hinduism
Hint alt kıtasının çoğunluk dinini ve yaşam felsefesini tanımlayan, belirli bir kurucusu veya sabit bir kanonu olmayan, karma yasası ve mitolojik temeller üzerine kurulu çatı inanç sistemi.
Hippie (hippy)
Ana akım Batı toplumunun çalışma, tüketircilik ve maddi başarı değerlerini reddeden; barış, komünal yaşam ve bireysel özgürlüğü savunan 1960-1970'ler gençlik alt kültürü mensubu.
Hispanic/latino
Soyları en azından kısmen Latin Amerika ülkelerine veya İspanya'ya dayanan bireyleri tanımlayan, bir ırk değil etnik köken kategorisi.
Forms Of Address
Yazılı ya da sözlü iletişimde bireylerin birbirlerine hitap ederken kullandıkları, sosyal hiyerarşiyi, yakınlık derecesini ve kültürel normları yansıtan konvansiyonel sözlü formüller.
Homeostatic Principle
Bireylerin çevresel, kişilerarası ve psikolojik uyarımlarda optimal bir denge düzeyini koruma veya yeniden sağlama yönündeki temel eğilimini açıklayan sosyal psikoloji ilkesidir.
Homophily
Sosyal olarak bağlı bireylerin demografik arka plan, tutum ve değerler gibi belirli ortak özellikler sergileme eğilimidir.
Homophobia
LGBTQ+ bireylere yönelik duyulan irrasyonel korku, önyargı, hoşnutsuzluk ve bu tutumların istihdam, barınma ve yasal haklar gibi alanlarda ayrımcılığa dönüşmesi durumu.
Homogeneous Group
Bireylerin veya diğer öğelerin belirli önemli özellikler (yaş, sosyoekonomik düzey, yetenek vb.) açısından birbirine çok benzer olduğu topluluk.
Horde
Genellikle göçebe bir karakter sergileyen, belirli bir liderlik yapısı altında hareket eden büyük insan topluluğu veya klan.
HSM
Bireylerin ikna edici mesajları işlerken iki farklı yolu (sezgisel veya sistematik) kullanabileceğini öngören ikna ve tutum değişimi modeli.
Milling Crowd
Kamusal bir alanda huzursuz ve amansız bir şekilde dolanan, belirli bir yönü veya kolektif amacı olmayan bireylerin oluşturduğu kümelenme.
Humanistic Communitarian Socialism
Erich Fromm tarafından önerilen; insanî değerlerin sosyoekonomik yapının temelini oluşturduğu, sömürüden uzak ve küçük topluluklara dayalı ideal siyasi ve toplumsal sistem.
İntermarriage
Farklı ırksal, etnik, dini veya yakın akraba gruplarına mensup iki bireyin gerçekleştirdiği evlilik veya birliktelik türü.
Miscegenation
Farklı ırksal veya etnik gruplara mensup bireyler arasındaki evlilik, cinsel ilişki veya üreme durumunu ifade eden, günümüzde akademik ve sosyal olarak dışlanmış sosyopolitik kavram.
Racial Discrimination
Bireylerin belirli bir ırksal gruba üyelikleri nedeniyle maruz kaldığı dezavantajlı ve adaletsiz muamele.
Racial Memory
Nesiller boyunca aktarıldığı ve bireysel zihin ile davranışlar üzerinde etkili olduğu öne sürülen düşünce kalıpları, duygular ve deneyim izleri.
Racial İdentity
Bir bireyin, belirli bir ırksal gruba üyeliği aracılığıyla kendini tanımlama bilinci ve bu üyelikle ilişkili sosyopolitik ile kültürel bağlamları içselleştirme derecesidir.
Worship
İlahi veya doğaüstü bir varlığa, kişiye ya da ilkeye duyulan derin hürmet, adanmışlık ve bu inancın ritüeller, dua ve reçete edilmiş pratiklerle resmi olarak dışa vurulması.
İngroup
Bireyin aidiyet hissettiği, özdeşim kurduğu ve ortak bağlar ile sadakatle bağlı olduğu sosyal topluluk.
İngroup Bias
Bireylerin kendilerinin de dâhil olduğu sosyal grubun üyelerini, özelliklerini ve ürünlerini, dış gruplara kıyasla sistematik olarak daha fazla kayırma ve olumlu değerlendirme eğilimi.
İntrinsic Religion
Dini inanç ve uygulamaların başka çıkarlar için bir araç olarak değil, bizzat ruhsal tatminin ve inancın kendisi için yaşandığı motivasyonel yönelim.
İdiosyncrasy-credit Model
Yüksek statülü grup üyelerinin geçmişteki katkıları ve sadakatleri sayesinde elde ettikleri 'kredileri' kullanarak grup normlarını ihlal etmelerine ve hoşgörü görmelerine olanak tanıyan sosyal psikolojik model.
İdiocentric
Kişinin sosyal grupların çıkarları yerine kendi bireysel ilgi alanlarını, motivasyonlarını ve kişisel özelliklerini önceliklendirmesi eğilimi.
Residence Rate
Belirli bir tarihte belirli türdeki kurumlarca barındırılan kişilerin sayısının, ilgili coğrafi bölgenin toplam nüfusuna oranını ifade eden demografik ve epidemiyolojik ölçüttür.
Berdache / Two-spirit
🔹 1. (berdache): Kuzey Amerika Yerlisi kültürlerinde, geleneksel kadın ve erkek ikili cinsiyet rollerinin dışında, her iki cinsiyetin de özelliklerini taşıyan ve toplumsal/ruhsal açıdan kutsal bir statüye sahip bireyleri tanımlamakta kullanılan tarihsel terim. 🔹 2. (two-spirit): Kuzey Amerika Yerlisi ve Alaska Yerlisi topluluklarında geleneksel ikili cinsiyet sınırlarının dışında kalan; cinsel, toplumsal cinsiyet, kültürel ve tinsel kimlikleri tek bir bedende harmanlayan bireyleri tanımlayan kapsamlı bir çatı terim.
Bilateral Descent / Bilineal Descent
🔹 1. (bilateral descent): Akrabalık ve miras ilişkilerinin hem anne hem de baba soyu üzerinden eşit düzeyde kurulduğu ve tanındığı antropolojik soy sistemi. 🔹 2. (bilineal descent): Bireyin akrabalık bağlarını hem anne hem de baba soyu üzerinden eşit derecede takip ettiği antropolojik ve sosyolojik soy sistemi.
Dual-attitude Model
Yeni edinilen bir tutumun eski tutumu silmeyip baskıladığı, aynı nesneye yönelik çelişkili iki tutumun (biri açık, diğeri örtük) eşzamanlı olarak varlığını sürdürdüğünü savunan bilişsel model.
Secondary Territory
Bir kişinin veya grubun düzenli olarak kullandığı ancak münhasıran kontrol etmediği, mülkiyet veya aidiyet hissinin barındığı ancak başkalarının haklarının da kabul edildiği yarı kamusal mekandır.
Secondary Environment
Bir bireyin yaşamında tesadüfi veya marjinal öneme sahip, başkalarıyla etkileşimlerin nispeten kısa ve kişisel olmayan düzeyde kaldığı sosyal ortam.
Secondary Emotion
Evrensel olarak kültürler arası benzerlikle dışavurulmayan, ortaya çıkması için bilişsel olgunlaşma ve sosyal deneyim gerektiren karmaşık duygusal tepki.
Secondary Group
Karmaşık toplumlarda bireylerin birincil gruplara kıyasla daha geniş, daha az samimi ve belirli bir amaca yönelik ilişkiler kurduğu sosyal birleşim.
Climate
Belirli bir coğrafi bölgede uzun vadeli gözlemlenen meteorolojik koşulların bütünü ve çevresel psikolojide bireylerin aidiyet hissettiği atmosfer.
Persuasion
Bir bireyin herhangi bir konu, nesne veya kişiye yönelik tutum, inanç, niyet ve duygularını değiştirmek amacıyla sergilenen bilinçli ve aktif iletişim çabası.
Persuasive Arguments Theory
Grup üyelerinin belirli bir mesele üzerinde tartışırken, çoğunluğun eğiliminde olan argümanları daha yoğun üretmesi ve paylaşması sonucunda grup kutuplaşmasının ve aşırı kararların ortaya çıkacağını savunan bilişsel ve sosyal psikoloji teorisi.
Persuasive Communication
Bir bireyin tutumlarını, inançlarını veya eylem planlarını değiştirmek ya da güçlendirmek amacıyla yazılı, işitsel, görsel veya görsel-işitsel formatlarda sunulan bilgi aktarımı.
Forewarning Of Persuasive Position
Bireyin, yaklaşan bir iletişimin belirli bir tutumsal konuyu savunmaya yönelik argümanlar içereceğine dair önceden bilgilendirilmesi.
Forewarning Of Persuasive İntent
Bireyin, kendisine sunulacak bir mesajın tutumunu değiştirmeyi amaçladığı konusunda önceden bilgilendirilmesi durumu.
Multiple Roles İn Persuasion
Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli'nde (ELM), bir değişkenin bilişsel katılım düzeyine bağlı olarak ikna sürecinde beş farklı işlevden birini veya birkaçını üstlenebileceğini savunan ana postülat.
Attributional Analysis Of Persuasion
İkna edici mesajları ileten kaynakların belirli tutumları benimseme nedenlerine yönelik insanların geliştirdiği gerekçeler üzerinden ikna sürecini inceleyen yaklaşım.
İconoclast
Yerleşmiş inançları, gelenekleri, otoriteleri veya kabul görmüş normları bilinçli olarak sorgulayan ve yıkmaya çalışan birey.
İconolatry
Kutsal tasvirlerin ve ikonaların ilahi güce açılan birer kanal olarak görülüp saygı ve hürmet görmesi durumu.
Channels Of Communication / Communication Channels
🔹 1. (channels of communication): Bir grupta veya organizasyonda bilginin bir bireyden diğerine aktarılmasını sağlayan sosyal yollar ya da yüz yüze etkileşimde duyusal bilgiyi ileten fiziksel ve modalite temelli araçlar. 🔹 2. (communication channels): Bilginin, mesajın veya sinyalin bir kaynaktan bir alıcıya aktarılması için kullanılan fiziksel, dijital veya sembolik iletim yolları.
Guilt By Association
Suç işleyen bir kişiyle herhangi bir bağı veya yakınlığı bulunan masum bir bireye, eylemin kendisiyle doğrudan bir ilişkisi olmaksızın sorumluluk ve suçluluk atfedilmesi durumu.
Relational Self
Benlik kavramının, anlamlı diğer insanlarla kurulan bağlar ve üstlenilen roller üzerinden şekillenen boyutu.
Relationship Role
Grup üyelerinin, grup içiler arası bağları sürdürmek ve güçlendirmek amacıyla sergilediği davranış setlerinden oluşan sosyal rol.
Relational Aggression
Bireylerin veya grupların arasındaki sosyal bağları manipüle ederek, dışlayarak veya zedeleyerek zarar vermeyi amaçlayan örtük bir saldırganlık biçimidir.
Relational Turbulence
Partnerlerin gündelik çıkardan daha bağlı bir ilişki evresine geçiş yaparken veya büyük yaşam değişimleri yaşarken deneyimledikleri bilişsel, duygusal ve davranışsal çalkantı.
First İmpression
Bir bireyin, başka bir kişiyle karşılaştığı ilk anda edindiği, fiziksel ve psikolojik nitelikleri içeren olumlu veya olumsuz değerlendirmeler bütünü.
Principled Negotiation
Bireyler veya gruplar arasındaki çatışmaları, devam eden ilişkilerin değerini koruyarak karşılıklı fayda sağlayan bir çözüme ulaştırmayı amaçlayan stratejik bir uzlaşı prosedürüdür.
Conviction
Sosyal psikolojide, bir tutumun birey için değerli bir varlık veya benlik algısının kritik bir parçası olduğu yönündeki öznel kesinlik hissi.
Discounting Principle
Harold Kelley'nin yükleme teorisinin bir parçası olarak, bir davranışın ortaya çıkmasında birden fazla olası neden bulunduğunda, belirli bir nedene atfedilen güvenin veya değerin miktarının düşürülmesi eğilimidir.
Human Ecology
İnsan toplulukları ile onların fiziksel, sosyal ve inşa edilmiş çevreleri arasındaki karşılıklı etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bilim dalı.
İntra-attitudinal Consistency
Tek bir tutumun altında yatan değerlendirici yanıtların kendi aralarındaki tutarlılık derecesidir; tamamen olumlu ya da tamamen olumsuz tepkiler yüksek tutarlılığa işaret ederken, zıt yönlü tepkiler düşük tutarlılık anlamına gelir.
Discretionary Task
Grup üyelerinin görevi tamamlarken izleyecekleri prosedürleri ve yöntemleri kendi takdirlerine göre belirleyebildikleri, görece yapılandırılmamış ortak çalışma.
Collaboration
İki veya daha fazla bireyin, karşılıklı mutabakata varılan ortak bir hedefe ulaşmak amacıyla eş güdüm, empati ve paylaşılan sorumluluk çerçevesinde birlikte çalışması.
Cooperative Goal Structure
Bireylerin hedeflerine ancak başkalarıyla ortaklaşa çalışarak ve kolektif bir başarı elde ederek ulaşabildikleri performans ve etkileşim ortamı.
Cooperative Motive
Bireylerin kişilerarası ve performans odaklı ortamlarda, başkalarının kendi hedeflerine ulaşmasına yardımcı olarak ortaklaşa hareket etme eğilimi gösteren içsel yönelimi veya dispositionel eğilimi.
Cooperative Reward Structure
Bireysel başarı yerine grup başarısının ödüllendirildiği ve her üyənin başarısının bütünün kazancını tetiklediği performans düzenlemesi.
Functional Distance
Fiziki aralıktan bağımsız olarak, mimari yerleşimlerin ve yapısal konfigürasyonların planlanmamış sosyal etkileşim olasılığını ne derece artırdığını veya azalttığını ifade eden mekânsal ve sosyal psikoloji kavramı.
Functional Conformance
Çevresel tasarımda, belirli işlevsel amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli nesne ve ekipmanların ortama sağlanması durumu.
Obedience
Doğrudan bir otorite figürünün açık emirlerine veya komutlarına uyum sağlama davranışı.
Behavioral Study Of Obedience
Bireylerin, meşru bir otorite figürünün emirlerine ve direktiflerine uymaya olan eğilimlerinin deneysel olarak incelenmesi.
Permissible Exposure Level
İşverenlerin, çalışanların gürültü veya kimyasal gibi belirli tehlikelere maruziyetini azaltmak için mühendislik veya idari kontrolleri devreye sokması gereken yasal eşik değer.
İmpression Formation
Bir bireyin diğer bir kişi, nesne veya grup hakkında zihinsel bir şema ve tutarlı bir bütün algı geliştirme süreci.
İmpression Management
Bireylerin, başkalarının kendilerini algılama biçimini bilinçli stratejilerle kontrol etme ve arzu edilen özellikleri öne çıkarma çabası.
Audience Effect
Bireyin gerçekleştirdiği eylemin, başka bireylerin (seyircilerin) fiziksel varlığı nedeniyle nicelik veya nitelik açısından değişime uğraması durumu.
Audience Task
Bir veya daha fazla bireyin doğrudan gözlemi altında gerçekleştirilen her türlü performans, rekabet, iş görevi veya hedefe yönelik etkinlik.
İsolate
Sosyometrik ölçümlerde veya grup dinamiklerinde, diğer üyelerle anlamlı bağlar kurmayan, grup içinde dışlanan veya kendi isteğiyle soyutlanan birey.
J-curve Hypothesis
Sosyal uyum bağlamlarında bireysel tepkilerin dağılımının, büyük çoğunluğun kurallara uyması ve çok azının büyük sapma göstermesi nedeniyle grafik üzerinde 'J' harfi şeklini aldığını öne süren model.
Janis–feyerabend Hypothesis
İkna edici söylemin, kişinin kendi tezine yönelik olumsuz saldırıları yanıtlamadan önce karşı tarafın olumlu argümanlarını çürütmesi durumunda çok daha etkili olacağını öne süren varsayım.
Johari Window
Bireyler arası iletişimde kişisel farkındalığı ve şeffaflığı değerlendirmek ile geliştirmek amacıyla kullanılan dört bölmeli matris modeli.
Juke
Richard Lewis Dugdale tarafından incelenen ve yedi kuşak boyunca suç, yoksulluk ve ahlaki düşkünlük sergilediği öne sürülen kurgusal/takma ad altındaki bir Amerikan ailesini konu alan erken dönem sosyal Darwinist vaka çalışması.
Latitude Of Acceptance
Sosyal yargı teorisinde, bir bireyin kendi tercih ettiği tutumsal konumla birlikte, mantıklı veya makul bulduğu tüm diğer kabul edilebilir tutum pozisyonlarının oluşturduğu aralık.
Aversive Racism
Bireylerin bilinçli düzeyde eşitlikçi değerleri savunmasına rağmen, belirsiz durumlarda belirli ırksal gruplara karşı örtük ve istemsiz olumsuz tutumlar sergilemesi.
Fate Control
Bir bireyin veya grubun, başka bir tarafın davranışlarından bağımsız olarak o tarafın nihai sonuçları veya kaderi üzerinde mutlak ve koşulsuz tahakküm kurması durumu.
Destiny And Growth Beliefs
Romantik ilişkilerin doğasına ve sonuçlarına dair iki zıt inanç setidir; ilişkilerin ya doğuştan uyumla ya da harcanan çabayla başarılı olacağını savunur.
Women’s Liberation Movement (WLM)
1960'ların sonlarında ortaya çıkan; toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, erkek egemenliğini kırmak ve ırkçılık, homofobi ve kapitalizm gibi yapısal eşitsizliklerle mücadele etmek amacıyla kampanya yürüten kapsamlı bir feminist sosyal harekettir.
Staffing Theory
Ekolojik psikolojide, aşırı kalabalık veya yetersiz personel barındıran davranış ortamlarının bireylerin psikolojik ve kişilerarası süreçleri üzerindeki etkilerini inceleyen kavramsal model.
Crowding
Bireyin mevcut alanını ihtiyaçları için yetersiz algıladığı yüksek nüfus yoğunluklu ortamlarda ortaya çıkan psikolojik gerilim ve stres durumu.
Crowd Psychology
Bireylerin kalabalıklar, ayaklanmalar ve kolektif yapılar içindeyken sergiledikleri benzersiz zihinsel ve duygusal süreçleri inceleyen sosyal psikoloji alt dalı.
Overcrowding
Belirli bir tür için alışılagelmiş sınırların üzerinde, birim alandaki organizma yoğunluğunun aşırı derecede yüksek olması durumu.
Stereotype Threat
Bireyin, üyesi olduğu gruba yönelik olumsuz kalıpyargıları doğrulayacağı veya bu yargılar temelinde değerlendirileceği endişesini yaşayarak performansının, bilişsel kapasitesinin ve işlevselliğinin olumsuz etkilenmesi durumu.
Stereotype
Belirli bir sosyal grubun üyelerine yönelik, bilişsel temelli genellemeler, inançlar ve beklentiler kümesidir.
Calvinism
Tanrı'nın kurtuluşu yalnızca önceden seçilmişlere (predestination) lütfettiğini, insanın özgür iradesiyle bu kaderi değiştiremeyeceğini savunan Protestan Hristiyanlık teolojisi.
Opinion Survey
Belirli bir popülasyonun kolektif tutumlarını, inançlarını veya görüşlerini saptamak amacıyla geniş bir örneklem grubuna uygulanan sistematik veri toplama tekniği.
Public Territory
Bireylerin veya grupların belirli bir süre için geçici olarak işgal ettiği ve kullanım hakkına sahip olduğu kamusal alan.
Public Self
Bireyin eylemleri, fiziksel görünümü, öz-tanımlamaları ve sosyal etkileşimleri aracılığıyla başkalarına aktardığı toplumsal benlik görünümüdür.
Public Distance Zone
Bireylerin son derece resmi, resmiyet gerektiren veya törensel etkileşimlerde birbirleriyle aralarına koydukları 3.5 ila 7.5 metre (11.5–24.5 feet) arasındaki mekansal mesafedir.
Opinion Leader
Başkalarının tavsiye aldığı veya davranışlarını model aldığı, grup içi sosyal bağları güçlü olan birey.
Channel Factors
İkna edici bir mesajın iletildiği, davranışsal değişimi ya da tutum dönüşümünü kolaylaştıran veya engelleyen iletişim modunun yapısal özellikleri.
Closed Society
Değişime kapalı, katı sosyal tabakalaşmaya sahip ve dış dünyaya karşı sınırlarını sıkı bir şekilde koruyan toplumsal yapı.
Foot-in-the-door Technique
Büyük bir talebi kabul ettirme şansını artırmak için önce küçük, neredeyse reddedilmesi imkansız önemsiz bir talebin sunulmasını içeren iki aşamalı ikna prosedürü.
Capitalism
Üretim araçlarının özel mülkiyete dayandığı, kar motivasyonunun ve serbest piyasa mekanizmalarının ekonomik faaliyete yön verdiği ekonomik sistem.
Black Sheep Effect
İçgrup üyesi olan ancak grup normlarına aykırı davranan bir bireyin, aynı olumsuz davranışı sergileyen dışgrup üyesine kıyasla çok daha sert bir şekilde eleştirilmesi ve dışlanması eğilimi.
Brotherliness
İnsanlığın birliği ve dayanışması duygusu; diğerlerinin refahına yönelik yapıcı katılım ve toplumsal kaygı hali.
Camaraderie
Arkadaşlar veya bir sosyal grubun üyeleri, özellikle de askeri birlikler arasında, moral ve grup uyumunu destekleyen karşılıklı iyi niyet, neşeli uyum ve dayanışma durumu.
Cargo Cult
Ritüelistik davranışların veya yüzeysel taklitlerin, batılı toplumlardakine benzer maddi zenginlik, refah veya güç getireceğine dair naif inanç sistemi.
Confusion Effect
Birden fazla avın rastgele hareketler sergileyerek yırtıcının odaklanmasını ve tek bir bireyi hedef almasını zorlaştıran bir av karşıtı savunma davranışı.
Charisma
Bir bireyin başkalarını etkileme, güven kazanma ve geniş kitleleri peşinden sürükleme kapasitesini belirleyen ayırt edici kişisel çekicilik niteliği.
Charismatic Leader
Takipçilerinden yüksek düzeyde bağlılık, coşku ve sadakat talep eden, kişisel çekiciliği ve ikna kabiliyetiyle kitleleri peşinden sürükleyen lider tipidir.
Charismatic Authority
Liderin kurumsal veya geleneksel kurallara değil, takipçileri üzerinde kurduğu olağanüstü kişisel çekiciliğe, kahramanlık mitine ve inanç sistemine dayanan otorite biçimidir.
Counterculture
Egemen toplumsal normlara, değerlere ve geleneksel ahlak anlayışına bilinçli bir şekilde meydan okuyan ve alternatif bir yaşam tarzı benimsemiş olan sosyal hareket.
Counterattitudinal Advocacy
Bir bireyin mevcut tutumuyla çelişen bir mesajı veya konuyu, genellikle dışsal bir baskı ya da teşvikle başkalarına savunması durumu.
Comparison Level (CL)
Bağımlılık kuramında, bireyin geçmiş ilişkilerine dayanarak herhangi bir sosyal ilişkiden beklediği ve ilişki kalitesini değerlendirdiği öznel standart.
Comparison Process
Benlik psikolojisinde, bireyin kendi yeteneklerini, özelliklerini veya performanslarını belirli referanskişilerle kıyaslama mekanizmasıdır.
İnterdependent Self-construal
Bireyin kendini sosyal ilişkiler ağının ayrılmaz bir parçası olarak tanımladığı, kişisel benzersizlikten ziyade uyum, aidiyet ve grup içi bağları önceleyen bilişsel benlik algısı.
İnterdependence
İki ya da daha fazla bireyin, durumun veya değişkenin, birindeki değişimin kaçınılmaz olarak diğerini etkileyeceği biçimde birbirine karşılıklı olarak dayanması veya reaksiyon göstermesi durumu.
İnterdependence Theory
Bireyler arası sosyal etkileşimlerin ve ilişkilerin, her bir kişinin elde ettiği sonuçların diğerinin eylemlerine karşılıklı olarak dayanması temeli üzerine incelendiği sosyal psikoloji yaklaşımı.
Reciprocal Liking
Bireylerin, kendilerinden hoşlandığını veya ilgi duyduğunu fark ettikleri kişilere karşı benzer bir çekim ve olumlu tutum geliştirme eğilimi.
Reciprocal Roles
Bir grup veya toplum içerisindeki belirli statü sahiplerinin, diğer konumdakilerin davranış kalıplarına tepki olarak sergilediği karakteristik davranış örüntüleridir.
Mutuality / Reciprocity
🔹 1. (mutuality): İlişki ortaklarının kendilerini ayrı bireylerden ziyade ikili bir birimin parçası olarak algılama eğilimi. 🔹 2. (reciprocity): Bir bireyin diğerinden aldığı faydaya karşılık, benzer değerde bir fayda sunmasını içeren sosyal, davranışsal ve ilişkisel süreç.
Reciprocity Norm
Bireylerin kendilerine yardım eden ya da iyilik yapan kişilere aynı şekilde karşılık vermesini bekleyen evrensel sosyal ve kültürel kural.
Caste
Bireylerin kalıtsal olarak içine doğdukları, aralarındaki geçişlerin ve evliliklerin katı kurallarla yasaklandığı kapalı sosyal tabakalaşma sistemi.
Collaborative Evaluation / Participatory Evaluation
🔹 1. (collaborative evaluation): Araştırmacıların veya uygulayıcıların, değerlendirme sürecini hedef kitle veya paydaşlarla ortaklaşa yürüttüğü ampirik yaklaşım. 🔹 2. (participatory evaluation): Bir hizmeti sunan profesyonellerin ve yararlanıcıların, dışsal bir uzman yerine, programın değerlendirilmesinde aktif ve doğrudan rol aldığı işbirlikçi bir yaklaşım.
Participatory Action Research
Araştırmacılar ile dezavantajlı veya etkilenen topluluk üyeleri arasında tam bir işbirliğini ve ortaklığı savunan, dünyayı anlamakla birlikte onu değiştirmeyi amaçlayan bir eylem araştırması yaklaşımı.
Participant Observation
Eğitimli bir araştırmacının, grup süreçlerini ve verileri manipüle etmemek amacıyla dikkat çekmeyen bir rol üstlenerek, halihazırda var olan bir gruba üye olarak katıldığı ve onları doğal ortamında incelediği nitel araştırma yöntemidir.
Lost Letter Procedure
Toplumsal tutumların ve önyargıların, görünüşte yanlışlıkla düşürülmüş mektupların yabancılar tarafından posta kutusuna atılma oranları üzerinden dolaylı olarak ölçüldüğü bir saha deneyi yöntemidir.
Source Attractiveness
İkna edici bir mesajı ileten kaynağın fiziksel veya estetik açıdan çekici bulunma derecesini ifade eden iletişim ve sosyal psikoloji kavramı.
Source Majority Or Minority Status
Bir mesaj kaynağının, popülasyonun sayısal çoğunluğunu veya azınlığını temsil etme ya da bu gruplardan birine aidiyet gösterme durumu.
Source Factors
İkna edici bir mesajın ileticisine ait olan ve mesajın alıcı üzerindeki ikna edicilik etkinliğini doğrudan şekillendiren özelliklerdir.
Source Credibility / Source Trustworthiness
🔹 1. (source credibility): İkna edici bir mesajın ileticisinin, doğru ve tarafsız bilgi sağlama kapasitesine sahip olarak algılanma derecesidir; temelini kaynak uzmanlığı ve kaynak güvenilirliği (güvenilirlik) oluşturur. 🔹 2. (source trustworthiness): İkna edici bir mesajın kaynağının, hedef kitle tarafından ne ölçüde dürüst, tarafsız ve güvenilir algılandığını ifade eden iletişim ve sosyal psikoloji kavramı.
Resource Theory
Bireyler arası ilişkilerdeki güç dağılımını, tarafların sahip olduğu ve birbirlerinin ihtiyaç duyduğu bilgi, sevgi, statü, para gibi kaynakların miktar ve türüne dayandıran sosyal psikolojik kuram.
Source Expertise
İkna edici bir mesajın kaynağının, ilgili konu hakkında ne derece bilgi sahibi ve yetkin olarak algılandığını ifade eden kaynaksal özellik.
Win–lose Dynamic
Rekabetçi ödül yapıları nedeniyle katılımcıların yalnızca başkalarının başarısızlığı durumunda başarılı olabileceklerini hissettikleri, çatışmayı tetikleyen psikolojik ve sosyal süreçler.
Gain–loss Theory
İnsanların başkalarına duydukları sempati veya antipatinin, o kişinin kendilerine olan değer biçmesindeki ani artış veya azalışlardan, sabit bir olumlu ya da olumsuz tutumdan daha fazla etkilendiğini öne süren sosyal psikoloji kuramı.
Evil Eye
Kötü niyetli veya kıskanç bir bakışın, hedef alınan kişide ya da nesnede talihsizlik, hastalık ve yıkıma yol açtığına dair evrensel bir halk inanışıdır.
Self-serving Bias
Bireylerin başarılarını içsel ve kişisel faktörlere, başarısızlıklarını ise dışsal ve çevresel etkenlere bağlama yönündeki sistematik bilişsel sapması.
Self-fulfilling Prophecy
Başlangıçta doğru olmayan bir inanç veya beklentinin, kişinin bu beklentiye uygun davranışlar sergilemesi yoluyla sonunda gerçekten gerçekleşmesini sağlayan psikolojik olgu.
Self-presentation
Bireylerin diğer insanlarda belirli bir imaj veya kendileri hakkında özel bir izlenim bırakmak amacıyla sergiledikleri sözlü ve sözsüz tüm davranış biçimleri.
Urbanization
Nüfusun kırsal alanlardan kentsel merkezlere yönelmesi ve kentsel yaşam biçimlerinin sosyal, psikolojik ve ekonomik dinamikleri şekillendirmesi süreci.
Urban Behavior
Kentsel alanların yoğunluk, aşırı uyarıcı ve yüksek tempo gibi özelliklerine bireylerin verdiği psikolojik ve davranışsal uyum tepkileridir.
Urban Ecology
Şehir yaşamının dinamiklerini, insan nüfus yoğunluğunu ve kentsel çevrenin doğasını biyolojik, sosyolojik ve psikolojik ilkeler çerçevesinde inceleyen disiplinler arası bilim dalıdır.
Senior Citizen
Genellikle emeklilik yaşına ulaşmış (genellikle 65 yaş ve üzeri) ileri yaştaki bireyleri tanımlamakta kullanılan sosyolojik ve demografik terim.
Rural Environment
Açık arazilere, seyrek yerleşime ve tarım, ormancılık veya madencilik gibi birincil ekonomik faaliyetlere sahip, kentsel alanlardan uzak yaşam alanı.
İnterattitudinal Consistency
Bir bireyin zihinsel tutum sistemindeki farklı tutumların birbiriyle ne ölçüde değerlendirici bir uyum içinde olduğunun derecesidir.
Kibbutz
İsrail'de mülkiyetin, üretimin ve çocuk yetiştirme pratiklerinin tamamen ortaklaştırıldığı komünsel yaşam birimi.
İdentity Fusion
Kişisel kimlik ile grup kimliğinin zihinsel olarak iç içe geçmesi, bireyin grup uğruna kendi çıkarlarını feda etmeye hazır, visceral (içgüdüsel/bedensel) bir aidiyet hissetmesi durumu.
İdentity Politics
Bireylerin etnik, cinsel, kültürel veya toplumsal kimlik aidiyetlerini geleneksel parti ideolojilerinin önüne koyarak yürüttükleri siyasi faaliyet ve örgütlenme biçimi.
Kinkeeper
Genellikle kadınlar tarafından üstlenilen, aile üyeleri arasındaki iletişim, ilişkiler ve bağları organize etme, koruma ve sürdürme sosyal rolü.
Person Perception
Bireylerin diğer insanları zihinsel olarak ele alma, değerlendirme ve onlara yönelik izlenim oluşturma süreçlerinin tamamıdır.
Person–environment İnteraction
Bireyin psikolojik ve fiziksel kapasiteleri ile sosyal ve fiziksel çevresinin bu kapasitelere yüklediği talepler arasındaki karşılıklı ilişki.
İnterpersonal Gap
İletişimde bir konuşmacının aktarmak istediği niyet ile mesajın dinleyici üzerinde bıraktığı etki arasındaki fark.
İnterpersonal Conflict
Bireyler arasında hedefler, değerler veya tutumlar temelinde ortaya çıkan anlaşmazlık veya uyumsuzluk durumu.
İnterpersonal İnfluence
Bir birey ya da grubun, diğerleri üzerinde talep, tehdit, ödül veya sosyal onay vaadi yoluyla doğrudan kurduğu sosyal baskı biçimi.
İnterpersonal Relations
İki veya daha fazla birey arasında kurulan, özellikle sosyal ve duygusal açıdan anlamlı olan bağlantılar ve etkileşimler ağıdır.
İnterpersonal Distance
Bireylerin etkileşim esnasında kendileri ile başkaları arasında bırakmayı tercih ettikleri fiziksel uzaklıktır.
İnterpersonal Accommodation
İlişkileri sürdürmek adına bireyin kişisel tercihlerini geçici olarak askıya almasını gerektiren karşılıklı ödün verme ve dengeleme süreci.
Cult Of Personality
Karizmatik bir siyasi, dini veya kamusal lidere karşı gösterilen, otoriter yapılar tarafından bilinçli şekilde körüklenen aşırı bağlılık ve tapınma hali.
Trait Negativity Bias
Bireylerin genel izlenim oluştururken ve niyet atıflarında bulunurken olumsuz kişilik özelliklerine, olumlu özelliklerden daha fazla ağırlık verme eğilimi.
Personal Space İnvasion
Bir bireyin etrafındaki psikolojik ve fizyolojik olarak koruduğu mahrem mesafeye, diğer bir kişinin uygunsuz ve rahatsız edici düzeyde yaklaşması durumu.
Bubble Concept Of Personal Space
Bireyin etrafını çevreleyen, potansiyel duygusal ve fiziksel tehditlere karşı tampon görevi gören ve sosyal etkileşimlerdeki mesafeyi belirleyen hayali, özel bölge teorisi.
Personal Commitment
Bireyin belirli bir amaca, tutuma, inanca veya ilişkiye, dışsal baskılardan bağımsız olarak kendi içsel istek ve arzularıyla yöneldiği gönüllü bağlılık biçimi.
Personal-growth Laboratory
Katılımcıların kişilerarası ilişkiler, liderlik ve yaratıcılık kapasitelerini artırmayı amaçlayan duyarlılık eğitimi ortamı.
Personal Distance Zone
Arkadaşlar ve yakın tanıdıklar arasındaki etkileşimlerde benimsenen, genellikle bireyin 0,5 ile 1,5 metre (1,5 - 4 feet) çevresini kapsayan mekansal mesafe alanı.
Crowd
Geçici olarak ortak bir odak ve aynı mekânı paylaşan, büyüklük ve biçim açısından değişkenlik gösteren kayda değer insan topluluğu.
Mass Contagion
Davranışların, tutumların veya duygulanımların, geniş coğrafi alanlara yayılmış büyük gruplar veya popülasyonlar arasında hızla yayılması olgusu.
Crowd Behavior
Geçici olarak aynı nesne veya olay üzerinde odaklanan bir grup insanın, durumun niteliğine göre sergilediği ortak faaliyet veya hareket bütünü.
Mass Media
Geleneksel basılı yayınlar, radyo, televizyon ve internet dahil olmak üzere geniş halk kitlelerine ulaşan kamusal iletişim kaynaklarının bütünü.
Mass Psychology / Mob Psychology
🔹 1. (mass psychology): Ortak özellikleri olmasa dahi bir bütün olarak ele alınan geniş insan gruplarında ortaya çıkan zihinsel ve duygusal süreçlerin incelenmesidir. 🔹 2. (mob psychology): Bireylerin bir kitle veya çete içinde bir araya geldiklerinde rasyonel düşünceyi terk ederek anonimlik, telkine açıklık ve duygusal bulaşma yoluyla aşırı davranışlar sergilemesine yol açan psikolojik olgu.
Clan
Gerçek veya mitolojik ortak bir atadan türediklerine inanılan, akrabalık ve soy bağlarıyla birbirine bağlanmış geleneksel toplumsal grup.
Clique
Daha büyük bir grubun veya organizasyonun içinde yer alan, statü ya da ortak dostluk bağları üzerine kurulmuş dışlayıcı alt gruptur.
Clinical Sociology
Toplumsal sistemleri, kurumları ve insan ilişkilerini analiz ederek bireyler, gruplar ve topluluklar düzeyinde olumlu sosyal değişim ve müdahale sağlayan uygulamalı sosyoloji dalıdır.
Coaction Effect
Aynı görevi birlikte yapan diğer bireylerin varlığının, bir kişinin performansında yarattığı olumlu veya olumsuz değişim.
Coalition
İki veya daha fazla bireyin ya da grubun, bireysel olarak elde edebileceklerinden daha yüksek bir güç, etki veya çıkar sağlamak amacıyla geçici ve çıkarcı bir ittifak kurması.
Facilitator
Bir grubun ortak hedeflerine ulaşması, etkili iletişim kurması ve süreçlerini tarafsız bir perspektifle yönetmesi için liderlik işlevlerini yerine getiren profesyonel veya grup üyesi.
Collective
İki veya daha fazla bireyin oluşturduğu, genellikle kalabalık, kitle veya çete gibi spontane ve nispeten kısa ömürlü sosyal kümeleşme.
Collective Memory
Bir sosyal grubun üyeleri arasında paylaşılan, geçmiş olaylara dair zihinsel temsiller ve ortak hatırlama havuzu.
Collective Self
Bireyin benlik kavramının, üyesi olduğu sosyal gruplar, kolektifler veya kültürel aidiyetler temelinde tanımlanan ve şekillenen yönüdür.
Collective Self-esteem
Bireyin, üyesi olduğu sosyal gruplardan ve kolektif kimliklerden türettiği benlik algısının öznel değerlendirmesidir.
CSES
Bireylerin üyesi oldukları sosyal gruplara atfettikleri değer ve bu grup üyeliklerinin kendi benlik algılarını nasıl etkilediğini ölçen psikometrik araçtır.
Collective İnformation-processing Model
Grup üyelerinin, ortak tartışma süreçleri aracılığıyla bilgiyi birleştirip işleyerek nihai kararlar, tercihler ve yargılar oluşturduğunu varsayan genel teorik karar alma açıklaması.
Collective Consciousness / Collective Conscience / Common Conscience
🔹 1. (collective consciousness): Bir toplumun, grubun veya kültürün üyeleri tarafından paylaşılan, bireysel zihinlerin ötesinde var olan ortak inançlar, değerler, normlar ve zihniyet yapısı. 🔹 2. (collective conscience): Uyumlu bir toplumda ahlaki düşünce ve eylemin temelini oluşturan paylaşılan değerler, normlar, duygular ve inançlar bütünü. 🔹 3. (common conscience): Bir toplumun üyeleri tarafından paylaşılan ortak inançlar, değerler ve ahlaki normlar sistemi.
Collective Effort Model (CEM)
Gruplar halinde çalışmanın, başarıya ulaşma beklentisini ve grup hedeflerinin öznel değerini düşürerek bireysel motivasyonu azaltmasını açıklayan bir beklenti-değer modelidir.
Collective Behavior
Bireylerin, bir grup veya kitle içindeyken tek başlarına sergilemeyecekleri, ortak bir dinamik ve geçici bilinçle gerçekleştirdikleri tipik olmayan ortak eylemler bütünü.
Collective Movements
Fiziksel olarak uzak konumlardaki çok sayıda bireyin, belirli bir olay veya deneyime benzer şekilde zamanla artan oranlarda tepki vermesiyle ortaya çıkan kolektif davranış biçimleri.
Collective Hypnosis
Büyük insan topluluklarının telkine açıklık, eleştirel düşüncenin baskılanması ve ortak bir illüzyon veya otoriteye körü körüne uyum göstermesi durumudur.
Collective Psychology
Kitlelerin, kalabalıkların ve sosyal hareketlerin içinde yer alan bireylerin paylaştığı zihinsel ve duygusal durumların incelenmesidir.
Collective Guilt
Bireyin, üyesi olduğu sosyal grubun veya topluluğun etik dışı veya norm ihlal edici eylemlerinden ötürü şahsen sorumluluk hissederek deneyimlediği nahoş duygusal durum.
Collective Representations
Bir toplumun temel kavramlarını, değerlerini ve kimliğini somutlaştıran; bireylerin zihinsel sınırlarını aşarak sosyal bütünün ortak ürünü olarak var olan kurumlar, yasalar, simgeler ve ritüeller bütünü.
Collective Efficacy
Bir grubun, ortak bir görevin gereksinimlerini başarıyla yerine getirmek için üyelerinin becerilerini, çabalarını ve sebatını entegre etme kapasitesine olan inancı.
Collective Mind
Bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları sosyal gruplar içerisinde, tekil zihinlerden bağımsız ve yepyeni dinamikler sergileyen üst düzey bir bilişsel ve davranışsal bütünleşme hali.
Collectivism
Bireyin kendini izole bir varlık olarak değil, daha geniş bir sosyal veya aile grubunun ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırma eğilimidir.
Commune
Bireylerin veya ailelerin ev işleri, mülk, kaynaklar ve çocuk bakımını ortaklaşa paylaştığı kolektif yaşam düzenlemesi.
Communitas
Bireyler arasındaki statü farklarını ortadan kaldıran, paylaşılan ritüeller ve ortak amaçlar etrafında şekillenen yoğun bir birlik ve aidiyet duygusu.
Confederate
Deneysel çalışmalarda diğer katılımcılar tarafından gerçek bir denek sanılan ancak aslında araştırmacının önceden prova edilmiş talimatlarına göre hareket eden laboratuvar yardımcısı.
Cofigurative Culture
Bireylerin bilgi, değer ve davranış kalıplarını ebeveynlerinden ziyade kendi yaş gruplarından (akranlarından) öğrendiği toplumsal ve kültürel yapı.
Conservatism
Geçmişe, statükoya ve kökleşmiş kurumsal ilkelere olumlu yaklaşım sergileyen, değişime ve yeniliğe karşı temkinli veya mesafeli bir tutum barındıran bilişsel ve tutumsal eğilim.
Consonance
Farklı unsurlar, iletişim biçimleri veya tutum bileşenleri arasındaki uyum, tutarlılık ve denge durumu.
Situated Knowledge
Bilginin, onu üreten öznenin somut tarihsel, kültürel, dilsel ve değer bağlamından bağımsız olamayacağını, bu bağlam tarafından şekillendirildiğini savunan epistemolojik yaklaşım.
Coordination Loss
Grup içindeki üyelerin çaba, etkinlik ve katkılarının kusursuz bir şekilde entegre edilememesinden kaynaklanan verimlilik düşüşü.
Disengagement Theory
Yaşlılık sürecinde bireyin toplumdan, toplumun da bireyden karşılıklı ve kaçınılmaz bir şekilde uzaklaşmasını savunan gerontolojik teori.
Correlation / Correspondence
🔹 1. (correlation): İki veya daha fazla rassal değişken arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve derecesini nicel olarak ifade eden istatistiksel ölçüttür. 🔹 2. (correspondence): Atıf teorisinde gözlemlenen bir davranışın, aktörün genel kişilik özellikleriyle ne derece örtüştüğüne veya karşılık geldiğine dair yapılan çıkarımdır.
Fear Appeal
Hedef kitlede korku duygusu uyandırarak tutum ve davranış değişikliği yaratmayı amaçlayan ikna edici iletişim stratejisidir.
Corpus Planning
Bir dilin söz varlığının, gramer yapısının, imla kurallarının ve teknik terminolojisinin resmi olarak geliştirilmesi ve standardize edilmesi sürecidir.
Conservation Psychology
İnsanlar ile doğa arasındaki karşılıklı ilişkileri inceleyen ve ekosistemlerin korunmasını teşvik etmeyi amaçlayan uygulamalı bir alt disiplindir.
Covariation Principle
Bireylerin bir davranışın nedenini açıklarken, o davranışın ortaya çıkışı ile olası etmenlerin varlığı veya yokluğu arasındaki eş zamanlı değişimi gözlemleyerek atıfta bulunmasını açıklayan sosyal psikoloji ilkesidir.
Köhler Effect
Bireylerin, koordinasyon gerektirmeyen ancak sebat ve dayanıklılık isteyen ortak görevlerde, grup içinde çalıştıklarında bireysel olarak harcadıklarından daha fazla çaba sarf etme eğilimi.
Bad İs Stronger Than Good
Olumsuz olayların, bilgilerin veya geri bildirimlerin, eşdeğer düzeydeki olumlu unsurlara kıyasla insan duyguları, düşünceleri ve davranışları üzerinde çok daha baskın bir etki yaratma eğilimi.
Crystallization
Sosyal psikolojide, bireyin bir tutumunun zaman içerisindeki kalıcılık düzeyi ve bu tutumun dışarıdan gelen değişim çabalarına karşı gösterdiği direnç seviyesi.
Xenoglossophilia
Özellikle gösterişte bulunma (pretenziyon) amacıyla yabancı veya tuhaf kelimeleri aşırı ve yersiz kullanma eğilimi.
Postoccupancy Evaluation (POE)
Bir yapı ya da tesisin inşası tamamlandıktan sonra, kullanıcıların bu mekana verdikleri tepkilerin sistematik olarak ölçülmesi ve analiz edilmesidir.
İnjunctive Norm
Bireylerin belirli bir durumda nasıl davranması, hissetmesi ve düşünmesi gerektiğini belirleyen, toplumsal olarak onaylanan ve onaylanmayan davranışları tanımlayan yazılı olmayan kural.
Frog-pond Effect
Yüksek performanslı bireylerin düşük kaliteli bir grupta kendilerini, üstün bir gruptaki düşük performanslı bireylere kıyasla çok daha olumlu değerlendirme eğilimi.
Blaming The Victim
Travma veya trajedi yaşayan bireylerin, olaydan sorumlu tutularak suçun kendisine yüklenmesiyle karakterize edilen sosyal psikolojik bir savunma mekanizmasıdır.
Liberation Psychology
Bireysel patolojileri bireyin iç dünyasından ziyade yapısal eşitsizlikler, yoksulluk ve politik baskı bağlamında ele alarak toplumsal özgürleşmeyi hedefleyen bir psikoloji yaklaşımıdır.
İnstitution
Toplum içinde normatif yapılar oluşturan, sosyal davranışları şekillendiren ve süreklilik arz eden kökleşmiş pratikler, sistemler veya yapılar bütünü.
İnstitutionalized Racism
Okullar, sağlık hizmetleri ve adalet sistemleri gibi toplumsal kurumların politika ve prosedürlerinin, belirli ırksal grupları dezavantajlı duruma düşüren ve marjinalleştiren yapısal ayrımcılık biçimi.
Birds-of-a-feather Phenomenon
Bireylerin kendilerine benzer özellikler, tutumlar ve değerler taşıyan kişileri çekici bulma ve onlarla sosyal bağlar kurma eğilimidir.
Generation Gap
Farklı yaş gruplarının değerler, ahlaki yargılar, tutumlar ve davranış biçimlerinde sergilediği belirgin sosyokültürel ayrışma.
Force Field
Alan teorisinde, belirli bir anda davranışsal veya yapısal değişimi etkileyen eş zamanlı faktörlerin tamamı.
Queue
Bir hizmet, mal veya fırsat için bekleyen kişilerin oluşturduğu düzenli sıra ve bu sırayı yöneten kolektif sosyal normlar bütünü.
Cult
Olağandışı inançları barındıran, dış dünyadan yalıtılmış, otoriter bir lider ya da yapı tarafından yönetilen yüksek düzeyde uyumlu ve içsel olarak bütünleşmiş dini veya yarı dini grup.
Culture
Bir sosyal grubun nesilden nesile aktardığı değerler, inançlar, dil, ritüeller ve davranış kalıpları bütünüdür.
Culture Clash / Culture Conflict
🔹 1. (culture clash): Farklı iki kültürün veya alt kültürün norm, değer, ahlak ve tutumlarının bir araya gelerek kaçınılmaz bir sürtüşme ve uyum sorunu yaratması durumu. 🔹 2. (culture conflict): Farklı kültürlere ait değer, norm ve pratiklerin bir arada var olma mücadelesi ve bu durumun birey veya gruplar üzerinde yarattığı psikolojik gerilim.
Culture Change
Bir topluluğun kültürünün zaman içinde kademeli olarak ya da diğer kültürlerle temas ve dış etkenler sonucunda daha hızlı bir biçimde modifikasyona uğraması.
Culture Complex
Belirli bir kültürün temel yaşam unsurlarından biri etrafında kümelenmiş; ritüeller, inançlar, efsaneler ve pratiklerden oluşan ayırt edici örüntü.
Culture Trait
Belirli bir kültürün ekonomik, politik, sosyal veya dini organizasyonunu tanımlayan temel bir inanç, pratik, teknik ya da nesne.
Culture Pattern
Bir kültürü oluşturan ve bireylerin davranış, düşünce ve değer sistemlerini biçimlendiren birbirine bağlı özellikler, inançlar ve pratikler bütünü.
Cultural Transmission
Geleneklerin, inançların, ritüellerin ve bilginin bir toplum içinde kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan sosyokültürel süreçler bütünü.
Cultural Anthropology
İnsan toplumlarının kültürel çeşitliliğini, inanç sistemlerini, sosyal kurumlarını ve davranış örüntülerini karşılaştırmalı ve ampirik yöntemlerle inceleyen disiplin.
Cultural Assimilation
Bir azınlık grubun veya bireyin, baskın kültürün değerlerini, davranış kalıplarını ve dilini benimseyerek kendi özgün kültürel kimliğini zamanla büyük ölçüde yitirmesi süreci.
Cultural Memory
Bir topluluğun geçmişini, mitlerini, değerlerini ve kimliğini nesiller boyunca aktararak yaşattığı sembolik ve kolektif hafıza biçimi.
Acculturation
Grupların veya bireylerin, öz kültürlerine ait değer, inanç ve davranış kalıplarını farklı bir kültürün unsurlarıyla etkileşim yoluyla yeniden biçimlendirmesi ve uyum sağlaması sürecidir.
Cultural Diversity
Toplumların, toplulukların veya alt kültürlerin birbirinden yapısal olarak farklılaşma durumu ve daha geniş bir toplum içerisinde kendi özgün kültürel özelliklerini sürdürmesi.
Cultural Pluralism
Daha büyük bir toplum içindeki küçük grupların, egemen kültürün yasa ve değerleriyle çelişmediği sürece kendi benzersiz kimliklerini, değerlerini ve pratiklerini sürdürmesi durumu.
Cultural Determinism
Bireysel ve toplumsal davranış kalıplarının, tutumların ve bilişsel süreçlerin büyük ölçüde içinde yaşanılan toplumun kültürel, ekonomik ve sosyal yapıları tarafından şekillendirildiğini savunan teori.
Cultural Turn
Davranışların, olayların ve toplumsal dinamiklerin analizinde nicel pozitivizmden uzaklaşıp kültürel bağlamı ve anlam üretcini merkeze alan 1970'ler çıkışlı postmodern yönelim.
Cultural Epoch Theory
Tüm insan kültürlerinin, avcılık temelli toplumlardan sanayi sonrası modern dünyaya kadar aynı sıralamayla ve doğrusal evrelerden geçerek geliştiğini öne süren, günümüzde büyük ölçüde çürütülmüş sosyolojik ve antropolojik model.
Cultural Residue / Culture Lag
🔹 1. (cultural residue): Maddi kültürdeki hızlı teknolojik ve nesnel değişimler ile manevi kültürün (değerler, normlar, inançlar) bu hıza ayak uyduramaması sonucunda ortaya çıkan toplumsal uyumsuzluk durumu. 🔹 2. (culture lag): Kültürün maddi unsurlarının (teknoloji, ekonomi) maddi olmayan unsurlarından (değerler, normlar, inançlar) daha hızlı değişmesiyle ortaya çıkan uyum sorunudur.
Cultural Drift
Bir kültürün belirgin normlarının, değerlerinin ve davranış kalıplarının zaman içinde kademeli ve kontrolsüz bir şekilde değişmesi süreci.
Cultural Conserve
Değerli kültürel bellekleri, becerileri, keşifleri ve moral değerleri nesilden nesile aktararak muhafaza eden efsane, gelenek veya nesne gibi her türlü sosyokültürel yapı.
Cultural Heritage
Belirli bir toplumsal grubun nesilden nesile aktardığı gelenekler, dil, değerler, beceriler, sanatsal ve teknolojik başarılar bütünü.
Cultural Monism
Çok kültürlülüğün toplumsal uyumu bozduğunu savunan ve etnik azınlıkların baskın kültüre entegre olmaktansa asimile edilmesini destekleyen sosyolojik ve politik perspektif.
Cultural Norm
Bir kültür içerisinde kabul edilebilir ve uygun davranışı belirleyen toplumsal kural, değer veya standart.
Culture Lead
Bir kültürün bütününden daha hızlı bir değişim hızı sergileyen ve genellikle teknolojik ya da ekonomik dinamikler tarafından sürüklenen spesifik kültürel veçhe.
Cultural Psychology
İnsan psikolojik süreçlerinin ve zihinsel işlevlerin belirli kültürel bağlamlar, toplumsal pratikler ve sembolik sistemler tarafından nasıl şekillendirildiğini inceleyen disiplinler arası psikoloji dalıdır.
Cultural Genocide
Egemen bir kültürel grubun, daha zayıf veya azınlıkta olan bir grubun miras, değer ve pratiklerini sistematik olarak ortadan kaldırma süreci.
Cultural Process
Etnik ve sosyal değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılması ve her dönemin baskın çevresel etkenleriyle biçim değiştirmesidir.
Cultural Consonance
Bireyin inanç ve davranışlarının, ait olduğu kültürel modelin ortak değer ve beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğünü ifade eden psikolojik ve antropolojik yapı.
Cross-cultural Psychology
İnsan davranışı ve zihinsel süreçlerindeki evrensel kalıplar ile kültürel olarak şekillenen farklılıkları, uluslararası ve antropolojik verileri harmanlayarak inceleyen psikoloji alt dalıdır.
Deculturation
Baskın bir kültürle temas neticesinde, geleneksel inanç ve pratiklerin kasıtlı veya kasıtsız biçimde bastırılarak ortadan kalkması süreci.
Cube Model
Nedensel atıfları belirleyen bilgi ipuçlarını (tutarlılık, farklılık ve fikir birliği) üç boyutlu bir eksende inceleyen bilişsel model.
Globalization
Mal, hizmet, sermaye, bilgi ve kültürel öğelerin ulusal sınırların ötesine taşınarak dünya genelinde bütünleşmesi süreci.
Laboratory-method Model
Sosyal etkileşimin rolünü vurgulayan, kişisel farkındalık ve kişilerarası becerilerin gelişimini merkeze alan bir eğitim ve öğrenme yaklaşımıdır.
Lesbian Separatism
Feminist kadınların, ataerkil toplum yapısından ve kurumlarından tamamen kopmak amacıyla heteroseksuelliği reddetmelerini savunan radikal bir lezbiyen feminizm biçimidir.
Lesbian Feminism
Lezbiyenliğin yalnızca bir cinsel yönelim değil, patriarkal sistemin yapısal reddini ve kadın dayanışmasının en radikal formunu temsil ettiğini savunan sosyopolitik teori.
Liberalism
Bireysel özgürlükleri, hoşgörüyü ve alternatif düşünce biçimlerini benimseyen; statükoya ve geleneklere karşı eleştirel bir duruş sergileyen siyasi ve psikolojik tutum.
Lynching
Bir grubun veya kalabalığın, yasal süreçleri ve adil yargılamayı hiçe sayarak bir bireyi cezalandırması, sıklıkla ölümcül şiddet uygulaması durumu.
Lucifer Effect
Ahlaki açıdan sağlam bireylerin bile, yozlaştırıcı ve baskın sosyal bağlamlar ile kurumsal yapılarca yönlendirilerek yıkıcı veya etik dışı davranışlar sergileme eğilimi.
Community Control
Topluluk temelli denetim mekanizmalarının ve sosyal bağların bir bölgedeki suç oranları ile uyum üzerindeki düzenleyici etkisi.
İntimate Zone
Sevgililer veya anne ile bebek gibi çok yakın ilişkideki bireyler arasında benimsenen en küçük fiziksel mesafe bölgesidir.
Cost–reward Analysis
Bireylerin sosyal davranışlarda, özellikle yardım etme eylemlerinde, bu eylemin getireceği pekiştireçler ile katlanılacak bedelleri zihinsel olarak tartmasını inceleyen sosyal psikolojik model.
Malthusian Theory
Nüfusun geometrik (üstel) bir hızla artarken, gıda kaynaklarının aritmetik olarak artacağını ve bu dengesizliğin kıtlık, savaş veya salgınlar gibi yıkıcı sonuçlar doğuracağını öne süren demografik ve iktisadi teori.
Marginal Group
Göreceli olarak homojen bir toplum veya topluluk içinde, kültürel, dini veya yapısal farklılıkları nedeniyle ana akım sosyal düzene entegre olamamış, dışlanmış veya sınırda tutulmuş ayırt edici insan kümesi.
Fringer
Sosyal bir grubun tam olarak kabul edilmeyen ancak tamamen de dışlanmayan, sınırlarında yer alan birey.
Marginalization
Bireylerin veya grupların toplumsal yapının merkezinden uzaklaştırılarak güçsüz, önemsiz veya ikincil konumlara itilmesi süreci.
Marxist Feminism
Kadınların ezilmesini işçi sınıfının sömürüsü bağlamında ele alan, cinsiyet eşitsizliğini kapitalist üretim ilişkilerinin yapısal bir sonucu olarak inceleyen teorik ve politik akım.
Mere-exposure Effect
Bireylerin bir uyarıcıyla defalarca karşılaşması sonucunda, o uyarıcıya karşı olumlu bir tutum ve aşinalık geliştirmesi eğilimidir.
Head-of-the-table Effect
Grup üyelerinin, masanın en başındaki koltuğu oturan kişiye liderlik rolü ve sorumlulukları atfetme eğilimidir.
Masculinity
Erkek cinsiyetine atfedilen ve biyolojik olmaktan ziyade sosyal, kültürel ve psikolojik bağlamda şekillenen rol, davranış ve nitelikler bütünü.
Material Feminism
Kadınların yaşamlarının somut ve maddi koşullarını iyileştirmeye odaklanan 19. ve erken 20. yüzyıl feminist hareketi.
Matrilineal
Soyun, mirasın ve akrabalık bağlarının anne tarafı üzerinden takip edildiği sosyokültürel yapı.
Matrilocal
Evli bir çiftin kadının annesinin yanında veya yakınında ikamet etmesini öngören sosyal yerleşim düzeni.
Matthew Effect
Avantajlı konumda olan bireylerin, grupların veya kurumların zamanla bu avantajlarını artırarak daha da güçlenmesi, dezavantajlı olanların ise görece geride kalması eğilimi.
MCM
Tutumların oluşumunu, saklanmasını ve tutum-davranış tutarlılığını bireylerin kendi düşünceleri üzerine düşündükleri üstbilişsel süreçler aracılığıyla açıklayan psikolojik model.
Spatial Density
Birey sayısı sabit tutulurken, mevcut alanın hacminin veya büyüklüğünün değiştirilmesiyle elde edilen çevresel yoğunluk biçimi.
Central Route To Persuasion
Bireylerin bir mesajın içeriğini, argüman kalitesini ve mantıksal tutarlılığını derinlemesine analiz ederek tutum geliştirdiği ya da değiştirdiği bilişsel süreç.
Distance Zone
Etkileşim halindeki bireyler arasında kendiliğinden benimsenen fiziksel uzaklık alanı; kişilerarası mesafenin kültürel normlar ve yakınlık derecesine göre şekillenen uzamsal boyutu.
Message Factors
İkna edici bir iletinin etkinliğini doğrudan etkileyen, iletinin yapısal ve içeriksel karakteristik özellikleridir.
Message-learning Approach
Tutum değişimini, ikna edici bir mesajdaki argümanların ne kadar iyi öğrenildiğine ve içselleştirildiğine bağlı bir öğrenme süreci olarak ele alan teorik model.
Occupational Segregation
Benzer demografik özelliklere sahip bireylerin belirli meslek gruplarında yoğunlaşması, diğerlerinden ise dışlanması durumu.
Occupational Status
Toplumun bir meslek grubuna atfettiği saygınlık, prestij ve değer derecesidir.
Legitimate Power
Bireyin grup içindeki resmi statüsü veya rolü nedeniyle başkalarını etkileme ve yönlendirme hakkına sahip olduğuna dair grup üyelerinin ortak inancına dayanan iktidar biçimi.
Sect
Daha büyük bir inanç, siyaset veya felsefe sisteminden ayrılarak kendine özgü doktrin, inanç ve ritüelleri benimseyen alt grup veya muhalif kol.
Michelangelo Phenomenon
Yakın ilişkilerdeki partnerlerin, birbirlerinin kişisel hedeflerine ulaşmalarını ve ideal benliklerine evrilmelerini karşılıklı olarak destekleyip şekillendirmesi süreci.
Microaggression
Ötekileştirilmiş gruplara yönelik, kasıtlı veya kasıtsız olarak gerçekleştirilen; günlük yaşamda sıradanlaşmış, sözlü, sözsüz ya da çevresel küçük düşürücü davranışlar ve hakaretler.
Nationalism
Bir bireyin kendi ulusuna duyduğu yoğun gurur ve sadakat duygusu ile o ulusun kültürünün ya da üstünlüğünün benimsenmesi.
Architectural Determinism
Tasarlanmış fiziksel çevrenin insan davranışlarını doğrudan dikte ettiği veya belirli davranışların ortaya çıkışını ya da engellenmesini mutlak surette belirlediği yönündeki hatalı inanç.
Architectural Programming
Yapıların inşasından önce, mekanda gerçekleşmesi beklenen davranışları ve kullanıcı gereksinimlerini belirleyerek performans kriterlerinin saptanması sürecidir.
Architectural Psychology / Design And Behavior
🔹 1. (architectural psychology): Yapılı çevrenin insan davranışı, duygulanımı ve bilişi üzerindeki etkilerini inceleyen, çevresel psikolojinin temel alt disiplini. 🔹 2. (design and behavior): Yapılı çevrenin insan davranışı, duygulanımı ve bilişsel süreçleri üzerindeki etkilerini inceleyen disiplinler arası çalışma alanı.
Minimum Power Theory
Koalisyon oluşturma süreçlerini, bireylerin kazanan bir grubu kaybettirecek veya kaybedeni kazandıracak kritik kaynak kontrolüne eşit güç atfettiği ve paylaşımdaki beklentinin güç odaklı bir hakkaniyet normuna dayandığı varsayımıyla inceleyen teorik model.
Minimum Resource Theory
Grup içi koalisyon oluşumlarını inceleyen bu teori, bireylerin maksimum kazanç sağlama motivasyonuyla, belirli bir kararı kontrol etmek için gereken en az toplam kaynağa sahip üyelerle ittifak kuracağını öngörür.
Heritage
Önceki kuşaklardan sonraki kuşaklara aktarılan kültürel gelenekler, toplumsal normlar, maddi varlıklar ve sosyal kaynaklar bütünü.
Misandry
Erkeklere veya oğ çocuklarına yönelik duyulan derin nefret, kin, hor görme veya önyargı.
Mystic Union
Bireyin benlik sınırlarını aşarak Tanrı, doğa veya evrenin bütünüyle ruhsal bir özdeşleşme ve bütünlük hissetmesi durumu.
Mystical Participation
Bireyin benliği ile çevresi, doğa ile ruhsal âlem arasındaki sınırların kalktığı ya da hiç oluşmadığı bilişsel ve yaşantısal bir angajman biçimi.
Misogyny
Kadınlara karşı duyulan sistematik nefret, aşağılama, hor görme ve önyargı.
Mob
Belirli bir olay karşısında benzer duygusal tepkiler geliştirerek bir araya gelen, düzensiz ve yüksek duygu durumuna sahip kalabalık.
Fashion
Belirli bir zaman ve mekânda baskın olan sanatsal, kültürel ifade, giyim, davranış ve alışkanlık biçimlerini kapsayan, toplumsal ruh hâlini yansıtan geçici eğilim.
Fad
Geniş kitlelerin ani bir coşkuyla benimseyip kısa sürede hızla terk ettiği, genellikle yüzeysel ve kalıcı etkisi olmayan geçici toplumsal davranış veya tüketim eğilimi.
MODE Theory
Tutum-davranış tutarlılığını, bireylerin eylemleri üzerinde ne derece düşündüğüne (deliberation) bağlı olarak açıklayan çift süreçli bir sosyal psikoloji teorisidir.
Modern Racism
Azınlık gruplarına yönelik önyargının doğrudan ve açık olmak yerine, kültürel değerlerin eleştirilmesi veya kaçıngan davranışlar sergilenmesi gibi dolaylı ve örtük yollarla dışavurulduğu çağdaş bir önyargı biçimi.
Modernization
Kırsal ve geleneksel toplum yapıların endüstriyel, kentsel, seküler ve teknoloji odaklı gelişmiş yapılara dönüşümünü içeren çok boyutlu sosyal değişim süreci.
Modernism
17. yüzyıldan günümüze kadar uzanan, dini dogmaların ve klasik metafiziğin entelektüel temel oluşturamayacağı kabulüyle kesin bilgi ve sistematik gerçeklik arayışını savunan felsefi ve kültürel yönelim.
Mores
Bir kültürün üyeleri tarafından ahlaki açıdan hayati ve işleyiş için gerekli kabul edilen toplumsal örf, adet ve kurallar bütünü.
Correspondent İnference Theory
Bireylerin, başkalarının gözlemlenen davranışlarından onların kalıcı kişilik özelliklerine nasıl ulaştıklarını ve bu davranışların içsel nedenlerini hangi kriterlere göre atfettiklerini inceleyen sosyal psikoloji modeli.
Dissent
Çoğunluk görüşüne, kabul görmüş sosyal normlara veya otorite tarafından empoze edilen politikalara karşı çıkma durumu.
Possible Self
Bireyin gelecekte ne olabileceğine, neye dönüşebileceğine veya ne hâle gelebileceğine dair zihinsel temsilleri; kalıcı hedeflerin, korkuların ve niyetlerin bilişsel tezahürleri.
Predestination
İlahi teolojide, bireyin kurtuluşunun veya lanetlenmesinin kendi iradesinden bağımsız olarak tanrısal irade tarafından önceden belirlendiğini savunan teolojik determinizm formudur.
Disciple
Bir öğretmenin, liderin veya entelektüel figürün rehberliğini benimseyen, öğretilerini özümseyen ve doktrinlerini yayan öğrenci veya inançlı takipçi.
Commons Dilemma
Bireylerin kendi çıkarları doğrultusunda rasyonel hareket etmesinin, tüm grubun veya toplumun yararlandığı ortak bir kaynağın tükenmesine veya zarar görmesine yol açtığı sosyal bir karar alma çıkmazıdır.
Natality
Bir popülasyon içindeki doğum oranını ve üreme hızını nicel olarak ifade eden demografik ve epidemiyolojik terim.
Causal Attribution
Bireylerin kendi ya da başkalarının davranışlarının nedenlerini içsel veya dışsal faktörlere bağlama bilişsel süreci.
Hate Crime
Mağdurun belirli bir sosyal gruba aidiyeti veya bu gruba atfedilen özellikler nedeniyle hedef alındığı önyargı motivasyonlu suç eylemi.
Negative Reference Group
Bireyin kendisini özdeşleştirmek istemediği, değerlerini, normlarını ve standartlarını bilinçli olarak reddettiği sosyal grup.
Humidity Effects
Havadaki nem miktarının, bireyin ortam sıcaklığı algısı ve termoregülasyon süreçleri üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkileridir.
Neo-malthusian
Yetersiz kaynaklar ve çevresel bozulmayı önlemek amacıyla aile planlaması ve doğum kontrol yöntemleri yoluyla nüfus artışının sınırlandırılmasını savunan çağdaş doktrin.
Neolocal
Yeni evlenen çiftlerin, kendi ailelerinin hanelerinden tamamen bağımsız, ayrı bir konut veya hane kurdukları yaşam düzenlemesi ya da bu kültürel norm.
Objective Elaboration
Bir mesajın içeriğindeki argümanların kendi kalitesine ve gücüne dayanarak, dışsal etkenlerden bağımsız bir şekilde değerlendirme ve anlam üretme eğilimi.
Objective Competitive Situation
Bir bireyin veya takımın performansının, başka bir kişi/takımın performansıyla ya da belirli bir mükemmellik standardıyla dışsal olarak değerlendirildiği sosyal ve çevresel koşul.
Objectification
Bir insanın veya canlı bir varlığın, öznelliği ve içsel yaşantısı göz ardı edilerek yalnızca bir araç, mal veya fiziksel nesne olarak indirgenmesi süreci.
New-look Theory
Bilişsel çelişkinin, bireyin kendi davranışı sonucunda ortaya çıkan olumsuz neticelerin sorumluluğunu üstlenmesi ve bu durumu olumsuz bir fizyolojik uyarılma olarak algılamasından kaynaklandığını savunan kuramsal yaklaşım.
Ultimate Attribution Error
Bireylerin kendi gruplarının olumlu davranışlarını içsel özelliklere, olumsuz davranışlarını ise dışsal koşullara bağlarken; dış gruplar için tam tersini yaparak olumsuzlukları içsel, olumlulukları ise dışsal veya şansa dayalı olarak değerlendirme eğilimidir.
Nominal Group
Üyeleri arasında etkileşim, ortak hedef ve yapısal bir organizasyon bulunmayan, yalnızca 'isimsel' olarak bir grup oluşturan yapay bir birimdir.
Nominal Leader
Bir grubu yönetmek ve yönlendirmek üzere resmen görevlendirilen ancak bu rolle ilişkili liderlik faaliyetlerini fiilen gerçekleştirmeyen birey.
Nonattitude
Zaman içinde kalıcılığı olmayan, iknaya karşı direnç göstermeyen ve bireyin bilgi işleme süreçleri ile davranışlarını etkilemeyen son derece zayıf tutum.
Nonconformity
Bireylerin düşüncelerini, yargılarını veya eylemlerini diğer insanların ya da sosyal grupların normatif standartlarıyla tutarsız olacak şekilde ortaya koyması durumu.
Nonliterate
Yazılı bir dil sistemi henüz geliştirmemiş olan kültürleri veya sosyal grupları tanımlayan sıfat.
Normative İnfluence
Bireylerin sosyal normlara, standartlara ve geleneklere uyum sağlamak amacıyla duygu, düşünce ve davranışlarını grup beklentilerine göre biçimlendirmesine yol açan kişisel ve kişilerarası süreçler.
Normative-reeducative Strategy
Toplumsal değişimin, bireylerin kültürel çevreleri ve değer sistemleri içinde aktif olarak yeniden eğitilmesiyle gerçekleşebileceğini savunan sosyal psikolojik strateji.
Census Tract
Nüfus sayımı verilerinin toplanmasını ve raporlanmasını kolaylaştırmak amacıyla sınırları belirlenmiş, genellikle sosyoekonomik ve demografik açıdan homojen küçük coğrafi alan.
Population Density
Belirli birim alan veya hacim başına düşen birey veya organizma sayısıdır.
‘ohana
Hawaii kültüründe, kan bağına, evlat edinmeye veya bilinçli ilişkilere dayanan genişletilmiş aile birimini ve bu yapının benimsediği karşılıklı sorumluluk değer sistemini ifade eder.
Oikotropic
Bireyin köken aldığı yere, evine veya yurduna karşı yoğun bir özlem, yönelim ya da nostalji durumuyla karakterize edilen sıfat.
School İntegration
Eğitim kurumlarında ırksal, etnik veya sosyal ayrımcılığın ortadan kaldırılarak farklı toplumsal grupların aynı öğrenme ortamında bütünleştirilmesi sürecidir.
Legibility
Bir metnin, sembolün veya fiziksel çevrenin çözülebilirliği ve zihinsel olarak haritalandırılabilme kolaylığı.
Oceanic Feeling
Bireyin benlik sınırlarının ortadan kalktığı, evrenle bir ve bütün olma hissiyle birlikte sonsuzluk ve sınırsızlık algısının deneyimlendiği derin bilinç genişlemesi.
Affirmative Postmodernism
Sosyal, kültürel ve siyasal ilerlemenin postmodern kabuller çerçevesinde hâlâ mümkün olduğunu savunan felsefi ve eleştirel perspektif.
Positive Stereotype
Belirli bir sosyal grubun üyelerine atfedilen, arzu edilebilir, hayranlık uyandırıcı veya faydalı nitelikleri barındıran öznel genellemeler.
Negative-state-relief Model
Bireylerin stres, can sıkıntısı veya olumsuz duygusal durumlarla başa çıkmak ve bu ruh halinden kaçmak amacıyla yardım etme davranışını bir araç olarak kullandığını öne süren hipotez.
Negative Stereotype
Belirli bir sosyal grubun veya kategorinin üyelerinin istenmeyen, sakıncalı ya da kabul edilemez niteliklerini ve özelliklerini aktardığı iddia edilen genellemeci inanç kalıbıdır.
Restorative Environment
Tükenmiş dikkat kaynaklarını yenileyen ve psikofizyolojik stresi azaltan, genellikle doğa temelli ortam.
Optimal Distinctiveness Theory
Bireylerin gruplara aidiyet kurma ihtiyacı ile benzersiz ve özerk olma isteği arasında sürekli bir denge arayışında olduğunu savunan sosyal psikoloji kuramı.
Middle Class
Toplumsal hiyerarşinin orta kademesinde yer alan; ekonomik güvence, mesleki uzmanlık ve belirli bir eğitim düzeyiyle karakterize edilen sosyoekonomik tabaka.
Common Knowledge Effect
Grupların tartışma öncesinde tüm üyeler tarafından zaten bilinen bilgileri, gizli veya sadece tek bir üyede bulunan bilgilere kıyasla kararlarını şekillendirmede asimetrik olarak çok daha fazla ağırlıklandırma eğilimi.
Tragedy Of The Commons
Bireylerin kısa vadeli kişisel çıkarları doğrultusunda ortak bir kaynağı aşırı tüketerek uzun vadede tüm topluluğun yıkımına yol açtığı sosyal bir ikilemdir.
Communal Relationship
Etkileşimlerin temel olarak diğer kişinin ihtiyaç ve isteklerini gözetme sorumluluğuyla yönlendirildiği kişilerarası bağ.
Better-than-average Effect
Bireylerin kendi niteliklerini, becerilerini ve yeteneklerini toplumsal ortalamaya kıyasla sistematik olarak daha üstün algılama eğilimidir.
Below-average Effect
Bir bireyin, özellikle karmaşık veya zor beceriler söz konusu olduğunda, kendi zihinsel ve sosyal yeteneklerini başkalarına kıyasla sistematik olarak olduğundan daha düşük değerlendirme eğilimidir.
Above-average Effect
Bir bireyin kendi zihinsel, sosyal ve kişisel yeteneklerini, başkalarının performansıyla kıyaslandığında gerçekte olduğundan tutarsız bir biçimde daha olumlu ve yüksek değerlendirme eğilimidir.
Ortgeist
Fiziksel veya kültürel bir çevrenin, belirli bir coğrafyadaki toplumsal, ekonomik ve sanatsal yaşamın gelişimi üzerindeki belirleyici etkisi.
Authority Relations
Bireyler veya gruplar arasında güç, hiyerarşi, uyum ve komuta-itaat dinamiklerini içeren sosyal etkileşim yapılarıdır.
Authoritarian
Bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasını ve merkezi, hiyerarşik bir otoriteye mutlak surette boyun eğilmesini savunan veya bu nitelikleri barındıran sosyal iklim ya da kişilik yönelimi.
Authoritarian Leader / Autocratic Leader
🔹 1. (authoritarian leader): Grup üyelerinin görüşlerine başvurmadan tüm politikaları ve kararları tek başına belirleyen, eleştirilere kapalı olan ve etkileşimleri sık eleştirilerle domine eden liderlik stili. 🔹 2. (autocratic leader): Karar alma süreçlerinde grup üyelerinin katılımını dışlayan, tüm yetkiyi ve yönetsel kontrolü tek başına elinde bulunduran liderlik tarzı.
Consensus
Bir grup üyesinin özellikle değerlendirme veya karar alma süreçlerinde ulaştığı genel uzlaşı durumu.
Playground Design
Çocukların gelişimsel, motor ve sosyal davranışlarını doğrudan şekillendiren rekreasyonel alanların mimari ve çevresel olarak planlanması.
Reward Power
Bir bireyin veya grubun, hedef kişiye arzu edilen ödülleri verme veya bu ödülleri sağlama vaadinde bulunma kapasitesi yoluyla başkalarının davranışlarını etkileme gücüdür.
Death Rite
Ölümcül süreçte ve ölüm sonrasında gerçekleştirilen, kültüre bağlı törensel, dinsel veya geleneksel uygulamalar bütünü.
Mortality Salience
Bireyin kendi kaçınılmaz ölümünün bilincine varması ve bu düşüncenin zihinsel odak noktasına gelmesi durumu.
Death System
Bir toplumun, kültürel varlığını sürdürmek ve bireysel ihtiyaçları karşılamak amacıyla ölümlülük olgusuyla kurduğu dinamik ilişkileri düzenleyen yapıdır.
Death Taboo (death Tabu)
Ölümün ve ölümcül sürecin bireylerde yarattığı yoğun kaygı nedeniyle bu konunun sosyal yaşamda konuşulmasının, düşünülmesinin ve ölülerle ya da yas tutanlarla temas kurulmasının engellenmesi yönündeki kültürel kaçınma mekanizması.
Prefigurative Culture
Bireylerin geleneksel olarak yaşlılardan değil, kendilerinden yaşça küçük olanlardan öğrenim gördüğü toplumsal ve kültürel yapı.
Significant Other
Bir bireyin benlik imgesi, kimlik oluşumu ve sosyalleşme süreçleri üzerinde derin ve yapısal bir etkiye sahip olan herhangi bir kişidir.
Prejudice
Herhangi bir nesnel deneyim veya kanıta dayanmaksızın, bir bireye ya da gruba yönelik peşinen geliştirilen olumsuz tutum ve inanç sistemi.
Exemplification / Sampling
🔹 1. (exemplification): Bireyin, çevresindeki insanlar tarafından yüksek ahlaki değerlere sahip, erdemli ve toplumsal normlarla uyumlu biri olarak algılanmasını sağlamak amacıyla sergilediği bilinçli bir benlik sunumu stratejisidir. 🔹 2. (sampling): Daha büyük bir evrenden, evrenin özelliklerini temsil etme kapasitesine sahip sınırlı sayıda birim veya vakanın araştırma amacıyla seçilmesi sürecidir.
İmplicit Attitude
Bireyin bilinçli farkındalığı olmaksızın veya çok az farkındalıkla ortaya çıkan, görece kalıcı ve genel değerlendirici tepkisi.
Other–total Ratio (OTR)
Sosyal ortamlarda bireylerin öz-farkındalık düzeyini ve içgrup dışgrup dinamiklerini matematiksel olarak yordamakta kullanılan, alt grubun büyüklüğü ile orantılı olarak bireyin dikkatini kendi davranış standartlarına yöneltmesini açıklayan oran.
Altercasting
Rol teorisinde, etkileşim içindeki diğer kişilere ("alter") kendi çıkarlarına veya hedeflerine uygun kimlikler ve sosyal roller dayatma süreçlerini tanımlayan psikolojik ve sosyolojik mekanizma.
Self-image Bias
Bireylerin başkalarını, kendilerinin yüksek puan aldıkları veya benliklerinde merkezi gördükleri özelliklere göre değerlendirme eğilimidir.
Self-perception Theory
Bireylerin kendi içsel durumlarına, tutumlarına ve inançlarına doğrudan erişimlerinin sınırlı olduğunu ve bu özellikleri tıpkı başkalarını gözlemler gibi kendi dışsal davranışlarından yola çıkarak çıkarsadıklarını öne süren sosyal psikolojik kuram.
Contingencies Of Self-worth
Bireylerin özsaygılarını yatırım yaptıkları belirli yaşam alanları; bu alanlardaki başarı veya başarısızlık geri bildirimleri, doğrudan bireyin benlik algısını belirler.
Self-assessment Motive
Bireyin kendi yetenekleri, özellikleri ve yeterlilikleri hakkında tarafsız, doğru ve gerçeğe uygun bilgi edinme yönündeki temel psikolojik dürtüsüdür.
Self-evaluation Maintenance Model
Bireylerin öz-saygılarını korumak ve olumlu benlik algılarını sürdürmek için yakın çevrelerindeki başarılı diğer insanlarla olan ilişkilerini nasıl yapıcel bir şekilde ayarladıklarını açıklayan sosyal psikolojik kuram.
Self-validation Factor
Tutumla ilgili bilginin işlenmesi sırasında üretilen bilişsel tepkilerin geçerliliğine olan güveni etkileyen ve ikna süreçlerini biçimlendiren herhangi bir değişken.
Self-verification Motive
Bireyin, olumlu ya da olumsuz fark etmeksizin, kendi kronik öz-algılarını ve benlik imgesini doğrulayan bilgileri arama ve bu yönelimleri sürdürme yönündeki psikolojik motivasyonudur.
Self-awareness Theory
Bireyin dikkatini kendi üzerine odaklamasının bilişsel, duygusal ve davranışsal sonuçlarını inceleyen sosyal psikoloji kuramıdır.
Self-enhancement
Bireyin özsaygısını veya başkalarının gözündeki değerini artırmaya yönelik stratejik her türlü davranış biçimi.
Self-enhancement Motive
Bireyin kendisi hakkında olumlu düşünme ve başkaları tarafından olumlu değerlendirilme arzusu olup, bu güdü kişilerin nesnel fakat olumsuz olabilecek geribildirimler yerine övücü ve olumlu geriütütleri tercih etmesine yol açar.
Self-view
Bireyin genel özsaygısı ve öz-kavramları dahil olmak üzere, kendine dair sahip olduğu tüm tanımlayıcı inanç ve algıların şemsiye terimidir.
Autostereotyping / Self-stereotyping
🔹 1. (autostereotyping): Bireyin, mensup olduğu sosyal gruba atfedilen kalıpyargıları kendi benlik algısının ve kimliğinin bir parçası haline getirmesi süreci. 🔹 2. (self-stereotyping): Bireyin, üyesi olduğu gruba atfedilen kalıpyargıları ve özellikleri, kendi içsel benlik algısının ve kimliğinin bir parçası olarak benimsemesi süreci.
Self-categorization Theory
Bireylerin kendi öz-kavramlarını ait oldukları sosyal gruplarla hizalayan ve grup kalıp yargılarını kendi benliklerine uyarlamalarını açıklayan bilişsel süreçler teorisidir.
Self-construal
Bireyin kendisini, başkalarıyla olan ilişkileri bağlamında nasıl algıladığını ve tanımladığını belirleyen zihinsel kurgu ve inançlar sistemi.
Self-affirmation Theory
Bireylerin kendilerini uyumlu, ahlaki, yetkin ve istikrarlı olarak görme motivasyonunu koruma çabasını ve bu öz-algı tehdit edildiğinde yaşanan psikolojik rahatsızlığı başka alanlardaki olumlu yönleri vurgulayarak azaltma eğilimini inceleyen sosyal psikolojik kuram.
Self-standards Model
Tutarsız davranışsal sonuçların etkilerinin, bireysel bir standarda veya normatif bir standarda göre değerlendirilmesine bağlı olarak değiştiğini savunan bilişsel çelişki teorisi versiyonudur.
Self-promotion
Bireyin, yetkinliklerini ve becerilerini vurgulayarak veya abartarak başkalarının gözünde olumlu bir izlenim bırakma stratejisidir.
Self-completion Theory
Bireylerin, istedikleri kimlik iddialarını sembolik olarak kanıtlamak ve benliklerindeki eksiklikleri gidermek amacıyla belirli davranışları sergilediklerini öne süren psikolojik teori.
Self-consistency Perspective
Bilişsel çelişkinin, bireyin kendi benlik algısıyla çelişen tutum veya davranışlar sergilediğinde ortaya çıktığını ve yalnızca bu öz-çelişkinin çözülmesiyle azaltılabileceğini savunan kuramsal yaklaşım.
Private Self
Bireyin yalnızca kendisine aşina olduğu; içsel duyguları, düşünceleri, arzuları ve benlik kavramını barındıran zihinsel alan.
Specific-status Characteristic
Beklenti-durum kuramında, bireylerin kendilerinin ve başkalarının yetkinliğini, becerisini ve sosyal değerini değerlendirirken kasıtlı veya istemsiz olarak dikkate aldığı, belirli bir bağlama özgü davranışsal ve kişisel niteliklerdir.
Aspirational Group
Bir bireyin dahil olmayı arzuladığı ve değerlerini, normlarını veya davranış kalıplarını benimseyerek referans aldığı sosyal küme.
Altruistic Suicide
Bireyin, aşırı düzeyde sosyal entegrasyon ve grup sadakati sonucunda, toplumsal bir norma, değere ya da grubun yüksek çıkarlarına hizmet etmek amacıyla kendi hayatından vazgeçmesi durumu.
Subjective Norm
Bireyin, kendisi için önemli kişilerin (referans gruplarının) belirli bir davranışı sergileyip sergilememesi gerektiğine dair inançlarını algılama biçimi.
Threat To Self-esteem Model
Başkasından gelen yardımın, bireyin yetersiz veya aşağı konumda olduğunu ima ettiği için kişinin özsaygısına yönelik bir tehdit olarak algılanabileceğini ve bu durumun olumsuz tepkilere yol açabileceğini savunan sosyal psikolojik model.
Panentheism
Tanrı'nın evrenin içinde yer aldığını ancak evrenle sınırlı olmayıp onun ötesinde (aşkın) bir boyuta da sahip olduğunu savunan teolojik ve felsefi görüş.
Pantheism
Tüm gerçekliğin, evrenin ve doğanın bir bütün olarak tanrı ile özdeş olduğunu savunan felsefi ve ontolojik inanç sistemi.
Bracketed Morality
Bireyin belirli bir bağlamsal durumdaki özel koşullar nedeniyle, tüm insanların ihtiyaç ve arzularını eşit şekilde gözetme yönündeki olağan ahlaki yükümlülüğünü geçici olarak askıya alması.
Parasitism
Bir organizmanın (parazitin) başka bir türden canlı üzerinde veya içinde yaşayarak konakçıya zarar verdiği, buna karşın kendi yararını gözeterek hayatta kaldığı biyolojik ve mecazi etkileşim biçimi.
Glittering Generalities
Bireylerde olumlu duygular ve onay uyandırmak amacıyla kullanılan, somut içerikten yoksun ancak çekici ve coşkulu sloganlar ile ifadeler bütünü.
Passive Resistance
Bir hükümete, politikaya veya yasaya karşı şiddet içermeyen yöntemlerle (açlık grevi, gösteri veya sivil itaatsizlik gibi) sergilenen direniş biçimi.
Patrilocal
Evli çiftlerin, koca tarafının babasının evinde veya yakınında ikamet etmesini öngören kültürel yerleşim düzeni.
Bargaining
İki tarafın çatışan çıkarlarını çözmek ve karşılıklı fayda sağlamak amacıyla kaynak değişimi üzerinden yürüttüğü etkileşim süreci.
Pink-collar Worker
Tarihsel olarak kadınların ev içi rollerinin kamusal alana yansıması olarak görülen, bakım ve hizmet odaklı mesleklerde çalışan birey.
Perspective Theory
Tutum ölçeklerindeki öz bildirimlerin, bireyin tutum nesnesine yüklediği içerik ve göz önünde bulundurduğu değerlendirme perspektifine bağlı olarak değiştiğini öne süren psikometrik ve sosyal psikolojik model.
Planned Behavior
Organizmanın doğrudan kontrolü altında bulunan, istemsiz reflekslerden farklı olarak niyet, tutum ve değerlendirme süreçleriyle şekillenen bilinçli eylem.
Theory Of Planned Behavior
Bireylerin niyetlerini ve davranışlarını; tutumlar, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrol olmak üzere üç temel bilişsel bileşenin şekillendirdiğini öne süren sosyal psikolojik model.
PNC
Kapalı alanlarda işitsel konforu optimize etmek ve arka plan gürültüsünü spektral olarak değerlendirmek için kullanılan akustik mühendisliği ve çevresel psikoloji kriteri.
POE
Bina veya tasarlanmış fiziksel mekanların, kullanıcılar tarafından deneyimlendikten sonra işlevsellik, konfor ve psikolojik etkiler açısından sistematik olarak değerlendirilmesi sürecidir.
Polyandry
Bir kadının aynı anda birden fazla erkekle evli olduğu evlilik biçimi veya dişi bir hayvanın bir üreme döngüsü içinde birden fazla erkekle çiftleştiği çiftleşme sistemi.
Polygamy
Bir bireyin aynı anda birden fazla eşe sahip olduğu evlilik biçimi ve sosyal yapı.
Polygyny
Bir erkeğin ya da erkek hayvanın aynı anda birden fazla kadın veya dişiyle çiftleşmesi ya da evlenmesi biçiminde tanımlanan evlilik ve çiftleşme sistemidir.
Political Correctness
Irk, etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik veya fiziksel görünüş temelinde herhangi bir gruba yönelik ayrımcı ya da kırıcı olabilecek dil ve davranışlardan kaçınma savunusu.
Political Psychology
Siyasal olayları, liderleri, kurumları ve kitle davranışlarını bilişsel, sosyal ve klinik psikoloji ilkeleri ışığında inceleyen disiplinler arası bir araştırma alanıdır.
Political Sociology
Siyasi kurumlar, hareketler ve güç dinamiklerinin toplumsal temellerini ve bu unsurlar üzerindeki sosyal etkileri inceleyen disiplinler arası alan.
Policy Research
Kurumsal, örgütsel veya kamusal politikaların oluşturulmasına rehberlik etmek amacıyla yürütülen ampirik çalışmalar bütünü.
Population Psychology
İnsan popülasyonlarının dinamikleri ile birey ve grupların tutum ve davranışları arasındaki karşılıklı etkileşimi inceleyen disiplinler arası bir alt alandır.
Postfigurative Culture
Genç nesillerin temel bilgi, değer ve davranış kalıplarını ağırlıklı olarak ebeveynlerinden, büyükanne ve büyükbabalarından ve diğer yaşlı yetişkinlerden öğrendiği kültürel aktarım sistemi.
Postcolonialism
Sömürgeciliğin yerel, küresel, psikolojik ve kültürel etkilerini çok disiplinli bir perspektifle inceleyen eleştirel analiz alanıdır.
Postural Mirroring
Bir bireyin, karşısındaki kişinin duruşunu, jestlerini veya diğer sözel olmayan davranışlarını bilinçdışı veya kısmi olarak taklit etmesi.
Potlatch
Pasifik Kuzeybatısı yerli halklarında, statü kazanmak ve zenginliği yeniden dağıtmak amacıyla düzenlenen, büyük ziyafetler ve cömert hediyeleşmelerle karakterize geleneksel tören.
Affirmative Action
Tarihsel olarak dezavantajlı veya koruma altındaki grupların eğitim ve istihdam alanlarında fırsat eşitliğini yakalamasını sağlamak amacıyla aktif işe alım ve teşvik politikaları uygulayan yapısal yaklaşım.
Positive İllusion
Bireylerin gerçeklikle bağdaşmasa bile kendileri, yetenekleri ve gelecekleri hakkında sürdürdükleri aşırı iyimser ve olumlu inançlar biçimidir.
Prestige
Bireylerin toplumsal yapı içerisindeki konumları, başarıları veya yetkileri dolayısıyla akranlarından ve toplumun genelinden gördükleri saygı ve hayranlık derecesi.
Primary Relationship
Bir bireyin zaman, enerji ve öncelik bakımından hayatının merkezine koyduğu, yüksek düzeyde yakınlık, çekim ve bağlılık barındıran en yakın kişisel bağı.
Pro-life
Yasal kürtaj hakkına karşı çıkan veya bu hakkın sınırlandırılmasını savunan, genellikle dini ve ahlaki temellere dayanan sosyal ve politik duruş.
Proattitudinal Behavior
Bir bireyin sahip olduğu mevcut tutum, inanç veya değerleriyle tam bir uyum ve tutarlılık gösteren eylemlerde bulunması.
Proecological Behavior
Doğal çevrenin kalitesini korumayı, sürdürmeyi ve geliştirmeyi hedefleyen, bireysel veya kolektif her türlü bilinçli eylem.
Propaganda
Bireylerin inanç, tutum ve davranışlarını manipüle etmek amacıyla kasıtlı olarak taraflı bilgi veya dezenformasyon sunan, ağırlıklı olarak duygusal tetikleyicilere dayanan bir sosyal kontrol metodudur.
Propaganda Analysis
Propagandanın tekniklerinin, ikna edici çağrılarının, içerik yapısının ve hedef kitle üzerindeki etkililik düzeyinin sistematik olarak incelenmesidir.
Propinquity
İki veya daha fazla birey arasındaki fiziksel ve psikolojik yakınlık derecesi olup, kişilerarası ilişkilerin ve bağların kurulmasında temel belirleyicilerden biridir.
Proxemics
Kişilerarası mesafenin, mekânsal düzenlemelerin ve çevresel alan kullanımının insan davranışı ve iletişimi üzerindeki etkilerini inceleyen disiplin.
Prosocial
Başka bireylere veya topluluğa fayda sağlamayı, yardım etmeyi, paylaşmayı ve iş birliği yapmayı amaçlayan her türlü olumlu davranışı tanımlayan sıfat.
Prosocial Aggression
Toplumsal açıdan yapıcı ve arzu edilebilir sonuçlar doğuran, araçsal nitelikteki her türlü saldırgan eylemdir.
Psychological Field
Kurt Lewin'in sosyal psikolojisinde, bireyin herhangi bir anda algıladığı şekliyle yaşam alanı veya çevresidir.
Psychological Warfare
Askeri ve sivil hedef kitlelerin tutum, inanç ve davranışlarını manipüle ederek karar alma süreçlerini ve direniş kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan taktiksel iletişim bütünü.
Psychopolitics
Siyasal davranışların ve yapıların psikolojik veçhelerini inceleyen; politik hedeflere ulaşmak için zihinsel taktiklerin kullanımını ele alan disiplinler arası alan.
Psyching Out
Bir kişinin zihinsel dayanıklılığını sarsmak, ona korku, endişe ve şüphe aşılamak amacıyla kullanılan taktiksel manipülasyon.
Pygmalion Effect
Bir otorite figürünün veya üstün kişinin bir bireyden yüksek başarı beklentisi içine girmesinin, o bireyin performansını gerçekten artırmasıyla sonuçlanan öz-doğrulayan kehanet biçimi.
Reactance Theory
Bireyin davranışsal özgürlüğünün tehdit altında olduğunu veya kısıtlandığını algıladığında ortaya çıkan, bu özgürlüğü yeniden kazanma yönünde güçlü bir motivasyonel direnç ve tepki halini açıklayan model.
Latitude Of Rejection
Sosyal yargı teorisinde, bir bireyin kendi tutumuna taban tabana zıt bulduğu ve şiddetle reddettiği tutumsal pozisyonlar yelpazesi.
Frame Of Reference
Bir bireyin veya grubun fikirleri, eylemleri ve deneyimleri değerlendirirken kullandığı varsayımlar, inançlar ve ölçütler kümesidir.
Reference Group
Bireylerin kendi yeteneklerini, tutumlarını ve inançlarını değerlendirirken standart veya kıyaslama çerçevesi olarak aldıkları sosyal topluluk veya küme.
Reference Group Theory
Bireylerin tutum, değer ve öz-değerlendirmelerinin, kendilerini özdeşleştirdikleri veya kıyasladıkları referans grupları tarafından şekillendirildiğini öne süren kavramsal çerçeve.
Referent Power
Bireylerin etkileyici kişiye duyduğu hayranlık, özdeşleşme arzusu ve saygıya dayanan sosyal etki kapasitesi.
Competition / Rivalry
🔹 1. (competition): Başarı veya ödülün sınırlı kaynaklara dayandığı, bireylerin veya grupların performans açısından diğerlerini geride bırakmayı amaçladığı hedef yapısı. 🔹 2. (rivalry): Bireylerin veya grupların belirli bir hedefe, statüye ya da prestije ulaşmak amacıyla girdiği rekabet ve çekişme durumu.
Competitive Goal Structure
Bireylerin hedeflerine yalnızca başkalarını geride bırakarak veya başkalarının hedefe ulaşmasını engelleyerek erişebildiği bir performans ve etkileşim düzenidir.
Competitive Goals
Diğer birey veya grupların aynı hedefe ulaşmasını engellemeyi, onları geride bırakmayı veya alt etmeyi gerektiren kazan-kaybet odaklı hedeflerdir.
Competitive Motive
Kişinin kişilerarası ve performans gerektiren ortamlarda, kendi sonuçlarını maksimize ederken başkalarının ilerlemesini engelleme yoluyla yarışmacı bir tepki verme yönündeki eğilimi veya kalıcı dürtüsü.
Common-law Marriage
Resmî tören veya evlenme sözleşmesi olmaksızın uzun süreli birlikte yaşayan çiftlerin, belirli yargı çevrelerinde yasal olarak evli kabul edildiği hukuki ve sosyolojik statü.
Ringelmann Effect
Grup büyüklüğü arttıkça, bireysel üyelerin kişi başına düşen üretkenliğinin ve çabasının azalma eğilimi.
Risky Shift
Bireylerin grup tartışması sonrasında, tek başlarına alacakları kararlara kıyasla çok daha riskli kararlar alma eğilimi göstermesi.
Rite
Genellikle manevi veya kültürel nitelik taşıyan, belirli kurallara ve sembolik eylemlere dayalı kültüre bağlı tören veya ritüel.
Robbers Cave Experiment
Gruplar arası çatışmanın nedenlerini ve sonuçlarını incelemek amacıyla benzer geçmişe sahip çocukların katılımıyla doğada gerçekleştirilmiş çığır açan bir sosyal psikoloji saha çalışması.
Rokeach Dogmatism Scale
Bireylerin inanç sistemlerindeki kapalılık veya açıklık düzeylerini, başka bir deyişle genel dogmatizm, otoriterlik ve hoşgörüsüzlük eğilimlerini ölçmek amacıyla geliştirilmiş 66 maddelik psikometrik bir ölçektir.
Role
Bir grup veya sosyal ortamda belirli bir pozisyondaki bireyden beklenen tutarlı davranış, hak ve yükümlülükler bütünü.
Role Expectations
Belirli bir sosyal konum veya statüye sahip bireylerden grup üyeleri ya da toplum tarafından sergilenmesi beklenen özellikler, tutumlar ve davranış kalıpları.
Role Differentiation
Gruplarda ve sosyal sistemlerde zamanla rollerin sayısının kademeli olarak artması ve kapsamlarının daralarak daha uzmanlaşmış hale gelmesi süreci.
İntrarole Conflict
Tek bir sosyal rolün barındırdığı çelişkili beklentiler, roller arası belirsizlikler veya taleplerin uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkan psikolojik gerilim durumu.
Role Deprivation
Kültürel ve psikolojik açıdan anlamlı statülerin ve sosyal rollerin belirli bireylerden veya gruplardan haksız yere esirgenmesi durumudur.
Role-playing Research
Katılımcıların belirli bir senaryo içinde tanımlanmış bir karakterin davranışlarını üstlenmesini gerektiren deneysel bir simülasyon deseni.
Role-enactment Theory
Hipnozun değiştirilmiş bir bilinç durumu olmadığını, bireyin toplumsal olarak inşa edilmiş hipnotize birey rolünü bilinçdışı bir şekilde benimseyip buna uygun davranması olduğunu savunan sosyal fenomen açıklaması.
Role Set
Belirli bir statüye veya role sahip bireyin, bu rolü icra ederken etkileşim kurduğu ve o role ilişkin beklentileri aktaran ilişkili kişiler kümesidir.
Role Theory
Bireylerin sosyal davranışlarının, ilişkiler ağında işgal ettikleri toplumsal roller (örneğin ebeveyn, lider, çalışan) tarafından belirlendiğini savunan sosyal psikolojik çerçeve.
Romanticism
18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılda klasisizmin akılcılığına ve düzenine tepki olarak doğan; hayal gücünü, doğaçlamayı ve duygusal dışavurumu merkeze alan sanatsal ve entelektüel akım.
Romeo And Juliet Effect
Çiftlerin, dışarıdan (özellikle ebeveynler tarafından) gelen müdahaleler ve engellemelerle karşılaştıklarında birbirlerine karşı daha yoğun romantik yakınlık ve çekim hissetme eğilimi.
Spirituality
Materyalist kaygılardan arınmış, aşkın bir anlam arayışı, ruhsal hassasiyet ve bireyin kendisinden daha büyük bir bütünle bağ kurma halidir.
RVS
Bireylerin terminal (nihai amaçlar) ve araçsal değerlerini hiyerarşik olarak sıralamasını sağlayan, Milton Rokeach tarafından geliştirilmiş standardize bir psikometrik ölçektir.
Fixed Class Society
Bireylerin doğuştan kazandıkları sosyal statünün hayat boyu değişmediği, dikey sosyal hareketliliğin sıfıra yakın veya tamamen imkansız olduğu toplumsal tabakalaşma sistemi.
Mere-thought Polarization
Bir tutum üzerinde yalnızca düşünmenin bile, dışsal yeni bir bilgi veya argüman olmaksızın, o tutumun daha aşırı uçlara kaymasıyla sonuçlanması eğilimi.
Naive Analysis Of Action
Yükleme teorisinde, meslekten olmayan kişilerin (sıradan bireylerin) bir başkasının belirli bir eyleme neden olup olmadığını belirlemek için kullandığı sezgisel ve nedensel akıl yürütme süreci.
Naive Realism
Bireyin duyusal algılarının, aracı bir bilişsel süzgeçten geçmeksizin dış dünyaya dair doğrudan ve mutlak bir bilgi sunduğu yönündeki yanılsamalı inanç.
Right-wing Authoritarianism (RWA)
Otoriter teslimiyet, otoriter saldırganlık ve konvansiyonelcilik alt boyutlarıyla karakterize edilen, siyasal muhafazakârlığı ve önyargıyı besleyen bir kişilik ve tutum kümesidir.
Bogus Pipeline
Sosyal açıdan hassas veya tartışmalı konularda katılımcıların dürüst olmayan yanıtlar vermesini engellemek amacıyla, fizyolojik bir yalan dedektörüne bağlandıklarına inandırıldıkları deneysel aldatma yöntemi.
False-uniqueness Effect
Bireyin, özellikle olumlu veya sosyal açıdan arzu edilen özelliklerini, inançlarını ve davranışlarını başkalarından daha az paylaşıldığına inanarak kendine has ve eşsiz görme eğilimi.
Nonaggressive Society
Komşularıyla barışçıl bir izolasyon veya bir arada yaşama amacını güden, bireyler arası saldırganlığı onaylamayan ve temel yaşam zevklerini merkeze alan kültür veya alt kültür yapısı.
Defensive Processing
Bireyin mevcut tutumlarını destekleyen veya doğrulayan bilgileri aktif olarak araması, kodlaması ve yorumlaması, çelişkili bilgileri ise reddetmesi veya eleştirmesidir.
Defensible Space
Suç oranlarını düşürmek ve güvenlik algısını artırmak amacıyla paylaşılan bölgelerin, gözetlenebilirliğin ve mülkiyet işaretlerinin bilinçli olarak tasarlandığı mimari ve kentsel planlama ilkeleri bütünü.
Schadenfreude
Başka bir bireyin talihsizliğinden, başarısızlığından veya acı çekmesinden gizli bir tatmin ve zevk alma durumu.
Choice Dilemma Questionnaire (CDQ)
Bireylerin riskli ya da temkinli kararlar alma eğilimlerini ölçmek amacıyla Nathan Kogan ve Michael A. Wallach tarafından geliştirilmiş bir araştırma aracıdır.
Choice Shift
Bireylerin grup tartışması sonrasında, tartışma öncesindeki eğilimlerine kıyasla kararlarında ya da tercihlerinde sergiledikleri yönsel değişimdir.
Elective Affinity
Belirli bir kişiye, nesneye, gruba veya fikre karşı duyulan derin, içgüdüsel sempati, çekim ve uyum hali.
Symbolic İnteractionism
Bireyin benlik algısının ve içsel yapıcılığının, başkalarıyla kurduğu sosyal etkileşimler sırasındaki sembolik jestlerin, sözlerin ve eylemlerin yorumlanmasıyla şekillendiğini savunan sosyopsikolojik teorik yaklaşım.
Symbolic Attitude
Bir tutum nesnesinin, bireyin temel ahlaki değerleriyle tutarlı veya çelişkili olma derecesine dayanarak değerlendirilmesi süreci.
Sympathy
Bir başka bireyin yaşadığı acı, keder veya sıkıntının farkına varılmasıyla ortaya çıkan şefkat, merhamet ve ilgi hissi.
Sympathetic İnduction
Bir bireyin dışa vurduğu duygunun, karşısındaki kişide benzer bir duygusal durum tetiklemesi süreci.
Syncretism
Birbiriyle bağdaşmaz görünen iki ya da daha fazla sistemin, inancın veya teorinin unsurlarının yeni bir bütünlük içinde harmanlanması.
Sept
Kuşaksal veya varsayımsal ortak ataya dayanan büyük bir sosyal birimin ya da kabilenin alt kolu.
Hard Sell
Potansiyel alıcıyı acil karar vermeye zorlamak amacıyla suni süre kısıtlamaları veya baskıcı ikna teknikleri kullanan agresif pazarlama yaklaşımıdır.
Love Scale
Bir bireyin bir diğerine duyduğu sevgi hissinin yoğunluğunu ve niteliğini nicel olarak değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş psikometrik ölçektir.
Audience
Herhangi bir gösteriyi, etkinliği veya performansı gözlemleyen, genellikle kuralına uygun davranan ve amaçlı bir şekilde bir araya gelen bireyler topluluğu.
Bystander Effect / Spectator Effect
🔹 1. (bystander effect): Acil bir durumda çevredeki insan sayısı arttıkça, bireylerin yardım etme olasılığının azaldığı sosyal psikolojik bir olgudur. 🔹 2. (spectator effect): Bir görevin başkalarının huzurunda gerçekleştirilmesinin bireysel performans üzerindeki olumlu veya olumsuz yönlü modülasyon etkisidir.
Heuristic-systematic Model (HSM)
İkna edici mesajların değerlendirilmesinde iki farklı bilişsel işleme yolunu (kapsamlı sistematik analiz veya basit sezgisel kurallar) öngören çift süreçli bir modeldir.
Hot Cognition
Duygulanım, arzu ve inançların mantıksal akıl yürütme süreçlerini doğrudan etkilediği zihinsel mekanizma.
Warmth
Deri reseptörlerinin normal deri sıcaklığının üzerindeki uyarıları algılamasıyla oluşan duyum veya kişilerarası ilişkilerde gösterilen samimiyet, ilgi ve şefkat.
Tight Culture
Üyelerinin yüksek düzeyde homojenliğe sahip olduğu, kolektif normlara katı bir bağlılık sergilediği ve sapmalara karşı düşük tolerans gösterdiği sosyal yapı.
Class Consciousness
Bireyin, sömürüldüğü veya mağdur edildiği varsayılan belirli bir ekonomik ya da sosyal gruba aidiyetinin ve bu grubun ortak çıkarlarının farkında olması durumu.
Class Advocate
Belirli bir sosyal, ekonomik veya demografik grubun haklarını, çıkarlarını ve refahını sistemik düzeyde savunan ve temsil eden profesyonel rol veya birey.
Class Theory
Toplumsal ve ekonomik sınıflar arasındaki çatışmanın; hükümet sistemleri, sosyal organizasyonlar ve bireysel psikoloji üzerinde temel belirleyici bir güç olduğu savı.
Class Structure
Bir toplumdaki sosyal sınıfların bileşimi, organizasyonu ve aralarındaki karşılıklı ilişkiler ağı.
Weapons Effect
Yalnızca bir silahın veya silaha ait görsel bir uyarıcının varlığının, bireylerde düşmanlık ve saldırganlık eğilimini artırması durumu.
Civil Rights
Yazılı yasalarla vatandaşlara güvence altına alınmış kişisel özgürlük ve eşitlik haklarının bütünü.
Civil Rights Movement
Hükümetler tarafından reddedilen siyasi ve sosyal hakları elde etmek amacıyla gösteriler, lobicilik ve sivil itaatsizlik gibi yöntemlerle yürütülen kolektif eylemler bütünü.
Civil Disobedience
Hükûmet politikalarına veya yasalara karşı vicdani gerekçelerle gerçekleştirilen, kamuya açık, bilinçli ve tamamen şiddetsiz yasayı ihlal eylemidir.
Socius
Toplumun en temel yapı birimi olarak kabul edilen birey; sosyal atom olarak da adlandırılır.
Outcome Dependence / Outcome İnterdependence
🔹 1. (outcome dependence): Bir bireyin elde edeceği ödüllerin ya da maruz kalacağı cezaların, tamamen veya kısmen bir başka kişinin eylemlerine dayandığı sosyal etkileşim durumudur. 🔹 2. (outcome interdependence): İki veya daha fazla bireyin, birbirlerinin nihai sonuçları ve kazanımları üzerinde karşılıklı etki ve kontrole sahip olduğu sosyal dinamik.
Diffusion Of Responsibility
Bireylerin bir grup içerisinde yer alırken, eylemsizlik veya eylem durumunda kişisel sorumluluk algılarının belirgin biçimde azalması sosyopsikolojik olgusu.
Confusion Of Responsibility
Bireylerin, bir acil durum veya problem anında suçlanmaktan veya sorumlu tutulmaktan kaçınmak amacıyla müdahale etmekten kaçınma eğilimi.
Sociofugal
Bireyler arası sosyal etkileşimi engelleyen, iletişimi baskılayan veya göz temasını ve fiziksel yakınlaşmayı zorlaştıran çevresel ve mimari düzenlemeleri tanımlayan sıfat.
Sociometer Theory
Öz saygıyı, bireyin diğer insanlar tarafından kabul edilme düzeyini ve ilişkisel değerini izleyen içsel bir psikolojik gösterge (sosiyometre) olarak tanımlayan evrimsel sosyal psikoloji teorisidir.
Socionomics
Fiziksel çevrenin, iklimsel koşulların ve coğrafi etkenlerin toplumsal yapılar ile ekonomik organizasyonlar üzerindeki etkilerini inceleyen disiplin.
Sociopetal
Bireyler arası sosyal etkileşimi ve iletişimi teşvik eden fiziksel çevresel koşulları tanımlayan sıfat.
Sociocentrism
Bireyin kendi gereksinimlerini, bakış açısını ve kaygılarını bir kenara bırakarak, aidiyet hissettiği sosyal birimin veya grubun çıkarlarını önceliklendirmesi eğilimidir.
Social
İnsan toplumunu ilgilendiren, bireylerin veya toplulukların karşılıklı etkileşim süreçlerini tanımlayan temel sıfat.
Social Justice Norm
Bireylerin yalnızca hak ettikleri ölçüde yardım alması gerektiğini öngören, sosyal olarak belirlenmiş normatif standart.
Social Network
Bir bireyin veya grubun diğer kişilerle kurduğu, iletişim biçimlerini, duygusal çekim veya itki örüntülerini ve bağların gücünü içeren görece organize ilişkiler kümesi.
Social Network Analysis
Gruplar ve ağlar içindeki ilişkisel yapıyı grafiksel ve matematiksel olarak inceleyen ampirik prosedürler bütünüdür.
Social Transmission
Kültürel mirasın, dilin, geleneklerin ve davranış kalıplarının bir nesilden diğerine toplumsal süreçler yoluyla geçirilmesi.
Social Perception
Bir bireyin, diğer insanların davranışlarını gözlemleyerek onların güdüleri, tutumları ve değerleri hakkında izlenim oluşturma ve çıkarsamalarda bulunma süreçlerinin bütünü.
Social Habit
Bireyin toplumsal etkileşimler sırasında derinlemesine içselleştirdiği, bilinçli bir çaba gerektirmeksizin otomatik olarak sergilediği kalıplaşmış davranış biçimi.
Social Meaning Model
Göndericilerin, alıcıların ve üçüncü taraf gözlemcilerin sözsüz mesajları nasıl yorumladığını açıklayan kavramsal bir modeldir.
Social Assimilation
İki veya daha fazla kültürel grubun veya bireyin, genellikle dominant olan grubun kültürel değerlerini, normlarını ve yaşam tarzını benimseyerek zamanla kaynaşması ve ayırt edici özelliklerini yitirmesi süreci.
Social Bond
Bireyler arasında ortaya çıkan; arkadaşlık, ailevi aidiyet veya karşılıklı sevgi gibi duygusal temelli affektif ilişki ve bağlantı ağı.
Social Context
Bireysel veya kişilerarası davranışlar için bir çerçeve oluşturan, eylemleri ve duyguları şekillendiren belirli koşullar veya genel çevredir.
Social Pressure
Bir birey ya da grubun, başka bir kişi veya topluluk üzerinde rasyonel argümanlar, normatif çağrılar veya doğrudan müdahaleler yoluyla etki uygulama süreci.
Social Repression
Bireylerin, grupların veya toplumsal yapıların kişilerarası ve yapısal araçlar kullanılarak kontrol altına alınması, bastırılması veya sindirilmesi süreci.
Social Dominance Orientation (SDO)
Gruplar arası eşitsizlikleri meşru gören ve toplumsal hiyerarşik yapıları destekleyen, bireylerin sahip olduğu kalıtsal ve durumsal kişilik eğilimidir.
Social Self
Bireyin kimliğinin veya benlik kavramının, kişilerarası ilişkiler ve başkalarının tepkileri tarafından şekillendirilen ve bu bağlamda anlam kazanan yönleridir.
Social Science
İnsan davranışlarını, toplumsal etkileşimleri, kültürel yapışmaları ve kurumsal yapıları ampirik ve sistematik yöntemlerle inceleyen disiplinler bütünüdür.
Social Contagion
Davranışların, tutumların ve duyguların kalabalıklar veya sosyal gruplar içinde bir üyeden diğerine hızla yayılma süreci.
Social Conflict
Bireyler veya gruplar arasında algılanan çıkar çatışmaları, uyumsuzluklar veya değer farklılıkları nedeniyle ortaya çıkan kişilerarası anlaşmazlık ve uyumsuzluk durumu.
Social Darwinism
Charles Darwin'in doğal seçilim teorisinin insan toplumlarına yanlış ve indirgemeci bir şekilde uyarlanmasıyla, güçlünün hayatta kalmasını ve eşitsizlikleri meşrulaştıran gözden düşmüş ideolojik yaklaşım.
Social Behavior
Aynı türden bireylerin birbirlerini etkileyerek gerçekleştirdiği, diğer bireylerin gerçek, hayali veya örtük varlığından doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen eylemlerin bütünü.
Social Exchange Theory
Sosyal etkileşimlerin, tarafların aldıkları ödülleri maksimize edip maliyetleri minimize etmeye çalıştığı ekonomik temelli bir maliyet-fayda analizi olarak ele alındığı teorik çerçeve.
Social Degeneracy
Toplumsal yapıların ve normatif davranış kalıplarının yapıcı işlevlerini yitirerek çözülme sürecine girdiği sosyokültürel durum.
Social Anchoring
Bireyin tutum, değer ve eylemlerini, kendi özgün muhakemesini askıya alarak aşırı derecede başkalarının pozisyonlarına dayandırması durumu.
Social Determinism
Bireysel davranışların, biyolojik veya genetik faktörler dışlanarak yalnızca toplumsal olaylar ve kişilerarası deneyimler tarafından belirlendiğini savunan kuramsal yaklaşım.
Social Dynamics
Toplumsal sistemlerin, grupların ve bireyler arası etkileşimlerin tarihsel süreç içindeki değişimini, gelişimini ve hareket yasalarını inceleyen bilimsel yaklaşım.
Social Resistance
Bir grubun veya alt grubun, egemen kültürün değerlerine, kısıtlamalarına ya da bir hükümetin politikalarına karşı gösterdiği kolektif muhalefet ve karşı duruş.
Social Dominance Theory (SDT)
Toplumların grup temelli hiyerarşileri nasıl geliştirdiğini ve sürdürdüğünü, meşrulaştırıcı mitler ve ideolojiler aracılığıyla inceleyen sosyal psikolojik bir çerçevedir.
Social Ecology
İnsan veya insan dışı organizmaların sosyal çevreleriyle olan karşılıklı ilişkilerini ve etkileşimlerini inceleyen disiplinler arası alan.
Social İnterference
Bireylerin diğer insanların varlığında çalışırken üretkenliklerinde düşüş yaşanması veya başkalarının etkinlik ve deneyimleriyle çelişen, bunları aksatan her türlü eylem.
Social Matching Effect
Beyin fırtınası gruplarındaki bireylerin, gruptaki diğer üyelerin sergilediği en düşük üretkenlik düzeyine uyum sağlama eğilimi göstermesi ve bunun sonucunda genel verim kaybı yaşanması.
Social İnfluence
Bireyin düşünce, duygu veya davranışlarında, gerçek, hayali ya da zihnen ima edilen diğer insan varlığından kaynaklanan her türlü değişim.
Social İmpact Assessment
Planlanan bir inşaat veya kalkınma projesinin, henüz planlama aşamasındayken insan yaşamı, toplumsal dinamikler ve çevre üzerindeki olası etkilerinin sistematik olarak öngörülmesi ve değerlendirilmesi sürecidir.
Social İmpact Theory
Bireylerin düşünce, duygu ve davranışlarının; diğer insanların yarattığı sosyal kuvvetin üç temel bileşeni olan güç, yakınlık ve sayı aracılığıyla nasıl şekillendiğini inceleyen sosyal psikoloji kuramı.
Social İnteraction
İki veya daha fazla birey arasında karşılıklı uyarım ve tepki alışverişini içeren, iş birliği, rekabet, statü ve grup dinamiklerini şekillendiren temel davranışsal süreç.
Social Evolution
Siyasi altüst oluşlar veya doğal afetlerin yarattığı ani değişimlerin aksine, bir toplumun zaman içinde gösterdiği kademeli dönüşüm süreci.
Social Action
Toplumun tamamına veya belirli bir kesimine fayda sağlamak amacıyla bireyler ya da gruplar tarafından gerçekleştirilen organize faaliyetler bütünü.
Social Action Program
Toplumun belirli bir yönünü değiştirmek, iyileştirmek veya yasal reformlar hayata geçirmek amacıyla planlı ve organize bir şekilde yürütülen kolektif girişim.
Social Factors
Sosyal bağlamlardaki düşünce ve davranışları şekillendiren ya da bireyin benlik algısını diğer birey ve gruplara göre etkileyen tutum ve unsurlar.
Social Differentiation
Herhangi bir toplumda veya sosyal grupta bir statü hiyerarşisinin geliştiği süreçtir.
Social Fission
Bir sosyal grubun, taraflar arasındaki çözülemeyen iç çatışmalar nedeniyle daha küçük alt gruplara ayrılarak dağılması süreci.
Social Reality
Bir grup veya toplumun üyeleri tarafından paylaşılan tutum, görüş ve inançların kolektif konsensüsüdür.
Social Feedback
Bir bireyin davranış veya konuşmalarının çevresindeki diğer insanlar üzerindeki etkisine dair doğrudan ya da dolaylı bildirim alması.
Social Gerontology
Yaşlanmanın toplumsal süreçlerini ve yaşlı bireylerin çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen multidisipliner bir çalışma alanıdır.
Social İndicator
Bir toplumun veya alt grubun yaşam kalitesini, refahını ve sosyal gerçekliğini zaman içinde izlemek ve ölçmek için kullanılan ampirik parametre.
Social Motive
Bireylerin diğer insanlarla kurdukları etkileşimler sonucunda edindikleri, evrensel ya da kültüre özgü olabilen yönlendirici içsel dinamikler.
Social Security
Bireylerin yaşlılık, maluliyet, ölüm ve sağlık gibi temel yaşam risklerine karşı gelir güvencesi sağlayan kapsamlı devlet destekli sosyal koruma programıdır.
Social İmmobility
Bireylerin veya grupların sabit sosyal normlar ya da katı sınıf sistemleri nedeniyle bir sosyal sınıftan, statüden veya rolden diğerine geçişinin neredeyse imkansız olduğu toplumsal yapı özelliği.
Social Dilemma
Bireysel çıkarlar ile kolektif yarar arasında çelişki yaratan; bireyin bencil stratejilerle kısa vadede kazanç sağlarken, çoğunluk bu yolu seçtiğinde sistemin çökerek herkesin zarara uğradığı karar durumu.
Social Climate
Bireylerin ve grupların içinde yaşadığı sosyal çevrenin genel karakteri olup, davranışlarını ve uyum süreçlerini etkileyen hâkim gelenekler, töreler ve tutumlar bütünüdür.
Social Relationship
Bireyler arasında zaman içinde gerçekleşen tekrarlayan sosyal etkileşimlerin toplamından doğan ve karşılıklılık barındıran üst düzey yapı.
Social Relations Model
Kişilerarası algı ve davranışları; bireyin kendi eğilimlerini, etkileşimde bulunduğu partnerin özelliklerini ve ikiliye özgü dinamikleri ayrıştırmak için kullanılan çok katmanlı analitik bir çerçeve.
Social İmage
Bireyin kamusal bağlamlarda diğerlerine sunduğu kimlik, yüz veya kamusal persona.
Social Acceptance
Bir bireyin resmi veya gayriresmi yollarla bir gruba dahil edilmesi ve sosyal onay görmemezlik durumunun, yani dışlanmamanın ortadan kalkması hali.
Social Decision Scheme
Bir grubun, müzakereler sırasında öne sürülen çeşitli alternatifler arasından tek bir seçeneği belirlemek için kullandığı kural veya stratejidir.
Social Comparison Theory
Bireylerin kendi yeteneklerini, tutumlarını ve başarılarını değerlendirmek için başkalarını kıyas mercii olarak kullanma eğilimini inceleyen sosyal psikolojik çerçeve.
Social Category
Sosyal sınıf, sosyoekonomik statü, cinsiyet, ırk veya istihdam durumu gibi ortak ekonomik ve toplumsal özelliklerle tanımlanan insan grubu.
Social Loafing
Bireylerin bir grup içerisinde ortak bir hedef doğrultusunda çalışırken, bireysel performanslarının anonimleşmesi veya ölçülemez hale gelmesi nedeniyle tek başlarına olduklarına nazaran daha az çaba sarf etme eğilimi.
Social Ossification
Bireyin kazandığı ve yeni çevresel normlara uyarlanması son derece güç olan, katılaşmış ve kalıcı hale gelmiş sosyal davranış örüntüleridir.
Social İdentity
Bireyin benlik kavramının, aileden ulusa kadar çeşitli sosyal grup ve kategorilere üyeliğinden türetilen yönü.
Social İdentity Theory
Bireylerin benlik kavramlarının ve özsaygılarının, ait oldukları sosyal grupların üyelikleri ve bu gruplarla kurdukları özdeşimler üzerinden şekillendiğini savunan sosyal psikoloji kuramı.
Social Code
Belirli bir topluluğun ya da genel olarak toplumun uyduğu, yazılı olan veya olmayan kural, yasa ve standartlar bütünü.
Social Facilitation
Başka bireylerin varlığının, bireyin basit veya iyi öğrenilmiş görevlerdeki performansını artırma eğilimi.
Social Control
Toplumun kurum, kuruluş ve yasalarının bireyler ile grupların davranışlarını düzenleme ve yönlendirme gücü.
Social Force
Bireyler arası ortamlarda kişileri etkileyen; grup baskısı ve normatif etki gibi küresel, sistemik ve nispeten güçlü süreçlerin tümü.
Social Distance
Bir bireyin veya grubun, farklı sosyal, etnik veya kültürel arka plana sahip diğer bireylerden ya da gruplardan psikolojik olarak ayrı kalma ve mesafe koyma derecesidir.
Social Zone
Avukat ve müvekkil gibi görece resmi ilişkiler kuran bireyler arasında benimsenen, yaklaşık 1,25 ila 3,5 metre (4-11,5 fit) arasındaki fiziksel mesafe kuşağı.
Social Distance Scale
Bireylerin farklı etnik, ulusal veya sosyal grupların üyeleriyle kurmak istedikleri yakınlık veya uzaklık derecesini ölçen psikometrik araç.
Social Heritage
Nesiller boyunca aktarılan ve süreklilik arz eden kültürel olarak öğrenilmiş gelenekler, davranış kuralları ve toplumsal kodlar bütünü.
Social Mores
Bir sosyal grup tarafından belirlenen, yasal yaptırımlara dayanmasa da yazılı olmayan yasalar kadar bağlayıcı nitelik taşıyan töreler, ahlaki kodlar ve davranış kuralları.
Social İntervention
Toplumsal refahı, adaleti veya belirli bir kamu hizmetini artırmak amacıyla tasarlanmış, örgütlü ve sistematik eylem programları bütünü.
Social Norm
Belirli bir bağlamda hangi davranışların tipik ve uygun kabul edildiğini belirleyen, toplumsal olarak uzlaşılmış standartlar bütünü.
Social Approval
Bir bireyin davranışlarının, özelliklerinin veya tutumlarının bir sosyal grup tarafından olumlu değerlendirilmesi ve kabul görmesidir.
Social Disapproval
Bir bireyin, davranışın ya da özelliğin sosyal grup tarafından kınanması, eleştirilmesi veya dışlanması durumu.
Social Organization
Bir toplum ya da grubun üyeleri arasındaki, grubun yapısını ve bireylerin konumunu belirleyen eksiksiz sosyal ilişkiler bütünü.
Social Organism
Sosyal bir grubun veya toplumun, niyet ve öz-koruma gibi dinamik, canlı niteliklere sahip organik bir bütün olarak ele alınması.
Social Death
Bir bireyin toplumsal grup veya toplum tarafından tamamen yok sayılması, iletişimin kesilmesi ve yaşayan bir insanın ölü muamelesi görmesi durumu.
Social Marketing
Toplum yararına davranışları teşvik etmek amacıyla ticari pazarlama tekniklerinin ve stratejilerinin sistematik olarak uygulanmasıdır.
Social Penetration Theory
İlişkilerin, yüzeysel etkileşimlerden derin ve mahrem paylaşımlara doğru aşamalı bir biçimde evrildiğini savunan kişilerarası iletişim modeli.
Social Planning
Eğitim, halk sağlığı ve sosyal hizmetler gibi alanlarda toplumun tüm üyelerinin yaşam kalitesini artırma hedefiyle strateji ve programlar geliştirme süreci.
Social Psychology
Bireyin düşünce, duygu ve davranışlarının diğer insanların gerçek, hayali ya da sembolik varlığından nasıl etkilendiğini inceleyen bilim dalıdır.
Social Role
Belirli bir sosyal konumdaki bireyden beklenen tutum, değer ve davranış kalıpları bütünü.
Social Role Theory
Kadınlar ve erkekler arasındaki davranışsal ve psikolojik farklılıkların biyolojik zorunluluklardan ziyade, kültürel normlar ve toplumsal cinsiyete dayalı rollerden kaynaklandığını savunan teorik model.
Social Responsibility Norm
Bireylerin, yardıma muhtaç ve desteğe ihtiyaç duyan kişilere, herhangi bir karşılık beklemeksizin yardım etmesi gerektiğini savunan toplumsal ve kültürel beklenti standardı.
Social Convention
Toplumsal yaşamı düzenleyen, uzun süredir kabul gören, genellikle yazılı olmayan ve günlük görgü kurallarını kapsayan davranış kalıpları.
Social Statics
İnsan toplumlarının ve sosyopolitik sistemlerin belirli bir tarihsel kesit veya an itibarıyla mevcut durumunu ve yapısal düzenini inceleyen sosyolojik yaklaşım.
Social Status
Bireyin veya grubun toplumsal hiyerarşi içerisindeki göreceli prestij, yetke ve ayrıcalık konumu.
Social Subordination
Bir bireyin veya grubun toplum içinde düşük statüye, prestije veya iktidarsızlığa itilmesi durumu.
Social Technology
Toplumsal çatışmaları ve sorunları çözmek amacıyla sosyal bilimlerin ilke ve yöntemlerini kullanarak pratik stratejiler ve araçlar geliştirme süreci.
Social Representation
Bir grup veya topluluk üyelerinin değerlerini, fikirlerini ve davranışlarını adlandırmak ve organize etmek suretiyle iletişim ile sosyal alışverişi olanaklı kılan sistem, model veya kod.
Social İncentive
Bireyleri toplumca onaylanan veya arzulanan biçimlerde davranmaya yönlendiren; kabul, onay, aidiyet veya statü gibi kişilerarası ödüller içeren teşvik edici unsurlar.
Social Climbing
Bireyin, daha yüksek bir sosyal sınıfa veya sosyoekonomik statüye sahip kişilerle bağ kurarak kendi toplumsal konumunu iyileştirme çabası.
Social Attitude
Bireyin toplumsal meselelere yaklaşımı, diğer insanlara yönelik genel eğilimi ve bir sosyal grup tarafından paylaşılan ortak değerlendirme veya kanaati.
Social Trap
Bireylerin veya grupların anlık ödüller uğruna başlattığı, ancak uzun vadede hem birey hem de toplum için yıkıcı sonuçlar doğuran ve geri dönüşü son derece güç olan sosyal ikilemler bütünü.
Social Stimulus
Bireyler arası ilişkilerle ilgili bir tepkiyi tetikleyen, özellikle bir kişi veya grup olmak üzere sosyal öneme sahip herhangi bir etken, olay veya durum.
Social Sanction
Grup normlarının ihlaline karşılık, bir grup üyesine uygulanan zorlayıcı önlem veya cezalandırma biçimi.
Social Creativity
Sosyal kimlik kuramı kapsamında, iç grubun başarılı olduğu alanlarda dış gruplarla kıyaslama yapma, başarısız veya dezavantajlı olduğu alanlarda ise bu kıyaslamalardan kaçınma eğilimi.
Social Judgment Theory
Bireylerin yeni bir ikna edici mesajı değerlendirirken mevcut tutumlarını referans aldıkları ve mesajı kabul, ret veya kararsızlık enlemlerine göre süzdüklerini öne süren öz-ikna kuramı.
Social Density
Belirli bir alan içerisindeki birey sayısının değiştirilmesiyle manipüle edilebilen nesnel insan sıklığı ve potansiyel etkileşim hacmidir.
Socialized Drive
Temel biyolojik dürtülerin, toplumsal öğrenme süreçleriyle biçimlenerek kabul edilebilir sosyal davranışlar aracılığıyla doyum bulması durumu.
Sociability Rating
Bir bireyin sosyal etkinliklere ayırdığı zaman miktarını baz alarak sosyallik düzeyinin nicel veya nitel olarak değerlendirilmesidir.
Socioeconomic Status (SES)
Bireylerin veya hanehalklarının gelir, eğitim ve mesleki prestij gibi nesnel göstergeler ile toplumsal hiyerarşideki öznel konum algılarının bileşkesidir.
Sociogram
Bir sosyal gruptaki bireyler arası ilişkilerin, iletişim ağlarının ve bağların grafiksel olarak haritalandırılması.
Sociological Factors
İnsan davranışını, gelişimini ve psikolojik süreçlerini etkileyen sosyoekonomik, kültürel ve çevresel dış koşulların bütünü.
Sociometry
Gruplar içindeki üyeler arası ilişkilerin örüntülerini analiz eden, matematiksel ve grafiksel formlarla özetleyen nicel bir araştırma alanıdır.
Sociometric Analysis
Bir grup içerisindeki bireyler arası ilişkilerin, çekim ve itim örüntülerinin yapısal özelliklerini inceleyen nicel araştırma yöntemi.
Sociometric Differentiation
Bir grup içerisindeki bazı üyelerin kendi aralarında daha güçlü ve olumlu bağlar kurarken, diğer üyelerle olan ilişkilerin zayıflaması veya bozulması süreci.
Sociometric Distance
Bireyler veya gruplar arasındaki yakınlık, kabul veya dışlanma derecesinin bir sosyal mesafe ölçeğiyle ölçülen nicel karşılığıdır.
Sociometric Status
Sosyometride, grup üyelerinin değerlendirmelerine dayanarak bir bireyin grup içindeki göreceli kişisel ve sosyal konumunu belirleyen ölçüm profili.
Sociometric Test
Bir grup içindeki bireyler arası ilişkileri, sosyal tercihleri ve grup yapısını haritalandırmak için kullanılan öz-bildirim temelli bir ölçme aracıdır.
Descent Group
Üyeliği, gerçek veya varsayılan ortak bir atadan gelme esasına dayanan klan, aşiret veya sülale gibi sosyal grupların tümü.
Noble Savage
Sanayileşmemiş veya teknolojik olmayan toplumların, uygarlığın yozlaştırıcı etkilerinden uzak olmaları nedeniyle en saf ve erdemli insanlar olduğunu öne süren felsefi varsayım.
Colonialism
Bir devletin veya gücün, kendi sınırları dışındaki başka toplulukları, toprakları ve ulusları siyasi, ekonomik ve kültürel olarak egemenlik altına alarak kontrol etmesi ve sömürmesi süreci.
Discursive Psychology
Bireylerin düşünce, niyet ve duygularını içsel birer zihinsel nesne olarak ele almak yerine, yazılı, sözlü ve sembolik iletişim pratikleri aracılığıyla nasıl inşa ettiklerini inceleyen sosyal inşaacı yaklaşım.
Rumor
Güvenilirliği belirsiz olan, kişiler arasında sözlü veya dijital yollarla yayılan doğrulanmamış bilgi veya hikaye.
Rumor İntensity Formula
Gordon Allport ve Leo Postman tarafından geliştirilen; bir söylentinin yayılma gücünün, konunun bireyler için taşıdığı önem ile mevcut bilgideki belirsizlik düzeyinin aritmetik çarpımına eşit olduğunu savunan model.
Word Of Mouth
Gerçeklerin, görüşlerin, söylentilerin ve dedikoduların insanlar arasında sözlü olarak aktarıldığı resmi olmayan iletişim kanalı.
Nonverbal Behavior
Konuşma olmaksızın bireyin tutum veya duygularını yansıtan yüz ifadeleri, bakış yönü, duruş ve jest gibi eylemlerin bütünü.
Speed Dating
Potansiyel romantik partnerlerin kısa süreli, yüz yüze görüşmeler serisi gerçekleştirdiği ve karşılıklı ilgi durumunda iletişim bilgilerinin paylaşıldığı yapılandırılmış tanışma süreci.
Spontaneous Trait İnference
Bireylerin, başkalarının gözlemlenen veya anlatılan davranışlarına dayanarak, bilinçli bir niyet veya farkındalık olmaksızın otomatik olarak kişilik özellikleri atfetmesi.
Spontaneous Memorialization
Beklenmedik ve şiddet içeren ölümlerin ardından bireylerin, kurumsal rutinlerden bağımsız olarak kamusal alanlarda oluşturduğu geçici anma alanları ve ritüelleridir.
Sport Sociology
Sporun toplumsal yapılar, kurumlar ve kültürle olan ilişkilerini sosyolojik teoriler çerçevesinde inceleyen alt disiplin.
Sportsmanship
Spor faaliyetlerine katılımda kurallara, rakiplere ve hakemlere saygı gösterilmesini, olumlu bir yaklaşımın benimsenmesini içeren duruma özgü davranışlar kümesi.
Stanford Prison Study
Philip Zimbardo liderliğinde 1971 yılında yürütülen; katılımcıların rastgele mahkûm veya gardiyan rollerine atandığı ve baskıcı sosyal rollerin bireysel davranışlar üzerindeki yıkıcı etkilerini inceleyen tartışmalı simülasyon çalışmasıdır.
Status
Bir bireyin veya grubun sosyal hiyerarşi içerisindeki göreceli konumu, itibarı ve sağladığı ayrıcalıklar bütünü.
Status Differentiation
Bir grup içerisindeki bazı bireylerin zamanla daha yüksek yetki ve liderlik pozisyonlarına yükselirken, diğer üyelerin otorite ve etki alanlarının azalması süreci.
Status Generalization
Bireylerin belirli bir alandaki otorite, saygınlık ve prestijinin, bununla hiçbir ilgisi olmayan farklı sosyal bağlamlara da otomatik olarak aktarılması eğilimi.
Status Relations
Bir grup veya organizasyon içerisinde saygınlık, itibar ve saygı düzeylerinin göreceli örüntülerini belirleyerek otoriteyi ve boyun eğme dinamiklerini şekillendiren sosyal yapılar.
Status Symbol
Bir bireyin grup veya toplum içerisindeki prestijini, sosyal hiyerarşideki yerini ya da ekonomik gücünü dış dünyaya iletmek amacıyla bilinçli olarak sergilediği maddesel veya davranışsal göstergeler bütünü.
Status İncongruence
Bir bireyin sahip olduğu farklı statü boyutları (örneğin eğitim ve gelir) ya da belirli bir roldeki özellikleri ile o rolün toplumsal beklentileri arasındaki algılanan uyumsuzluk.
Steinzor Effect
Tartışma gruplarında bireylerin, doğrudan karşılıklı oturdukları kişilerin hemen ardındankonuşma eğilimi göstermesi.
Stereotype Accuracy
Bir bireyin özelliklerinin, ait olduğu yaş, etnik veya mesleki grubun kalıp yargılarıyla ne ölçüde ve hangi yönlerden örtüştüğünü doğru bir şekilde değerlendirebilme yeteneği.
Stressor Aftereffects
Çevresel stresörlere maruz kalındıktan sonra ortaya çıkan ve bireyin motivasyonunu, tahammülünü veya prososyal davranışlarını olumsuz yönde etkilemeye devam eden kalıntı psikolojik ve davranışsal tepkilerdir.
Guilt Culture
Toplumsal düzeni ve kabul edilebilir davranışları dışsal denetim mekanizmaları yerine bireyin içselleştirilmiş suçluluk duygusuyla sürdüren sosyokültürel organizasyon biçimi.
Process Observer
Grupların işleyiş dinamiklerini, iletişim modellerini ve görev dışı davranışlarını izleyerek performansın artırılmasına yönelik yapıcı geri bildirim sağlayan resmi ya da informal rol.
Process Loss
Grupların potansiyel performans ile gerçek performansları arasındaki farka yol açan, sosyal kaytarma, koordinasyon eksikliği ve zayıf liderlik gibi dinamiklerin tümüdür.
Discontinuity Effect
Gruplar arası etkileşimlerin, bireyler arası etkileşimlere kıyasla belirgin biçimde daha yüksek rekabetçi ve çatışmacı eğilimler sergilemesi durumu.
Herd İnstinct
İnsanların sosyal gruplar oluşturma, hayvanların ise sürüler halinde bir araya gelme yönündeki doğuştan gelen temel dürtüsü.
Bandwagon Effect
Bireylerin bir inancı, fikri veya davranışı, sırf çoğunluk tarafından benimsendiği için mantıksal veya ampirik temelini sorgulamadan kabul etme eğilimidir.
SYMLOG
Grup dinamiklerini ve bireysel davranışları hakimiyet-boyun eğme, dostluk-düşmanlık ve otoriteye uyum-direnç olmak üzere üç temel boyutta inceleyen kuramsal ve gözlemsel bir sistem.
Vested İnterest
Bir tutum nesnesinin bireyin maddi çıkarlarıyla doğrudan ilişkili olarak algılanma derecesini ifade eden sosyal psikoloji kavramı.
Shaman
Doğa ve ata tapınmasını içeren yerli kültürlerde, ruhlar alemine aracılık ederek kehanette bulunan ve fiziksel veya zihinsel rahatsızlıkları iyileştiren ruhani lider.
Disrupt-then-reframe Technique
Karşı tarafın zihinsel rutinini olağandışı bir ifadeyle kesintiye uğratarak şaşkınlık yaratan ve hemen ardından aynı isteği farklı bir çerçevede sunarak uyumu artıran bir ikna stratejisi.
Affection / Compassion
🔹 1. (affection): Genellikle cinsel olmayan, düşkünlük, şefkat ve hoşlanma içeren; bireyler, özellikle de bebekler ile bakım verenler arasında gözlenen duygusal bağ. 🔹 2. (compassion): Başkasının üzüntü veya ıstırabına yönelik güçlü bir sempati duyma ve bu acıyı hafifletmek için eyleme geçme isteği uyandıran prososyal duygu.
Compassionate Love
Başkasının iyiliğini ve refahını önceliklendiren, karşısındakinin acısını hafifletmeye ve gelişimini desteklemeye odaklı, diğerkâm bir sevgi biçimi.
Culture Of Honor
Bireylerin ve toplulukların itibarını, haysiyetini ve şerefini korumaya yönelik, algılanan tehditlere karşı genellikle saldırgan ve sert tepkiler vermeyi teşvik eden kültürel normlar bütünü.
Chauvinism
Herhangi bir sosyal, siyasi, ulusal veya cinsiyet grubuna karşı gösterilen aşırı, körü körüne kayırma ve diğer grupları aşağılama eğilimi.
Taboo (tabu)
Toplumsal, dini veya ahlaki normlarca belirli davranışların, nesnelerin veya kişilerin konuşulmasını ya da yapılmasını şiddetle yasaklayan kural veya kısıtlama.
Descriptive Norm
Bireylerin belirli bir durumda çoğunluğun nasıl davrandığını, hissettiğini veya düşündüğünü gözlemleyerek çıkardıkları ve kendi davranışlarına rehber edindikleri yazısız sosyal standart.
Diagnosticity
Bir etkileşimin, olayın veya geri bildirimin bireyin öz-bilgi edinme sürecindeki enformasyonel değeri.
Taoism (daoism)
MÖ 5. yüzyılda Laozi tarafından biçimlendirilen; evrenin temel düzenini ve varoluşun kaynağını 'Tao' kavramı üzerinden açıklayan klasik Çin felsefesi ve manevi yaklaşımı.
Historicism
İnsan inançlarının, değerlerinin ve kültürel fenomenlerin kendi tarihsel bağlamları tarafından şekillendirildiğini ve yalnızca bu bağlam içinde anlaşılabileceğini savunan felsefi ve metodolojik yaklaşım.
Discussion Group
Mesleki, eğitimsel, rehberlik, terapötik ve toplumsal bağlamlarda sorunları ve soruları incelemek amacıyla oluşturulan yapılandırılmış topluluk.
Confinement Study
Bireylerin yapay ve kısıtlı alanlarda uzun süre tutulmasının fizyolojik ve psikolojik işlevsellik üzerindeki etkilerini inceleyen kontrollü çevre araştırması.
Theism
Evrenin yaratıcısı, koruyucusu ve müdahale edicisi olan aşkın ve kişisel bir Tanrı'nın varlığına duyulan inanç.
Unilateral Descent
Bireyin soyunun ve miras hakkının yalnızca babalık (patrilineal) ya da yalnızca annalık (matrilineal) çizgisi üzerinden takip edildiği antropolojik sistem.
One-sided Message
Bir konunun yalnızca tek bir yönünü savunan, karşı argümanları ise tamamen dışarıda bırakan ikna edici iletişim stratejisi.
Compensatory Task
Bir grup üyesinin bireysel çözüm veya önerilerinin ortalamasının alınmasıyla tamamlanan ortak görev veya proje türüdür.
Compensatory Self-enhancement
Bireyin bir alandaki başarısızlık veya olumsuz geri bildirimi, ilişkisiz başka bir alandaki olumlu özelliklerini aşırı vurgulayarak dengeleme ve benlik saygısını koruma stratejisi.
Compensation Effect
Grup performansını artırmak amacıyla, bir veya daha fazla üyenin diğer üyelerin gerçek veya varsayılan eksikliklerini kapatmak için normalden daha fazla çaba sarf etmesi durumu.
Contact Behavior
Bireyler arası alışverişler esnasında sergilenen, samimi ilişkilerden gayrişahsi ticari etkileşimlere kadar uzanan her türlü eylem ve etkileşim kalıbı.
Contact Hypothesis
Farklı sosyal gruplara mensup bireyler arasındaki doğrudan etkileşimin, uygun koşullar altında gruplar arası önyargıyı ve düşmanlığı azaltacağını öne süren sosyal psikolojik model.
Fundamental Attribution Error
Bireylerin başkalarının davranışlarını değerlendirirken çevresel ve durumsal faktörleri göz ardı ederek, bu davranışları tamamen onların kişisel özelliklerine veya mizaçlarına bağlama eğilimi.
Fundamental İnterpersonal Relations Orientation Theory (FIRO Theory)
Grup üyelerinin etkileşim kalıplarını katılım, kontrol ve sevecenlik olmak üzere üç temel psikolojik gereksinim üzerinden açıklayan sosyal psikoloji kuramı.
Basic Personality
Aynı kültürde yetişen ve benzer çocuk bakımı uygulamalarına maruz kalan bireylerde paylaşılan belirgin düşünce, duygu ve davranış kalıbıdır.
Cautious Shift
Bir bireyin grup içinde karar alırken, tek başına alacağı karara kıyasla daha muhafazakâr ve temkinli bir tutum benimsemesi yönündeki karar değişimi.
Preferred Noise Criterion (PNC)
Kapalı mekanlardaki sürekli ortam gürültüsünü standardize etmek ve izin verilen arka plan gürültü seviyelerini belirlemek için kullanılan akustik değerlendirme ölçütü.
Thermal Comfort
Bireyin içinde bulunduğu ortam sıcaklığına yönelik öznel memnuniyet ve rahatlık değerlendirmesidir; nem, hava hızı, giyim ve fiziksel aktivite düzeyi gibi etkenlerle şekillenir.
Terror Management Theory
Ölüm kaygısının kontrolünün toplumun temel işlevi ve insan davranışlarının ana motivasyonu olduğunu öne süren sosyal psikoloji kuramı.
Reverse Discrimination
Tarihsel olarak dezavantajlı veya azınlıkta olan gruplara avantaj sağlayan politikaların, hâkim ya da çoğunluk grubun üyeleri aleyhine bir eşitsizlik yarattığı iddiasını tanımlayan sosyopolitik ve hukuki kavram.
Accidental Group
Bireylerin aynı alt kümedeki kişilerle tekrar eden etkileşimleri sonucunda kademeli olarak ve kendiliğinden oluşan gayriresmi sosyal topluluk.
Casual Crowd
Kamusal bir alanda, ani bir olay veya durum karşısında geçici olarak ortak bir odak noktası etrafında toplanan amorf insan topluluğu.
Medical Anthropology
Sağlık, hastalık ve sağlık bakım sistemlerini kültürel, toplumsal ve biyolojik boyutlarıyla inceleyen antropolojinin alt disiplinidir.
Tokenism
Kurumsal veya toplumsal düzeyde gerçek bir kapsayıcılık sağlamak yerine, yalnızca yüzeysel ve sembolik adımlar atarak çeşitlilik illüzyonu yaratma durumu.
Total İnstitution
Bireylerin yaşamının hemen tüm veçhelerinin tek bir otorite tarafından denetlendiği, dış dünya ile bağların büyük ölçüde kesildiği yüksek düzeyde yapılandırılmış sosyal alan.
Additive Task
Grup üyelerinin bireysel çaba ve katkılarının doğrudan bir araya getirilmesiyle tamamlanan ortak görev türüdür.
Aggregation
Belirgin bir sosyal yapı, örgütlenme veya karşılıklı bağımlılık olmaksızın, asgari düzeyde ortak bir amaç veya mekansal birliktelik paylaşan organizmaların veya veri setlerinin bir araya gelmesi.
Community
Fiziksel veya sanal bir alanı paylaşan, ortak değerlere, çıkarlara ve aidiyet bilincine sahip, sosyal olarak organize olmuş bireyler bütünü.
Community Ergonomics
Kompleks toplumsal sistemlerdeki kümülatif sosyal travmaları hafifletmek ve dezavantajlı grupların çevresel kaynaklara erişimini optimize etmek amacıyla ergonomik ilke ve uygulamaların topluluk düzeyinde uyarlanmasıdır.
Community Competence
Bir topluluğun ortak amaçlar doğrultusunda organize olma, sorunları çözme ve istenen sonuçları üretip düzenleme kapasitesidir.
Society
Belirli bir coğrafyayı paylaşan, karşılıklı bağımlılık temelinde örgütlenen, ortak kurum, yasa ve kültürel normlara sahip kalıcı sosyal grup.
Community Action Group
Yerel düzeydeki sağlık hizmeti eksiklikleri, evsizlik veya suç gibi spesifik toplumsal sorunlara karşı kampanya yürütmek üzere örgütlenmiş vatandaş topluluğudur.
Community-centered Approach
Yerel kurum ve kuruluşların, ruhsal bozukluklar, suç eğilimi ve madde bağımlılığı gibi toplumsal sorunları merkezi devlet otoriteleri yerine yerelde koordine çabalarla ele almasını savunan müdahale modelidir.
Community Psychology
Bireyler ile içinde yaşadıkları toplumsal sistemler arasındaki karşılıklı ilişkileri inceleyen, sosyal adalet, önleyici müdahaleler ve toplumsal refahı merkeze alan psikoloji dalıdır.
Social İntegration
Farklı bireylerin veya grupların, ortak değerler, karşılıklı kabul ve kurumsal yapılar aracılığıyla birleşik bir toplum çatısı altında bir araya gelme ve uyum sağlama sürecidir.
Gender Differences
Kültürel tutumlar ve pratikler tarafından şekillendirilen, kariyer, iletişim ve kişilerarası ilişkiler gibi alanlarda ortaya çıkan tipik cinsiyete özgü ayrışmalardır.
Gender Bias
Bireylere yalnızca cinsiyetleri temelinde atfedilen kalıp yargılar, önyargılar ve bu doğrultuda sergilenen sistematik farklı muameleler bütünü.
Social Change
Bir toplumun genel yapısının, kültürel karakterinin, kurumlarının veya sosyal ilişkilerinin zaman içinde dönüşüm geçirmesi süreci.
Social Order
Bir toplumun alışılagelmiş formunu ve işleyişini sürdüren yapıları, kurumları ve organize edici ilkeler bütünü.
Social Equality
Toplumdaki tüm grupların, bireysel farklılıklarına bakılmaksızın hak, fırsat ve muamele açısından eşdeğer koşullara sahip olduğu ideal durum.
Social Movement
Toplumsal değişimi gerçekleştirmek, yönlendirmek veya engellemek amacıyla resmi siyasi kurumların dışında örgütlenen, iş birliğine dayalı ve süreklilik arz eden kolektif girişimlerdir.
Social Mobility
Bireylerin, ailelerin ya da grupların bir toplumun hiyerarşik yapısı içindeki sosyal sınıf, statü veya rollerinde gerçekleştirdikleri yer değiştirmedir.
Social Contract
Bireylerin, ortak güvenlik ve düzen karşılığında doğal özgürlüklerinin bir kısmından yazılı olmayan bir uzlaşıyla vazgeçmesini öngören politik ve felsefi kavram.
Social Stratification
Toplumdaki bireylerin veya grupların ekonomik, politik ve kültürel kaynaklara erişim eşitsizlikleri temelinde hiyerarşik katmanlar halinde organize olması.
Social Structure
Bir grup veya toplum içerisindeki bireyler arası ilişkileri, rolleri, normları ve kurumsal düzenlemeleri organize eden karmaşık yapılar bütünü.
Transactionalism
Birey ile fiziksel ve sosyal çevresi arasındaki sürekli, karşılıklı etkileşim sürecini merkeze alan çevre ve algı psikolojisi yaklaşımı.
Consistency Motive
Bireyin, deneysel olarak oluşturulanlar da dahil olmak üzere, kendisi hakkındaki mevcut inançlarını doğrulama ve sürdürme yönündeki psikolojik eğilimidir.
Consistency Theory
Bireylerin bilişleri, inançları ve tutumları arasında uyum ve tutarlılık sağlama yönündeki temel güdüsel eğilimini inceleyen sosyal psikolojik kuramlar sınıfı.
Preference For Consistency
Bireyin bilişsel sistemindeki unsurlar (inançlar, tutumlar ve davranışlar) arasında uyum ve tutarlılık sağlama arzusunu yansıtan kalıcı bir kişilik özelliğidir.
Passionate Love
Yüksek düzeyde duygusal uyarılma, cinsel arzu ve yoğun zihinsel meşguliyetle karakterize edilen, karşılık görülmediğinde derin birstres yaratan temel bir romantik bağlanma biçimidir.
Attitude
Bir nesnenin, kişinin, grubun veya kavramın olumsuzdan olumluya doğru derecelendirilebilen, nispeten kalıcı ve genel değerlendirmesidir.
Attitude Survey
Birden fazla tutum nesnesine yönelik bireysel eğilimleri ve değer yönelimlerini eş zamanlı olarak değerlendirmek üzere tasarlanmış yapılandırılmış ölçüm araçları seti.
Attitude Change
Bir bireyin herhangi bir nesne, olay veya konuya yönelik tutumlarında, dışsal sosyal etkenler ya da içsel bilişsel süreçler sonucunda meydana gelen her türlü modifikasyon.
Resistance Of An Attitude
Bir tutumun, dışarıdan gelen eleştiriler, çürütme girişimleri veya zıt argümanlar karşısında değişmeden kalabilme derecesidir.
Attitude Accessibility
Bir tutum nesnesiyle karşılaşıldığında, o tutumun bellekten otomatik olarak çağrılabilme olasılığı ve hızı.
Attitude Strength
Bir tutumun zaman içinde direnç gösterme, değişime karşı durma, bilgi işlem süreçlerini etkileme ve davranışı yönlendirme derecesi.
Ambivalence Of An Attitude
Bir tutumla ilişkili değerlendirici tepkilerin kendi içinde tutarsız olması durumu; hem olumlu hem olumsuz tepkilerin aynı nesneye karşı eş zamanlı olarak barınması yüksek kararsızlığa işaret eder.
Complexity Of An Attitude
Tutumla ilgili bilginin altında yatan farklı boyutların ve kategorilerin sayısı ile bu boyutların birbiriyle ilişkilenme biçimini ifade eden bilişsel yapı özelliğidir.
Certainty Of An Attitude
Bir bireyin sahip olduğu tutumun netliğine ve tutum nesnesini ne ölçüde geçerli bir şekilde değerlendirdiğine dair duyduğu öznel güven derecesidir.
Conditioning Of Attitudes
Bir tutum nesnesinin çevredeki olumlu ya da olumsuz bir uyarıcıyla eşleşmesi sonucunda, bireyin o nesneye yönelik tutumunun oluşması veya değişmesi süreci.
Attitude Object
Hakkında bir tutum geliştirilen, somut veya soyut her türlü yargı hedefi, kişi, grup ya da kavram.
Attitude System
Bellekte birbirleriyle ilişkisel ağlar kuran iki veya daha fazla tutumun oluşturduğu organize yapı.
Structure Of An Attitude
Bir tutumla ilişkili zihinsel temsillerin içeriğini, sayısını, bu temsiller arasındaki bağların gücünü ve örüntüsünü belirleyen özellikler kümesidir.
Attitude–behavior Consistency
Bir nesneye, kişiye veya duruma yönelik geliştirilen tutumun, o nesneye karşı sergilenen gözlenebilir davranışla örtüşme derecesi.
Counterattitudinal Behavior
Bir bireyin sahip olduğu tutum, inanç veya değer sistemleriyle çelişen ya da tutarsızlık gösteren eylemlerde bulunması durumu.
Functional Approach To Attitudes
Tutumların, bireylerin psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak üzere belirli işlevler (fayda, değer ifadesi, ego savunması vb.) hizmet etmek amacıyla oluşturulduğunu savunan teorik çerçeve.
Attitudinal İnvolvement
Bireyin benlik yapısı ile belirli bir tutum nesnesi arasındaki bağın gücünü ve bireyin o konuya atfettiği kişisel önemi ifade eden motivasyonel yapı.
Components Of An Attitude
Bireylerin bir nesne, olay ya da kişiye yönelik tutumunu oluşturan bilişsel, duyuşsal ve davranışsal olmak üzere üç temel boyuttur.
Knowledge Function Of An Attitude
Bireylerin karmaşık, belirsiz çevresel uyaranları anlamlandırmasına ve dünyayı organize, tutarlı bir çerçevede algılamasına yardımcı olan tutum bileşenidir.
Value-expressive Function Of An Attitude
Bir bireyin tutumlarının, kendi temel değerlerini ve benlik kavramını dış dünyaya yansıtma aracı olarak hizmet etmesi durumu.
Ego-defensive Function Of An Attitude
Bireyin benlik saygısını artırmak ya da mevcut olumsuz içsel durumlar ile tehditlerden benliğini korumak amacıyla geliştirdiği tutumların üstlendiği psikolojik görev.
Utilitarian Function Of An Attitude
Bireylerin çevresel ödülleri en üst düzeye çıkarma ve cezalardan kaçınma amacıyla geliştirdikleri tutumsal yönelim.
Persistence Of An Attitude
Bir tutumun zaman içinde ne ölçüde kararlı kaldığını ve doğrudan bir meydan okumayla karşılaşmadığı sürece değişmeden devam ettiğini belirten yapı.
Centrality Of An Attitude
Bir tutum nesnesinin birey tarafından ne sıklıkla düşünüldüğünü ve bellekteki diğer tutum ağlarıyla ne denli güçlü bağlar kurduğunu ifade eden yapısal özellik.
İmportance Of An Attitude
Bir bireyin bir tutum nesnesine gösterdiği kişisel ilginin derecesi ve nesneye yüklediği psikolojik önem.
Social-adjustive Function Of An Attitude
Bireyin bir sosyal gruba kabul edilme, uyum sağlama ve grup içi aidiyetini pekiştirme amacıyla belirli tutumlar benimsemesini sağlayan psikolojik işlev.
Bases Of An Attitude
Bir tutumun türetildiği bilgi türlerini; yani duygusal, bilişsel ve davranışsal kökenleri ifade eden psikolojik yapı taşı.
Extremity Of An Attitude
Bir bireyin tutum nesnesine yönelik değerlendirmesinin tarafsızlık noktasından ne kadar uzaklaştığını gösteren nicel sapma derecesidir.
Tripartite Model Of Attitudes
Tutumların duygusal, bilişsel ve davranışsal olmak üzere üç temel bileşenden oluştuğunu savunan yapısal teorik çerçeve.
Consumer Activism
Tüketicilerin, pazar dinamiklerini ve şirket politikalarını doğrudan etkilemek amacıyla ekonomik güçlerini kolektif bir baskı aracı olarak kullanması.
Consumerism
Temel ihtiyaçların ötesinde mal ve hizmet satın alma davranışı ve bu yönelimi destekleyen sosyo-kültürel yönelim.
Speciesism
İnsan dışındaki canlılara, yalnızca ait oldukları biyolojik tür temelinde ayrımcılık, önyargı veya sömürü uygulayan insan merkezli ideolojik yaklaşım.
Extreme Environments
İnsan sağlığını ve psikolojik esnekliği tehdit eden; uzay istasyonları, kutup bölgeleri veya açık deniz platformları gibi sıra dışı ve zorlayıcı yaşam alanları.
Uxorilocal
Evlilik sonrası çiftin, kadının ailesinin konutunda veya yerleşim yerinde yaşamasını tanımlayan antropolojik ve sosyolojik yerleşim kuralı.
Underdog
Bir rekabet, yarışma veya çatışma ortamında kazanma ihtimali düşük görülen, dezavantajlı konumdaki birey ya da grup.
Urbanism
Şehirlerin yapılı çevresi ile bu alanlarda yaşayan bireylerin etkileşimini, zihinsel sağlık ve toplumsal normlar üzerindeki etkilerini inceleyen çok disiplinli çalışma alanı.
Shame Culture
Bireylerin davranışlarını içselleştirilmiş ahlaki pusulalardan ziyade, toplumun gözündeki onurunu koruma ve utançtan kaçınma motivasyonuyla şekillendirdiği toplumsal düzen.
Arousal Transfer
Bir kaynaktan edinilen fizyolojik uyarılmanın tamamen sönmeden önce, zamansal yakınlık nedeniyle tamamen farklı ve alakasız ikinci bir uyarıcıya ya da duygusal tepkiye yönlendirilmesi süreci.
Excitation-transfer Theory
Duygusal tepkilerin, doğrudan ilişkili olmayan önceki uyaranlardan kalan artık fizyolojik uyarılma nedeniyle şiddetlenebileceğini öne süren psikolojik model.
Arousal Theory
Fiziksel çevrenin ve karşılanmayan psikolojik ya da fizyolojik gereksinimlerin yarattığı stresin, bireyin uyarılma düzeyini doğrudan etkilediğini savunan kuram.
Satellite Male
Baskın ve bölgesel erkeklerin gölgesinde kalarak gösterişten kaçınan, ancak fırsat doğduğunda hızlıca üreme avantajı elde eden alternatif bir çiftleşme stratejisi sergileyen erkek birey.
Civilization
Sanat, bilim, teknoloji, hukuk ve karmaşık sosyal yapılar bakımından en üst düzeyde gelişmiş insan toplumu veya bu gelişmişlik düzeyine ulaşma süreci.
Compliance / Conformity
🔹 1. (compliance): Bir bireyin, başkalarının doğrudan istek, talep veya arzularına yönelik olarak davranışlarında sergilediği uyum ve boyun eğme tepkisi. 🔹 2. (conformity): Bireyin tutum, yargı ve davranışlarını bir grubun normlarına veya beklentilerine uyumlu hale getirmesi süreci.
Concurrence Seeking
Bir grup içinde, özellikle karar alma süreçlerinde fikir ayrışmalarından ve tartışmalardan kaçınma eğilimidir.
Congruity Theory
Bireylerin bilişsel sistemlerindeki unsurlar ile dış kaynaklı ikna edici mesajlar arasında tutarlılık aradığını savunan bir bilişsel tutarlılık kuramıdır.
Agreeableness / Compatibility
🔹 1. (agreeableness): Beş Faktör Kişilik Modeli'nde yer alan; işbirlikçi, yardımsever ve diğergâm davranışlar sergileme eğilimi. 🔹 2. (compatibility): İki veya daha fazla bireyin tutum, özellik ve arzularının uyuşması veya birbirini tamamlaması sayesinde uyumlu bir ilişki kurabilmesi durumu.
Dissonance Reduction
Bireyin bilişsel sistemindeki tutarsızlıkların yarattığı psikolojik rahatsızlığı hafifletmek için inanç, tutum veya davranışlarını değiştirmesi ya da yeni rasyonalizasyonlar üretmesi sürecidir.
Sleeper Effect
İkna edici bir mesajın etkisinin, zaman içinde azalmak yerine aksine artış göstermesi durumu.
Dissociative Group
Bireyin değerlerini, tutumlarını ve davranış biçimlerini benimsemekten kaçındığı, üyesi olmaktan imtina ettiği veya aidiyet kurmayı reddettiği sosyal referans grubu.
Conciliation
Çıkarları veya hedefleri başlangıçta çatışan bireylerin ya da grupların pozisyonlarını tarafsız bir üçüncü taraf aracılığıyla uyumlu hale getirme ve uzlaştırma süreci.
Tertiary Suggestibility
Bireyin sosyal baskı veya öneride bulunan kişinin prestiji nedeniyle, bir öneriyi eleştirel süzgecden geçirmeden kolayca kabul etme eğilimidir.
Superordinate Goal
İki ya da daha fazla grubun bireysel veya çatışan çıkarlarını bir kenara bırakarak, yalnızca kaynaklarını ve çabalarını ortaklaşa birleştirdikleri takdirde ulaşabilecekleri, diğer tüm koşullu hedeflerin üzerindeki baskın amaç.
Assumed Role
Bir bireyin belirli bir statü veya pozisyon için beklendiği inancıyla benimsediği davranış kalıbı ve belirsizlikle başa çıkma yöntemi.
Utopia
Mevcut toplumsal düzenin aksaklıklarını eleştirmek amacıyla tasarlanan, kusursuz ve ideal bir toplum modelidir.
Utopianism
Rasyonel ve ahlaki ilkeler temelinde kusursuz bir toplumsal düzen kurma olasılığına duyulan inanç ve insan doğasının gerçekçi olmayan bir vizyonuna dayandığı düşünülen her türlü idealist yaklaşım.
Membership Group
Bireylerin resmi veya gayri resmi olarak kabul edildiği, aidiyet hissettiği sosyal birlik veya organizasyon.
Assumed Similarity Bias
Bireylerin, diğer insanların da kendileriyle aynı niteliklere, özelliklere ve değerlere sahip olduğunu varsayma eğilimidir.
Citizen
Bir ülkenin veya siyasi topluluğun yasalarına göre doğum, yasal bağ veya vatandaşlığa kabul yoluyla üyesi olan ve temel haklar ile korumalardan yararlanan birey.
Conscientious Objector
Savaşa, savaş hazırlıklarına ve dini, ahlaki veya felsefi inançları gereği silahlı kuvvetlerde görev yapmaya karşı çıkan birey.
Wicca
Hristiyanlık öncesi Batı ve Kuzey Avrupa geleneklerine dayanan, doğa merkezli, duoteistik ve çağdaş bir pagan dini.
Voodoo
Batı Afrika büyü gelenekleri ve atalara tapınmanın Roma Katolikliği ritüelleriyle birleştiği, trans ve ruhsal mülkiyet hallerini içeren senkretik bir inanç sistemi.
Vodun
Batı Afrika kökenli, atalar kültü, doğa ruhları ve animistik inançları harmanlayan, trans halleri ve ritüellerle karakterize edilen kültürel ve dini sistem.
Accentuation Theory
Nesnelerin veya kişilerin belirli kategorilere yerleştirilmesinin, aynı kategorideki ögeler arasındaki benzerliklerin, farklı kategorideki ögeler arasındaki ise farkların abartılmasına yol açtığını öne süren bilişsel ve sosyal psikoloji kuramı.
Whitehall Studies
İngiliz memurlar üzerinde yürütülen, sosyal hiyerarşi ile mortalite ve morbidite oranları arasındaki ters yönlü ilişkiyi ortaya koyan çığır açıcı epidemiyolojik ve psikososyal boylamsal araştırmalar dizisidir.
Winkte
Lakota kültüründe tarihsel olarak kadınsı roller, kıyafetler ve işleri benimseyen, günümüzde ise genellikle eşcinsel veya üçüncü cinsiyet kimliğine sahip erkek bireyleri tanımlamak için kullanılan geleneksel bir kavram.
İmmediacy Behavior
İki kişi arasında rahatlık, samimiyet veya yakın bir ilişki olduğunu gösteren her türlü eylem, hareket veya fiziki duruştur.
Propinquity Effect
Bireylerin sık sık karşılaştıkları ve fiziksel olarak yakın oldukları kişilerle yakın ilişkiler kurma eğilimidir.
Convergence Theory
Benzer ihtiyaçlara, değerlere, amaçlara veya kişilik özelliklerine sahip bireylerin bir araya gelmesiyle kitle hareketlerinin, çetelerin ve toplumsal eylemlerin ortaya çıktığını savunan kolektif davranış modeli.
Deceiver’s Distrust
Başkalarına yalan söyleyen kişilerin, kendi hilekar eğilimlerini karşı tarafa yansıtarak diğer insanları da güvensiz ve sahtekar olarak algılama eğilimidir.
Supplication
Bireyin başkalarından yardım veya bakım sağlamak amacıyla kendini zayıf, muhtaç veya bağımlı olarak resmettiği bir kendini sunum stratejisidir.
Misattribution
Bireysel ya da gruplar arası davranışların veya kişilerarası olayların nedenine ilişkin hatalı çıkarımda bulunma durumu.
False-consensus Effect
Bireyin kendi düşünce, inanç ve davranışlarının, gerçekte olduğundan çok daha geniş bir popülasyon tarafından paylaşıldığını varsayma eğilimini tanımlayan bilişsel bir yanlılıktır.
Wrong Number Technique
Bireylerin belirli sosyal veya etnik gruplara ait üyelere yardım etme eğilimlerini, telefon aracılığıyla kurgulanmış küçük bir acil durum senaryosu üzerinden dolaylı yoldan ölçen sosyal psikoloji yöntemidir.
Construal
Bir bireyin kendi benliğini, başkalarının davranışlarını ve çevresel uyaranları algılama, anlama ve yorumlama biçimi.
Basking İn Reflected Glory (bırging)
Bireylerin, başarılı veya prestijli bir grupla olan bağlarını vurgulayarak kendi özsaygılarını ve sosyal statülerini artırma eğilimi.
Reflected Appraisals
Bireylerin, başkalarından aldıkları değerlendirici geri bildirimler yoluyla, başkaları tarafından nasıl algılandıklarına dair geliştirdikleri inançlar.
Cutting Off Reflected Failure (corfing)
Bireylerin, başarısız veya olumsuz algılanan bir grup ya da kişiyle olan psikolojik bağlarını, kendi benlik saygılarını korumak amacıyla bilinçli veya bilinçdışı olarak koparma eğilimi.
Bırging
Bireylerin, kendileriyle ilişkili başarılı başka kişi veya grupların başarılarıyla özdeşleşerek kendi benlik saygılarını artırma eğilimidir.
Jigsaw Method
Öğrencilerin ortak bir hedefe ulaşmak için birbirlerinin öğretmeni haline geldiği, işbirlikçi öğrenmeyi ve önyargıyı azaltmayı amaçlayan yapılandırılmış bir grup öğrenme tekniği.
Constructive Conflict Resolution
Bireyler arası veya gruplar arası anlaşmazlıkları uzlaşma, müzakere ve iş birliği gibi sağlığa ve ilişkiye katkı sağlayan yöntemlerle çözme süreci.
Constructive Obedience
Bireyin veya toplumun yararına sonuçlar doğuran, sosyal bir otoritenin emirlerine uyma davranışı.
Structural İntervention
Halk sağlığı risklerini, bu risklerin ortaya çıktığı toplumsal, yasal veya sosyal çevreyi bütüncül olarak değiştirerek ortadan kaldırmayı amaçlayan eylem planı.
Sanction
Bir eylemin yetkili bir merci tarafından onaylanması veya uygunsuz davranışları cezalandırmak ve caydırmak amacıyla uygulanan zorlayıcı önlemdir.
İngratiation
Bireyin, özellikle bilinçli izlenim yönetimi yoluyla başkalarının beğenisini ve onayını kazanmak için sergilediği stratejik ve genellikle samimiyetsiz çabaları.
Helping
Bir veya daha fazla bireyin, başkalarının durumunu veya refahını iyileştirmek amacıyla sergilediği prososyal davranış türüdür.
Quasineed
Biyolojik bir eksiklikten ziyade, niyet veya amaç kökenli olan ve amaca yönelik davranışı başlatan gerginlik durumu.
Wet-globe Bulb Temperature
Ortam sıcaklığı, nem, rüzgar hızı ve güneş radyasyonunu bir arada değerlendirerek insan vücudunun termoregülasyon stresini hesaplayan kompozit bir indeks ölçütüdür.
Age Discrimination / Ageism
🔹 1. (age discrimination): Bireylerin kronolojik yaşları temel alınarak farklı ve adaletsiz muameleye maruz kalması durumu. 🔹 2. (ageism): Yaşlı bireylere karşı geliştirilen ön yargılı tutum, olumsuz kalıp yargı (stereotip) ve ayrımcı davranışlar bütünü.
Habitability
Spesifik bir çevrenin, orada yaşayan bireylerin işlevsel ve estetik gereksinimlerini karşılama derecesi.
Elderspeak
Genç bireylerin, yaşlı yetişkinlerle iletişim kurarken bilinçsiz veya örtük yaşlılık kalıp yargılarıyla konuşma hızını yavaşlatması, ses tonunu yükseltmesi, cümleleri basitleştirmesi ve küçültücü ekler ya da hitaplar kullanması.
Horizontal Group
Aynı sosyoekonomik statü veya sosyal sınıftan bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan grup yapısı.
Horizontal Mobility
Bireylerin veya grupların, aynı toplumsal sınıf veya statü kategorisi içinde kalmak koşuluyla bir rolden, meslekten veya coğrafi konumdan diğerine geçiş yapması.
İnvestment Model
Bireylerin bir ilişkiye olan bağlılığını; ilişki tatmini, mevcut alternatiflerin kalitesi ve ilişkiye yapılan yatırımların büyüklüğü olmak üzere üç temel bileşen üzerinden açıklayan sosyal psikolojik kuram.
Pedestrian Movement
Kamusal alanlarda yayaların oluşturduğu, rastgele görünmesine rağmen genellikle en kısa rota prensibine dayanan düzenli ve öngörülebilir akış dinamikleri.
Diffuse-status Characteristic
Beklenti-durum kuramında, bireylerin kendi ve başkalarının yetkinlik ile sosyal değerini tahmin ederken kullandığı; yaş, cinsiyet ve etnisite gibi belirli bir bağlamla doğrudan ilgisi olmayan genel kişisel özelliklerdir.
Diffusion Process
Yeni bir kavram, fikir veya ürünün merkezdeki bir gruptan dalga dalga yayılarak hedef popülasyonun genel tamamı tarafından benimsenmesi dinamiktir.
Correspondence Bias
Bireylerin başkalarının davranışlarını gözlemlerken durumsal faktörleri göz ardı ederek bu davranışları aşırı ölçüde içsel ve kişilik özelliklerine atfetme eğilimi.
İnnovation Diffusion
Yeni bir teknolojinin, fikrin veya pratik uygulamanın hedef popülasyon içinde zamanla kademeli olarak yayılması süreci.
Place Attachment
Bireylerin belirli coğrafi konumlara karşı geliştirdikleri, güvenlik ve aidiyet hissi sağlayan, kimlik oluşumunu destekleyen duygusal bağ.
Native American
Avrupa kolonizasyonundan önce Batı Yarımküre topraklarında yaşayan ve ataları bu bölgeyi mesken tutmuş olan yerli halkların herhangi bir üyesini tanımlayan çatı kavram.
İndigenous Researcher
Kendi yerli topluluğundan veya kültürel ortamından gelen ve bu grup içinde ya da grubu hedef alarak akademik veya uygulamalı araştırmalar yürüten bilim insanı.
İnsufficient Justification Effect
Bireylerin büyük bir ödül veya tehdit yerine, çok küçük bir dışsal teşvikle karşılaştıklarında, kendi tutum ve inançlarına ters düşen davranışları benimsemeye veya bunlara rasyonel bir gerekçe bulmaya daha yatkın olduklarını gösteren psikolojik olgu.
Authority
Bireylerin veya grupların davranışlarını yönlendirme, karar alma ve başkaları üzerinde etki uygulama kapasitesi.
Mandate Phenomenon
Liderlerin, grup içerisinden aldıkları ezici çoğunluktaki desteği yanlış yorumlayarak otoritelerinin sınırlarını aşma ve eleştirilere karşı körleşme eğilimidir.
Destructive Obedience
Masum bireylere zarar verilmesine, toplumsal zarara veya kurumsal güvenin sarsılmasına yol açan sosyal, askeri veya ahlaki otoritelerin emirlerine uyma eğilimi.
Star
Sosyometride, grup üyeleri tarafından en çok beğenilen, tercih edilen, hayranlık duyulan ve iş birliği yapılmak istenen en popüler birey.
Thick Description
Nitel araştırmalarda, gözlemlenen bir davranışın salt fiziksel hareketlerini değil, gerçekleştiği kültürel ve sosyal bağlamı, katılımcıların niyetlerini ve aralarındaki karmaşık ilişkiler ağını da derinlemesine yorumlayan betimleme biçimi.
Density-intensity Hypothesis
Yüksek mekansal yoğunluğun, nötr durumlara doğrudan etki etmediğini, ancak olumsuz ortamları daha da rahatsız edici, olumlu ortamlardan ise alınan keyfi ise katbekat artırdığını öne süren çevresel psikoloji teorisi.
Feminization Of Poverty
Batı toplumlarında düşük gelirli nüfusun oran olarak çoğunluğunun kadınlardan oluşması eğilimini ifade eden sosyolojik ve ekonomik olgu.
Biasing Factor
Tutumla ilgili bilgilerin zihinsel işlenme değerini (valansını) sistematik olarak bir yöne doğru saptıran değişken.
Nondirected Discussion Method
Katılımcıların belirli kurallar, kısıtlamalar veya bir lider müdahalesi olmaksızın, yalnızca liderin konuyu belirlediği bir çerçevede gerçekleştirdikleri özgür etkileşimli tartışma biçimi.
Methodological İndividualism
Toplumsal olgu ve kurumların, yalnızca bireylerin eylemleri, tercihleri ve motivasyonları temel alınarak açıklanabileceğini savunan analitik yaklaşım.
Upward Mobility
Bir bireyin veya grubun daha yüksek bir sosyal sınıfa veya sosyoekonomik statüye geçiş süreci.
Facework
Sosyal etkileşimlerde bireylerin hem kendi onurunu (yüzünü) hem de karşısındakinin itibarını korumak için sergilediği stratejik davranışlar bütünü.
Face Saving
Bireyin sosyal bir pot kırma, hata veya olumsuz izlenim sonrasında itibarını, onurunu ve sosyal statüsünü korumak veya onarmak amacıyla sergilediği davranışsal stratejiler bütünü.
Face-to-face İnteraction
İki veya daha fazla bireyin aracı bir teknoloji, yazılı ortam veya üçüncü taraf olmaksızın doğrudan, eş zamanlı ve fiziksel olarak gerçekleştirdiği karşılıklı iletişim süreci.
Face-ism
Görsel medyada erkeklerin ağırlıklı olarak yüzleriyle (entelektüel ve zihinsel yönü simgeleyecek şekilde), kadınların ise tüm bedenleriyle (duyusal ve bedensel yönü simgeleyecek şekilde) temsil edilme eğilimidir.
Door-in-the-face Technique
Büyük ve reddedilmesi kesin olan bir ilk talebin ardından, gerçekte hedeflenen daha küçük ve makul talebin sunulduğu iki aşamalı bir uyum ve ikna stratejisidir.
Temporal Appraisal Theory
Bireylerin geçmişteki benliklerine dair değerlendirmelerinin, bugünkü benliklerine yaptıkları değerlendirmelerden sistematik olarak daha olumsuz olma eğiliminde olduğunu öne süren psikolojik model.
Zeitgeist
Belirli bir tarihi dönemde bir toplumun egemen fikirlerini, tutumlarını, inançlarını ve duygusal iklimini biçimlendiren kolektif zihinsel ve kültürel atmosfer.
Xenophobia
Yabancılara, farklı uluslardan, etnik kökenlerden veya bölgelerden gelen bireylere karşı duyulan güçlü, irrasyonel ve sıklıkla patolojik düzeydeki korku ve düşmanlık.
Mind Control
Bir bireyin tutum, inanç ve davranışlarının, genellikle dini veya politik bir grubun çıkarları doğrultusunda yoğun sosyal etki, baskı ve telkin yöntemleriyle manipüle edilmesi süreci.
Chain Reproduction
Bilginin, hikayelerin veya materyallerin bireyler ya da gruplar arasında aktarılırken her aşamada kaçınılmaz olarak değişime uğraması süreci.
Zombie
Batı Afrika ve Haiti halk inançlarında, cadılık veya doğaüstü güçler aracılığıyla yeniden canlandırıldığına inanılan ruhsuz ve iradesiz ceset.
Coercive Power
Bireylerin veya grupların uyumunu ceza uygulama ya da ceza tehdidi gibi zorlayıcı yöntemlerle sağlama kapasitesi.
Forced Compliance Effect
Bir bireyin tutumlarıyla çelişen bir davranışı sergilemeye dışsal baskıyla zorlanmasının ardından, davranışıyla tutumunu uyumlu hale getirmek için tutumunu değiştirme eğilimidir.